Haberler
- İstanbul'un eski vaizlerinden İbrahim Subaşı'nın cenazesi, Fatih...
- Niksar Kent Konseyi 2012 yılının ilk toplantısını yaptı....
- Niksar'da sertifikalı organik meyve ve sebze yetiştiriciliği...
- Yüzlerce talebe ve hoca yetiştiren Niksarlı din alimlerinden İ...
- Ak Parti Niksar İlçe Başkanı Yıldız; “Köylerimize hizmetin en g...
- Niksar İlçemizdeki Hayvan Sahiplerinin Dikkatine... 02.12.2011 tarih...
- Günebakan Belediyesi maddi anlamda zor günler geçiriyor. Bel...
- Vakıflar Genel Müdürlüğünce Niksar'da yapımı tamamlanan İş ...
- 2011 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına g...
- Tokat'ın Niksar ilçesinde çevre yolu kenarında yanarak tan...
|
Hoş geldiniz,
Ziyaretçi
|
Dinimizle İlgili Bilgiler
|
BAŞLIK: Sabır
Sabır 2 yıl, 7 ay önce #289
|
Ölen yavrusunun ızdırabını bir türlü dindiremeyen ana, mezarın başına oturmuş, feryadüfigan edip duruyordu.Oradan geçmekte
olan Resul-ü Ekrem(asm) kadını teselli etmek istedi; herşeyin Allah’tan geldiğini, sabretmenin icabettiğini, bu kadar feryadüfiganın fazla olduğunu ifade buyurdu.Başını dahi, kaldırmayan kadın çıkıştı: “Sana ne benim halimden? Bırak beni kendi halime!” Şefkat ve merhamet madeni Resul-ü Ekrem kadıncağıza bir şey söylemeden ayrılıp gitti.Sonradan teessür içinde gelen kadın, “Ya Resulallah, zatınızı tanıyamadım, beni affedin.Yavrumuzun üzüntüsü benim sabrımı yok etti.” dedi.Bunun üzerine Resul-ü Ekrem(asm) buyurdu: “Sabır, musibetlerin ilk çarptığı anda lazımdır.O anda gösterilmeyen sabrın sonra gösterilmesi istenen sabırdan değildir.”Resul-ü Ekrem (asm) musibetin ilk isabet ettiği anda yapılması gerekenin, meali verilen, şu ayeti okumak olduğunu belirtmiştir:”Sabredenlere müjdele. Onlar ki, üzerilerine bir musibet isabet ettiğinde, ‘muhakkak ki, biz Allah içiniz, Allah’a teslim olmuşuz ve yine O’na döneceğiz.’(derler.)” Bu ayetle yeryüzündeki varlığımızın Allah’ın tecellileri adına değişip dönüşebileceğini aslında halimizin sayısız esmanın tecellisine mazhar ayineler olduğumuzu hatırlıyor, kalbimize bir teselli, nefsimize bir nasihat devşiriyoruz.”Ben ben için değil, ‘Allah için’ varedilmişim, öyleyse her hal O’ndandır, her halukarda O’na döneceğim.” İNNA LİLLAHİ VE İNNA İLEYHİ RACİ’UN Her gün yeni bir yolcu çıkıyor, Ebed yoluna... Tahta bir sanduka içinde, Son bir saltanat sürüyor üç-beş kişinin omzunda... Inna lillahi ve inna ileyhi raciun... Bilinmeyen bir yolun yolcusuyuz hepimiz, Görünmeyen bir son,bizi bekliyor... Nice sultan,nice hükümdar gördü bu misafirhane. Sonunda ebed yolunun yolcusu oldu hepsi. Inna lillahi ve inna ileyhi raciun.... Ebed yolunda yürünmüyor, Sadece aldığın nefes kadar ilerliyorsun... Son nefesini verince yolcu, İşte yolun sonu o zaman görünüyor. Inna lillahi ve inna ileyhi raciun.... Zaman dedikleri şey, aslında bizim ebede olan yolculuğumuzdaki adımlarımız. Her saniye,her dakika,her saat... Her gün,her ay,her yıl... Bizi ebed yolculuğunda bir adım ileri taşıyor... Inna lillahi ve inna ileyhi raciun... Ebede uğurlanan her yolcunun ardında... Gözler puslu,nemli kalıyor... Hüzün ebed yolcusunun ocağına düşüyor. Her dilde,her gönülde aynı hece tekrarlanıyor... Inna lillahi ve inna ileyhi raciun.... |
|
Son Düzenleme: 2 yıl, 7 ay önce Düzenleyen niksarhuseyingazi.
|
|
Sayfa oluşturulma süresi: 0.33 saniye
In order to view this page you need Flash Player 9+ support!

