Haberler
- İstanbul'un eski vaizlerinden İbrahim Subaşı'nın cenazesi, Fatih...
- Niksar Kent Konseyi 2012 yılının ilk toplantısını yaptı....
- Niksar'da sertifikalı organik meyve ve sebze yetiştiriciliği...
- Yüzlerce talebe ve hoca yetiştiren Niksarlı din alimlerinden İ...
- Ak Parti Niksar İlçe Başkanı Yıldız; “Köylerimize hizmetin en g...
- Niksar İlçemizdeki Hayvan Sahiplerinin Dikkatine... 02.12.2011 tarih...
- Günebakan Belediyesi maddi anlamda zor günler geçiriyor. Bel...
- Vakıflar Genel Müdürlüğünce Niksar'da yapımı tamamlanan İş ...
- 2011 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına g...
- Tokat'ın Niksar ilçesinde çevre yolu kenarında yanarak tan...
|
Hoş geldiniz,
Ziyaretçi
|
Niksar
|
BAŞLIK: Niksarda Kültür ve Turizm
Niksarda Kültür ve Turizm 2 yıl, 10 ay önce #170
|
TURİZM
Roma,Bizans, Danişmendli, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ait bir çok eseri görebileceğiniz Niksar’ın bir diğer özelliği de tabii güzelliğidir.Tarihi eserleri teşhir ve korumak amacıyla belediye tarafından Türk-İslam Eserleri Müzesi kurulmuştur. Yayla turizmine elverişli olan Çamiçi Yaylası ulaşım kolaylığı ve tabii güzellikleri ile hızlı bir gelişme kaydetmektedir.Yaylada toplam 62 yataklı iki motel,48 yataklı 8 dubleks daire ve pansiyonlar mevcuttur. Niksar Çamiçi Yayla Şenlikleri adı altında Orta Anadolu ve Karadeniz’i kapsayan, ilmi toplantı, bilgi ve şiir şölenlerinin yer aldığı, örf, adet ve geleneklerimizin yaşatılmasına yönelik etkinlikler düzenlenmektedir. Ayvaz mesire yeri,dünyaca ünlü 05 sertlik derecedeki ayvaz memba suyu güzel görünümü, sunulan hizmetleri ile bilinen en cazip dinlenme ve eğlence merkezidir.El sanatları yöremizde gelmiş olup el halısı kilim hediyelik sandık kaval zurna süpürge turizme potansiyeline önemli katkı sağlar. Niksar kalesi, Yağıbasan Medresesi,Yağıbasan Türbesi, Kale Cami, Kale Hamamı, Kale Kilisesi , Melik Gazi Mezarlığı , Kulak Tekkesi , Akyapı Kümbeti, Çöreği Büyük Cami , Ulu Cami , Cin Cami, Kırkkızlar Türbesi , Hacı Çıkrık Medresesi , Sungur Bey Türbesi, Erzurumlu Emrah Türbesi , Lülecizade Türbesi, Kardeşler Çeşmesi , Taş Mektep , Leylekli Köprü , Talazan Köprüsü , Hamidiye Köprüsü , Hamamlar , Sivil Mimari örneği olan evleri ile bir açık hava müzesi konumundadır. NİKSAR MUTFAĞI Geleneksel Tokat-Niksar evlerinin en büyük özelliği, evin en büyük odalarından birisinin mutfak olarak kullanılmasıdır.Mutfağa halk ağzıyla “Aşevi” veya “Aşkana” denir. Odanın bir köşesinde yemek yapmaya ve çamaşır kazanı kaynatmaya yarayan yer ocağı bulunurken; diğer tarafta kurutulmuş yiyecek, konserve saklandığı bölmeli tahtadan yapılmış ambar vardır. Mutfak ailelerde oturma odasıdır.Yöremiz oldukça zengin bir mutfağa sahiptir. ÇORBALAR : Bacaklı, zoğallı ve erikli çorba; Mısır ve Gendirme Toygası;Tarhana, Kör Toyga, Katıklı Düğün, Helle ve tutmaç çorbası. YEMEKLER: Tokat kebabı, yaprak sarması, cevizli bat, baklalı yaprak dolması, madımak, kabak kabuğu kavurması, pancar, pehli. HAMUR İŞLERİ : Çökelekli,katmer,cızlak,cevizli çörek,bişi,leylek giliği, yufka, muhacir ve çarşaf böreği. PİLAVLAR : Keşkek,mercimekli ve fasulyeli bulgur pilavı. TATLILAR : Kuşburnu reçeli, dut pekmezi, kalburbastı, cevizli baklava,yufka, irmik ve lokma tatlısı. HALK MÜZİĞİNDE KULLANILAN ÇALGILAR Niksar müzik folkloru bakımından zengin bir ilçedir.Yörede halk sazlarının çoğu kullanır.Toplantılarda eski ve günümüz halk şairlerinden deyişler okunur. Toplantılarda başlıca tef,bağlama,çöğür ve kemane çalınır.Halk müziğinden komşu illerin müziğiyle benzerlikler görülür. Yörede tezeneli sazlardan divan,bağlama ,cura,çöğür;üflemeli sazlardan dilli-dilsiz çeşitli boy kaval ve düdük,kaba ve orta boy zurna;yaylı sazlardan kemane ve kemençe ;vurmalılardan davul,tef,kaşık ve zilli maşa çalınır ŞİİRLER, ŞARKILAR, TÜRKÜLER NİKSAR’A SELAM (ŞARKI) Yüce Canik Dağı yüksekten bakar, Niksar’ım gururlu başına selam, Vadide kelkit usulca akar, Havana, suyuna, taşına selam. Yıldırım ordusu buradan geçmiş, Osmanlı beğenmiş yöreni seçmiş, Görenler ilçeme pahalar biçmiş, Her mevsimin hoştur, kışına selam. Evliya gizlenmiş türbeler durur, Emrah’ın şiiri yüreği vurur, Burada analar yiğit doğurur, Tarihe uzanır yaşına selam. Hayran olduk sana ayrılık yakar, Tütünün tanınmış pancarın şeker, Şeftali kirazın insanı çeker, Konuğa sunulan aşına selam. Okul, sağlık evi hepsi oluyor, İyilik arttıkça yurttaş gülüyor, Ülkemiz birlikte kuvvet buluyor, Nasırlı ellere, işine selam. İbrahim Ağâh’ım sevmişim seni, Her bir halin ile beni bağladın, Başa gelen bilir sevda çekeni, Gönüller sultanı düşüne selam. Söz : Prof. Dr. Agah ÇUBUKÇU Beste : Zekai TUNCA KALENİN BEDENLERİ (TÜRKÜ) Kalenin bedenleri Koyverin gidenleri İpek bürük bürülmüş Niksar’ın fidanları Kaleden iniyordum Çağırsam dönüyordum Aşkından kirbit oldum Üflesen sönüyordum Hopa şina şinanay şinanay nay Şinanay yavrum şinanay. FADİK (TÜRKÜ) Niksar’ın önünde koyun yazısı Fadiği sorarsan ana kuzusu Böyle miydi anlımızın yazısı Düzenin çağ imiş nazlı fadiğim Sarı saman gibi sararttın beni Acı kahve gibi kararttın beni Varıyon dedinde aldattın beni Düzenin çağ imiş nazlı fadiğim KELTEPE’NİN TAŞLARI (TÜRKÜ) Keltepe’nin taşlarını koyun mu sandın Sevip sevip ayrılmayı oyun mu sandın Şu Niksar’ın gürgenleri yıkılmadı mı Yar üstüne yar sevmeye sıkılmadın mı Çoşkun sular gibi çağlatma beni Yetimlikten büyüdüm ağlatma beni Üç aşağı üç yukarı salla mendilini Öksüzlükten büyüdüm ağlatma beni. BURÇAK TARLASI (TÜRKÜ) Sabahtan kalktım ezan sesi var Ezan sesi değil burçak yası var Sorun şu herifin kaç tarlası var Aman pek zor imiş burçak yolması Burçak tarlasında gelin olması Elimin kınası hamur ettiler Gözümün sürmesini kömür ettiler Burçak tarlasında gelin ettiler Aman pek zor imiş burçak yolması Yeni hamamdan çıktım sağdır selamet Eviböğüm evi önünde koptu kıyamet Yüzbaşıoğlu der ki bu ne alamet Seherde açılan güller solsun Bize tuzak kuran Allah’tan bulsun Maduru dereleri dardır geçilmez Merker suyu soğuk bir dem içilmez Deli Mehmet gibi yiğittin geçilmez Seherde açılan güllerin olsun YURT (ŞİİR) Tokat’la Niksar arasında Bir küçük ev görünür uzakta Kütükten duvarlı,önünde çeşme akar, Yeşermiş gibi topraktan. Yağmur yağar camlarına dökülür. Benim yüzümdür çizilen camlarda. Yalnızlığın sesidir, rüzgar değil, Gürgen ağaçlarında. Allı güllü çiçekler Elimle dikilmiş bahçesine Yürüsem hep koşar ardımdan Çocuklar gibi delicesine Gel dere, ak, derim gürül gürül, Dağdan aşağı akar gider. Hayal kurmak isterse eğer canım, Bulutlara bir seslenmek yeter. Bir uçurtma gelir uzaktan Yorulmuş, ince, nazlı, Gülüşler, haberler, hasretler Göz yaşları içinde gizli. Siz baksanız bir şey göremezsiniz. Benim yurdumdur orası Ardıçlar, gürgenler,tozlu yollar… Tokat’la Niksar arası. Cahit KÜLEBİ CAHİT KÜLEBİ (1917-1997) 1917 yılında Tokat’ta doğdu, 20 Haziran 1997 tarihinde Ankara’da öldü. İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. Liselerde ve konservatuarda edebiyat öğretmenliği yaptı. Mili Eğitim müfettişliği; İsviçre’de kültür ateşliği ve öğrenci Müfettişliği yaptı.1976-1983 yılları arasında Türk Dil Kurumu genel yazmanıydı.Uzun süre Niksar ilçesinde yaşadı. 1940 sonrasındaki şiirimizin yenileşmesi hareketinde kendine özgü bir yeri vardı;rahat anlatımı ,içtenlik ve duyarlılığıyla ilgi çeken titiz bir şiir işçisidir.Kolay kavranan, geniş topluluklarca sevilen bir tarz gerçekleştirmiştir. Çocukluğunun, ilk gençliğinin geçtiği yörelerde yörelerden izlenimler yansıtarak insan, yurt ve doğa sevgisini dile getirmiş halkın yaşam güçlüklerine tanıklık etmiş; halk şiirinde, türkülerden de yararlanarak çağdaş bir iş oluşturmuştur. YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN 1932’de Tokat’ın Niksar ilçesinde doğdu. İlk ve ortaokulu Niksar’da, liseyi Sivas’ta tamamladı. 1956’da Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1956’da stajyer olarak katıldığı Ankara Barosu’nda 1965-1966’da genel sekreterlik, 1972-1974’te başkanlık yaptı. Türkiye Barolar Birliği’nin kuruluşunda etkin oldu. Türk Hukukçular Birliği’nin Kurucu Genel Başkanlığını yaptı. 11 Ocak 1979’da Cumhuriyet Senatosu tarafından Anayasa Mahkemesi asıl üyeliğine seçildi, 2 Mart 1988 tarihinde Başkan vekilliğine, 8 Mayıs 1991’de ilk defa, 25 Mayıs 1995’te ikinci defa başkanlığa getirildi. 1 Ocak 1998 tarihinde emekli olan Özden, 1988 yılında Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanlığına seçildi. Varlık, Türk Dili, Yazko Edebiyat, Kemalist Ülkü dergilerinde yazı ve şiirleri yayınlandı. ESERLERİ Şiirleri : Dilek, Taş Ayna, Bir Gün Belki, Atatürk İçin Şiirler, Çağrı Özgürlüğe, Barışa, Mutluluğa, Yüreğim Güneş, Tan Çiçeği. Denemeler : Atatürk Sizsiniz, Hukukun Üstünlüğü, İnsan Hakları, Laiklik, Demokrasi yolunda. ERZURUMLU EMRAH Erzurum’un Tanbura köyünde doğdu. Doğum tarihi bilinmiyor. 1860’ta Niksar’da yaşamını yitirdi. Erzurum’da medrese eğitimi gördü. Öncelikle sadece saz çalıp ustasının şiirlerini söylüyordu. Sonra kendisi de değişler söylemeye başladı. Nakşibendi tarikatına girdi. Hayal kırıklığı ile biten bir gönül macerasından sonra memleketinden ayrıldı. 1828’de Trabzon’a gitti. 1835’te sivas’a geçip burada 12 yıl kaldı. Ardından Tokat’ta bir süre yaşadı. Burada tanıdığı Mahmud adlı genci kendine çırak yaptı ona “Nuri” mahlasını verdi. Bu çırak sonradan “Tokatlı Nuri” adıyla büyük ün yaptı. Tokat’tan sonra Amasya, Merzifon,Çorum yoluyla Ankara’ya gitti. Aşiret reisi Alişan Bey’in taktirini kazandı. Uzun yıllar Çankırı ve Kastamonu’da kaldı. 1850’de Tokat Niksar’a yerleşti. Burada evlenerek yaşamını sonuna kadar Niksar’da yaşadı. Aşıklık geleneğinin bütün özelliklerini taşıyan bir şair. Şiirlerinde aşk, gurbet, sıla özlemi, yazgıdan yakınma gibi konuları işledi. Duyarlı ve coşkulu söyleyişle dikkat çekti. Divan edebiyatını da öğrendi ama bu tarz yazdığı şiirlerin sayısı az. Yer yer tasavvufa yönelen koşmaları ünlü. Döneminde Anadolu’da pek tanınmayan “Ercisli Emrah”ın bazı güzel şiirleri de Erzurumlu Emrah’a maledildi. Aruzlu şiirlerinden bir bölümü 1916’da Erzurumlu mehmed Abdülaziz efendi tarafından “Divan-ı Emrah” adıyla yayınladı. Şiirleri ve yaşamıyla ilgili bilgiler Eflatun Cem Güney’in 1928 tarihli “XIX Asır saz şairlerinden Erzurumlu Emrah” kitaplarında toplandı. |
|
|
|
Sayfa oluşturulma süresi: 0.42 saniye
In order to view this page you need Flash Player 9+ support!

