02 Eylül 2014, Salı
   
Yazı Boyutu
Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanııcı Adı: Şifre: Beni hatırla

Dinimizle İlgili Bilgiler
  • Sayfa:
  • 1

BAŞLIK: Sandalyede Oturarak Namaz Nasıl Kılınır?

Sandalyede Oturarak Namaz Nasıl Kılınır? 17 Ağu 2011 15:18 #954

  • niksarhuseyingazi
  • niksarhuseyingazi's Avatar
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Administrator
  • Gönderiler: 1037
  • Teşekkür Sayısı: 1
  • Başarı: 2
Sandalyede Oturarak Namaz Kılmak

Bilindiği üzere camilerde, safların arka tarafına sandalye, kanepe veya benzeri bir şey koyuyorlar, ayakta duramayanlar veya yere oturamayanlar bu şeylerin üzerine oturuyor, farzda da buradan imama uyarak namazlarını kılıyorlar. Rükû ve secdeyi îmâ ile (başlarını rükûda biraz, secdede de daha fazla öne eğerek) yapıyorlar. Televizyonlarda veya başka yerlerde konuşan, yazan bazı hocalar "sandalye vb. üzerine oturularak kılınan namazların sahih olmadığını, yere oturmanın şart olduğunu" söylüyor, hatta bazılar daha ileri giderek sandalyelerin camilerden kaldırılmasını istiyorlar. Bu konuda bize bilgi verirseniz memnun olacağız; selamlar.


Cevap:

Hasta oldukları için namazın bazı kısımlarını yapamayan müslümanlar Peygamberimize (s.a.) ne yapacaklarını sormuşlar ve "ayakta duramayanların oturarak, oturamayanların yatarak, rükû ve secde yapamayanların îmâ (işaret ederek, mesela başlarını öne eğerek) namaz kılabileceklerini, Allah'ın kullarını, güçlerinin yetmediği bir şeyle yükümlü kılmadığını" öğrenmişlerdir. Bu bilginin kaynağı sağlam, güvenilir hadislerdir.
Nasıl ve nereye oturulacağı konusunda Peygamberimizin bir sınırlaması yoktur. Bu konuda şekil ileri sürenler bunu, ictihad ve yorumlarına dayandırmışlar, bu oturmanın şekli üzerinde bir ittifak da oluşmamıştır.
Fıkıhçılar, oturarak, yatarak veya îmâ ile namaz kılmanın caiz olmasına sebep olacak hastalığın derecesi üzerinde de durmuşlardır. Buna göre fiilen ayakta durmayı veya rükû, secde yapmayı imkânsız kılan hastalıklar ve özürler yanında baş dönmesi, kanama, huzuru bozacak ölçüde ağrı ve sancı, hastalığın artması gibi sonuçların doğması da fiilen hasta olmak gibi kabul edilmiştir; yani bu mazeretler ve gerekçelerle de oturarak, yatarak, îmâ ile namaz kılmanın caiz olduğu ifade edilmiştir.
Fıkıhçıların konumuz hakkındaki açıklamalarına örnek olarak meşhur Hanefî fıkıhçı İbn Âbidîn'den bazı özet nakiller yaptıktan sonra sandalye meselesine geçebiliriz:
"Namazdan önce mevcut olan veya namaz kılarken oluşan bir hastalıktan dolayı veya mevcut hastalığın artması yahut da rahatsızlığın belli hareketler sonucu meydana gelmesi ihtimali bulunduğunda (böyle bir mazereti olanlardan) ayakta duramayanlar istedikleri şekilde oturarak, bir süre ayakta durabilenler de o süreden sonra oturarak, yapabiliyorlarsa normal rükû ve secde ile namazlarını kılarlar. "İstedikleri şekilde" otururlar; çünkü mazeret, namazın olmazsa olmaz parçalarının (erkânının) bulunmamasını/yapılmamasını caiz hale getirdiğine göre, şekillerin ortadan kalkmasını elbette sağlayacaktır. Rükû ve secdeyi yapamayanlar da -ayakta da yapması caiz olmakla beraber- tercihen oturdukları yerden îmâ ile rükû ve secde yaparlar; oturdukları yerden (aayaakta değil de oturarak) îmâ yapmalarının daha iyi olması yere daha yakın ve böylece de secdeye daha benzer olmasındandır. İmâ yaparken başını, rükû için yaptığından biraz daha fazla eğmek gerekir. Oturmakta da güçlük çekenler ya sırt üstü, ayaklar toparlanmış olarak kıbleye dönük vaziyette veya yan üstü kıbleye yönelerek yatar, namazlarını böyle kılarlar. Hayvana binmiş bulunan hasta ile indiği takdirde yerde kalacağından, tekrar binemeyeceğinden korkan kimseler de hayvan üzerinde (semer, eğer veya mahfede oturmuş olarak) namazlarını kılarlar. Mazereti olanlar namazını hangi kısmını tam yapabilirlerse onu tam yapar, geri kalanını yapabildikleri ölçüde yaparlar..." (C. , s. 558-560).
Günümüzde, "Sandalye vb. üzerinde oturarak namaz kılmak caiz değildir, ayakta duramayanın yere oturması gerekir" diyenlerin delillerini (din kaynaklarından neye dayandıklarını) yazmamışsınız. Bunu da öğrenir ve bana yazarsanız onlara da cevap veririm. Ama yukarıdaki açıklamaları göz önüne aldığımızda "sandalyeye oturarak namaz kılınamaz" diyenlerin Kur'an'a, Sünnet'e, hatta eski fıkıhçılarımızın açık bir ifadesine dayanmadıklarını söylemek mümkündür. Kur'an'da ve sünnette böyle bir ifade yoktur ve olamaz; çünkü vahyin geldiği zamanda ve yerde sandalye yoktur, ona oturma şeklinde bir âdet de mevcut değildir. İnsanlar ayakta duramıyorlarsa tabîî olarak ve o günün imkanlarına göre yere oturmaktadırlar. Fıkıhçıların sözlerine de dayanamazlar; çünkü bir örneğini yukarda gördüğümüz fıkıhçıların sözlerinden, sandalyeye oturarak namaz kılmanın caiz olmadığı değil, tam aksine caiz olduğu sonucu çıkar; çünkü:
1. Allah kulunu gücünün yetmediği, ona zor gelen, eziyet veren, canını acıtan, hasta eden, hastalığını arttıran, sağlık veya hayatını tehlikeye sokan...bir vazife ile yükümlü kılmamıştır. Yere oturamayan, oturduğu zaman acı ve ağrı çeken veya tekrar kalkamayan, bu yüzden de kıyam ve rükû vazifelerini yerine getiremeyecek olan kimseleri yere oturmaya mecbur edenler Allah'ın muradına, dinin temel kurallarına aykırı davranmış olurlar.
2. Mazeretleri sebebiyle hayvandan inemeyenler, inerlerse tekrar binememekten veya inerlerse hastalıklarının artmasından, ağır ve acı çekmekten korkanlar (böyle ihtimallerin bulunması halinde) hayvan üzerinde oturarak namazların kılabildiklerine göre, yere oturdukları takdirde hastalıklarının artması veya ağır ve acı çekmeleri ihtimali ile karşılaşanların da ya ayakta veya oturmaları gerekiyorsa oturabildikleri bir şeyin üzerinde namaz kılmaları caiz olacaktır.
3. Eski fıkıh alimleri, "hastalık, ağrı ve acı çekmek, tehlike vb. mazeretler erkânın (kıyam, rükû, secde gibi namazın temel kısımlarının) yapılmamasına sebep teşkil ettiğine göre şeklin ortadan kalkmasına elbette sebep olur" dedikleri halde, yeni bazı "hocaların", "oturmanın şekline tesir etmez, sandalyeye oturmayı caiz kılmaz, illa da yere oturmak gerekir" demeleri eski fıkıhçıların anlayışına da ters düşer.
4. "İmâ ile namaz kılanların ayakta değil de oturarak îmâ yapmaları daha iyi olur denmiş", bu da "oturulduğu zaman yere daha yakın olunur ve bu secde haline de daha yakın bir duruştur" gerekçesine bağlanmıştır. Ancak bunu söyleyen fıkıhçılar, ayakta dururken 'imâ yapmanın da caiz olduğunu söylemişlerdir. Ayrıca secde îmâ ile (ayakta veya oturarak baş eğmek suretiyle) yapıldıktan sonra, bu sırada başın yere daha yakın veya uzak olması sonucu değiştirmez; yakın olsun, uzak olsun yapılan gerçek/normal secde değil, îmâdır; îmâ ile yapılmış secdedir. "Yere yakın olunca secdeye daha çok benzeyeceği ise" bir yakıştırmadan ibarettir; çünkü gerçek/normal secde alın ve burun yere yaklaştırıldığı zaman değil, değdiği zaman olur.
5. "Ayakta duramıyorsa otursun, oturamıyorsa yatarak kılsın..." buyurulmuş, eğer ayakta duramayanların secdeye en yakın olmaları istenseydi "oturarak kılsın" denmez, yatarak kılsın denirdi; çünkü secdeye (alnı, burnu yere koymaya) en yakın durum oturma hali değil, yatma halidir.
6. Hasta yere oturup secdeyi tam olarak yapma imkanına sahip ise yere oturur, kıyamı terk etmiş, rüku'u da îma ile yapmış olur, sıra secde etmeye gelince secde eder, oturmayı (ka'de) da tam yapmış olur. Yere oturma ve secdeyi tam yapma imkanı yoksa (veya zorluk varsa) namaza -bu da mümkün ise- ayakta başlar, mümkün ise rükû'u yapar, secdeye sıra gelince sandalye veya benzerine oturur ve îma ile secde eder, tekrar ayağa kalkması mümkün ise kalkar, değil ise namaza oturduğu yerde devam eder.

Hayrettin Karaman

alıntı

Diyanet İşleri Başkanlığı, 1900´leri başından beri tartışılan, camilerle ilgili ´reform´ niteliğinde bir karara imza attı. Camilerde sandalyeli bölüm oluşturulacak. Diyanet tarafından yayınlanan bir genelge ile duyurulan Din İşleri Yüksek Kurulu kararında, camilerde bugüne kadar mazeretleri nedeniyle yanlarında getirdikleri tabure ve sandalye ile namaz kılanların görüntü estetiğini bozduğu belirtilerek, şöyle denildi: ´Rahatsızlıkları sebebiyle ayaklarını yana veya kıbleye uzatarak da olsa yere oturamayanlar için cami ve mescitlerde sandalye/tabure vs. üzerine oturarak ima ile namazlarını kılmaları tavsiye edilecek, sandalye/tabureler için cemaat ve saf düzenini aksatmayacak şekilde cami içinde belirli yerler ayrılacaktır.´ Genelgede, Din İşleri Yüksek Kurulu´nun ´İslam Dini kolaylık üzerine bina edilmiştir. Hastalık ve engelli olmak da bu kolaylaştırma sebepleri arasında yer almaktadır. Buna göre, ayakta namaz kılmaya gücü yetmeyen veya ayakta durmakta zorlanan kimse yere oturarak namazını kılabilir´ görüşüne de yer verildi. Engellilerin rahat namaz kılabilmesi ve saf düzeninin bozulmaması için bu genelgenin yayınlanmasıyla yaklaşık 100 yıldır süren bir tartışmada da önemli bir adım atılmış oldu. 1900´lü yılların başında ´dinde reform´ isteyenler tarafından ortaya atılan camilere sıra, sandalye konulması, bir bölüm ayrılması önerileri ilk defa gerçekleşmiş olacak.

İLAHİYATÇILAR NE DİYOR?
İlahiyatçılar ise bunun bir ´reform´ değil, ´kolaylaştırma´ olacağı görüşünde.

* Prof. Dr. Hayrettin Karaman: Camiye sandalye konulması, bunun için bölüm ayrılması reform olmaz. Çünkü Hıristiyanlık´ta bu şekilde ibadet baştan beri var. Bizde sağlam olanın oturması caiz olmadığına göre giderek herkesin sıralarda oturması da düşünülemez. Diyanet sandalyede oturarak namaz kılmayı yasaklamıyor fakat sandalyelerle safların arasına girdiğinizde sünnet olan saf düzeninde bozulma oluyor. Onun için rahatsız olan vatandaşlara bölüm ayrılması düşünülmüş. 20´inci yüzyılın başında kiliselerde olduğu gibi masa koyalım, insanlar ayakkabılarıyla girsinler diyorlardı. Bu caiz değil.




* Prof. Dr. Beyza Bilgin: Diyanet´in düzenlediği 1´inci Din Şurası´nda engelliler için cami merdivenlerine eğimli bölüm yapılması ve cami içinde de yer ayrılmasını önermiştim. O zaman Cuma namazı engellilere farz değil diye kabul etmemişlerdi. Şimdi ayrılan bölümlere zamanla ayakkabısını çeşitli nedenlerle çıkarmak istemeyenler ve yaşlılar girebilir. Bunu reform olarak değil de imkan yaratmak, kolaylaştırma diye kabul etmek doğru. Peygamberimiz kolaylaştırın buyurmuştur.

* Mehmet Bekaroğlu (Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi): Camide saf düzenini bozmadan, rahatlıkla namaz kılmaları için bir yer olsun istedik. Hastalık sebebiyle camiden mahrum olmak istemeyene bir kolaylık olsun istedik. Namazın farzları bellidir. Bunun dışında bir şekle dönüşmesi mümkün değildir.
(SABAH GAZETESİ)


´SANDALYEDE NAMAZ KABUL OLMAZ´


Mehmet Oruç: (Türkiye Gazetesi)


Sual: Birçok camilere sandalyeler konmuş. Sandalyede namaz kılanlar, (Dinde kolaylık olduğu, güçlük olmadığı için sandalyede namaz kılıyoruz) diyorlar. Doğru mu?
CEVAP
Doğru değildir. Dinde güçlük yok demek, (Size güç gelen ibadetleri yapmayın veya bu ibadetleri istediğiniz gibi değiştirin) demek değildir. Dinimizin izin verdiği ruhsatlardan istifade edilir. Camiye kadar gelen kimse yere de oturabilir. Secde edemiyorsa, ayaklarını kıbleye doğru uzatarak ima ile namazını kılar. Yahut sandalyeye oturup ayaklarını başka bir sandalyenin üstüne koyabilir.

Sual: Hasta bir kimsenin, sandalyede namaz kılması niçin caiz değildir?
CEVAP
Din kitaplarında deniyor ki:
Ayakta duramayan veya zarar gören, başı dönen kimse, farzları da, secde ettiği yerde oturarak kılar. Rüku için eğilir. Secde için, başını yere koyar. Duvara, değneğe, insana dayanarak, biraz ayakta durabilenin, ayakta tekbir alması ve o kadarcık ayakta okuması farzdır. Secde için yere eğilemeyen hasta, 25 cm.den yüksek olmayan, sert bir şey üzerine secde eder. Alnında yara olan, yalnız burnu ile, burnunda yara olan da, yalnız alnı ile secde eder. Alnında ve burnunda birlikte özür olup başını yere veya böyle sert bir şey üzerine koyamayan, ayakta durabilse bile, yere oturarak ima ile kılar. Yani rüku için biraz eğilir. Secde için, rükudan daha çok eğilir. Secde için, kendisi veya başkası, yerden bir şey kaldırıp, yüzünü bunun üstüne koyması tahrimen mekruhtur.

Resulullah efendimiz bir hastayı ziyaret etti. Bunun, eli ile yastık kaldırıp, üzerine secde ettiğini görünce, yastığı aldı. Hasta, odun kaldırarak bunun üstüne secde etti. Odunu da aldı ve (Gücün yeterse, yere secde et! Yere eğilemezsen, yüzüne bir şey kaldırıp, bunun üzerine secde etme! İma ederek kıl ve secdede, rükudan daha çok eğil!) buyurdu. (Fethul-kadir, Merakıl-felah, Halebi, Mecmaul-enhür)

Bir uzvundaki dertten dolayı uygun oturamayan kimse, istediği gibi oturur. Oturabilmek için, ayaklarını kıbleye karşı uzatabilir. Bir yerini yastığa veya başka şeye dayar. Yahut, bir kimse tutarak düşmesine mani olur. Yüksek bir şeyin üstüne oturup ima ile kılması caiz değildir.

[Sandalyede oturarak kılanın namazı kabul olmaz. Çünkü, sandalyede oturmak için zaruret yoktur. Sandalyede oturabilen kimse, yerde de oturabilir ve yerde oturabilenin yere oturup kılması lazımdır. Namazdan sonra, yerden ayağa kalkamayan, sandalyeden ise kolay kalkan hastayı yerden bir kimse kaldırır. Yahut, kıbleye karşı olan bir karyolada, ayaklarını sarkıtmadan oturarak kılar. Namazdan sonra, ayaklarını yatağın bir yanına sarkıtıp, sandalyeden kalkar gibi kalkar.]

Bir şeye dayanarak veya bir kimsenin tutması ile de, yerde oturamayan hasta, sırt üstü yatarak kılar. Ayaklarını kıbleye uzatır. Başı altına yastık koyar. Yüzü kıbleye karşı olur. Veya kıbleye karşı sağ veya sol yanı üzerine yatar. Rüku ve secdeleri, başı ile ima eder. Böyle de ima edemeyen aklı başında bir hasta, bir günden çok namazını kılamazsa, hiçbirini kaza etmez. Semavi bir sebep ile, yani elinde olmayarak, mesela hastalık ile veya baygın yahut secde, rekat sayılarını unutacak kadar dalgın olarak, beşten fazla namazını kılamayan da böyledir. Alkollü içkiler veya ilaç alarak böyle baygın, dalgın olanın, kılamadığı namazlarının adedi birkaç günlük olsa da, hepsini kaza etmesi lazımdır.

Hastanın yatakta veya sandalyede, ayaklarını sarkıtarak oturup, ima ile kılması caiz değildir. Hasta, yerde veya uzunluğu kıble istikametinde olan bir çekyat üstünde, kıbleye karşı oturarak kılar. Yere oturunca kalkamazsa, sandalye, koltuk veya yatak üzerine oturur, ayaklarını bir sehpanın üstüne koyarak ima ile kılar. Felçli olup sandalyesinden inip binemeyen de, mümkünse ayaklarını sehpaya koyar veya koydurur. Buna da imkan yoksa, zaruretten dolayı kendi sandalyesinde kılması caiz olur.

Sual: Bacaklarını bükemeyen hastalar sandalyede namaz kılamıyor. Bu hasta oturup kalkamıyorsa veya felçli ise ne olacak? Tekerlekli sandalyesinde kılamaz mı?
CEVAP
Ayaklarını bükemeyen hasta, yatağının içinde, ayaklarını kıbleye karşı uzatarak ima ile kılabilir. Divanda, somyada veya yatakta böyle oturarak kılar. Koltuğa oturursa ayaklarını sehpaya veya başka bir koltuğa koyarak kılabilir. Bunları da yapamayan hasta yatarak ima ile kılar.

Tekerlekli sandalyesinde oturan felçli de, bir yardımcısı yoksa, ayaklarını önündeki sehpaya koyamayacağı için, ayaklarını sarkıtarak da kılması caiz olur.

Sual: Bacakları felçli olan namazlarını tekerlekli sandalyede kılabilir mi?
CEVAP
Bir yardımcı ile de yere inme imkanı varsa veya ayaklarını koyabileceği bir sehpa varsa sandalyede namaz kılmak caiz olmaz. Yere indirecek bir yardımcı bulunmadığı zaman, ayaklarını sehpanın üstüne koyamıyorsa, vakit çıkma tehlikesi de varsa, zaruretten dolayı namazı tekerlekli sandalyede ima ile kılmak caiz olur.

alıntı
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
  • Sayfa:
  • 1