20 Eylül 2014, Cumartesi
   
Yazı Boyutu
Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanııcı Adı: Şifre: Beni hatırla

Niksar'ın Köyleri ve Beldeleri
  • Sayfa:
  • 1

BAŞLIK: Niksar Günebakan ( Alahtiyan ) Belediyesi

Niksar Günebakan ( Alahtiyan ) Belediyesi 04 Ara 2009 12:41 #433

  • niksarhuseyingazi
  • niksarhuseyingazi's Avatar
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Administrator
  • Gönderiler: 1037
  • Teşekkür Sayısı: 1
  • Başarı: 2
Niksar Günebakan ( Alahtiyan ) Belediyesi

Günebakanın tarihçesi

TÜRKLERİN GÜNEBAKANA GELİŞİ

Türk tarihinin degil, dünya Tarihininde en önemli savaşlarından biri olan Malazgirt Meydan muharebesinden [26 Ağustos 1071] Anadoludaki Bizans savunması yerle bir olmuştur,Üzerinde yaşadıgımız Anadolu kapıları tamamen Türklere açılmış Türkler Ortaasyadan Boylar halinde Anadoluya yerleşmeye başlamışlar çetin savaşlar yapmışlardır.Malazgirt savaşından hemen sonra, Alparslanın meşhur komutanlarındanEksükoğlu Artuk Bey,Kelkit vadisini Kızıl ırmak ve Yeşil ırmak dolaylarının fethiyle görevlendirilmiştir.
Ekşükoğlu Artuk bey,kendisinin fethetmesi için görev aldığı bu yerleri en kısa zamanda ele gecirmiştir.Daha sonra hiç vakit kaybetmeden Sakarya boylarına kadar dayanmıştır. İşte bu fetihden hemen sonra Türkler Niksar. Erbaa….ve bu bölgeye Oguz kabileleri yerleşmeye başlamışlardır.Bu yıllarda 1073 Eksükoğlu Altuk bey Selçuklu İranında başlayan bir isyan nedeniyle,Selçuklu Sultanı Melihşah tarafından geri çağrılmıştır,Eksükoglu Altukbey gazileriyle birlikte ayrılınca Kelkit vadisi Bizanslıların eline tekrar geçti,bu durum fazla uzun sürmeden tekrar Selçuklu komutanlarından Tutak bey bunları vadiden tekrar çıkarmıştır.Bunların ardındanda Danişment gazi,Karatekin, Mengücek gazi, Emir saltuk, Çakabey,Kutalmış oğlu Süleyman Şah gibi komutanlar,hem bu yöreyi hemde Anadolunun büyük bir kısmını fethetmişlerdir.Ama Niksar ve çevresi en çetin savaşların yaşandıgı yer olmuştur.
Fetihlerden sonra Niksar, Erbaa ,Tokat, Sivas ve tüm Kelkit vadisi ile yeşilirmek vadisi dolayları fethedildikten sonra, Melik Danişment Ahmet Gazi, bu topraklarda Danişmentliler devletini kurmuştur.Başkent olarakta Niksarı seçmiştir.
Niksarın başkent yapmasının en büyük gayesi,henüz daha fethi tamamlanamamış Karadeniz sahillerine [Ünye, Ordu, Giresun,Samsun…] dolaylarına akınlar düzenlemesi idi.
İşte bu tarihte ilk önce Buz köyü, Kiracı ve alan dolaylarına yerleşen Türkler buraları yurt edinmişlerdir, Yaz aylarında Kelkit vadisinin sivri sinegi ve sıcagına dayanamayan genelde hayvancılık ve göçmen hayatı yaşayan Türkler yazları şimdiki Günebakanın bulundugu yerlere yaylamaya cıkmışlardır. Eski ipek yolu üzerini teşkil eden kışlaklarında çeşitli yağmalara maruz kalmışlar bu yüzden bir kısmı kışlarıda allahdiyende kalmayı tercih etmişlerdir.
O tarihlerde bu yörede Akpınar, micoş,Göverdaş, kosdandil , ve ketenlik mevkilerinde ermeni hırıstiyanlar mevcuttu,Beldemiz merkezi olan merkez camii civarındada iki hanenin mevcudiyetinden bahsedilir,lakin gelen Türkler bunları buradan çıkarmışlar diğerleri ilede herhangi bir sorun yaşamamışlardır.
İşte beldemiz insanlarının bu bölgedeki tarihi böyle başlamıştır..


GÜNEBAKAN TARİHİ

3.Kasım 1839 yılında ilan edilen tazminat fermanıyla birlikte en başta idari idari sistemerde degişikliğe gidilmiştir.
Yönetim, hiyararşide yukarıdan aşağıya Vilayet, Liva, Kaza, Nahiye, ve karye [köy] olmak üzere yeniden yapılandırıldı.Devlet yönetiminde yeni yapılandırma neticesinde, daha önce Canik eyaletine baglı Erbaa [liva] sancagı yanında Karayakaya baglı Allahdiyan karyesi olan köyümüz, 1840 lı yılından itibaren Sivas Vilayetinin Tokat livasına baglı Erba kazasına bağlı Karayaka nahiyesine bağlı Allahdiyen karyesi oldu ...1961 yılında ismi günebakan diye degiştirildi..

İN MAARASI

Beldemiz in kayalıgında yer alan cıngıl kaya boynunda bulunan in maarasının bulunuşu ve gizemi..
Ahmet metinin oglu Hamit metin keçi güderken kazı yaparken maaranın ağzını 1960 lı yıllarda buylmuştur.bu maĞara beldemiz insanlarının senelerce ilgisini çekmiş, dört beş metre gidildikten sonra dik inişi yüzünden kimse inememiştir .2000 li yıllarda Niksar belediye başkanı Ahmet Turan Ünverdi tarafınden getirilen arkıyoloğlar tarafından incelemede bulunulmuş maara tabanına kadar inilmiştir…MaĞara derinligi yaklaşış 30 metre oldugu ,dogal olarak oluştugu anlatılmış mağara tabanında sonradan içine atılan taşlar. Deniz kumu ve kaucugu andıran maddelere raslanmış, kenarlardada sarkıtların mevcudiyetinden söz edilmiştir..Buranın tarih öncesi iç deniz olan Niksar ERBAA, kısaca kelkit boyları su ile kablı oldugundan kayalar içersindeki kimyasalların zamanla erimesinden oluştuğu anlaşılmıştır ..meraklıların bilgisine sunulur….


TARİHİ KALINTILAR

Micos ismi İngilizce kökenli bir kelimeden türeyiktir, bu bölgede ve gövertaş mevkilerindeki kalıntıların incelenmesi sonucu su konular ortaya çıkmıştır,Micosta Niyazi gilin tarlasında kilise duvarı kalıntılarının mevcudiyeti, yine bu bölgede cıkan mezarların çıkmasından bu bölgede Ermenilerin yaşadıgı anlaşılmıştır .Herhangi bir kıymete değer eşya veya paraya raslanmamış bu bölgede yaşama tarihlerinin 1400 lü yıllarda oldugu anlaşılmıştır.

Yine beldemizin kuzeyinde bulunan şimdiki adıyla kosdandil esas eski ismi Kostantiniyye olan mevkilerde Bizans dönemine ait kalıntılara raslanmıştır.Gülbahce mevkiindede aynı kalıntılar mevcuttur

KETENLİGİN TARİHCESİ

Bizans, Selcuklu ve Osmanlı döneminde burasının Hıristiyan Ermeni yurdu oldugunu biliyoruz Osmanlının son döneminde Gazi Mustafa Kemal Atatürk.ün yurtta başlattıgı sadeleştirme proğramı çercevesinde ketenlik gavurlarına gitmek zorunda kalmışlar, tekrar geliriz ümidiyle bütün eşyelarını toprak altına gömmüşlerdir,Günümüzde bu eşyaların nerde olduğu hala merak konusudur.
Burasını Çöllo lakaplı bir Türkün aldıgı onunda kürt agasına sattıgı bilinmektedir, Dahasonra kürt ağası cebecoonun akpınardaki tarlası ile burayı degiş etmiş burası o günden bu yana cebeciogullarının yaylası olmuştur.
Hemen ketenligin karşısında bulunan kızlardagındaki mezar kalıntılarından çıkan paralarda bu tarihleri dogrulamaktadır, yine buralarda bulunan Yankunun düz mevkisi Çöllo pınarı çevresinde ve kale tepesi bölgesinde ormanlık alandaki kalıntılarda ev, samanlık,harman, fırın yerleri hala mevcuttur.

GÜNEBAKANIN KURULUŞU

Güvenlik açısından bir mevziyi andıran köyün dört tarafı tepelerle cevrili oluşu ve önünüm Kelkit vadisine açıklığı ap ayrı bir olgudur.Burasının eski çağlardan beri yerleşim alanı olması aşıkardır, eski yerleşim alanları hep suları takip etmiştir ,merkezinde bulunan su kaynakları bağları ve bahcelerinin varlıgı, hayvancılık icin yaylaları uygun olmasıda artı avantajı olmuştur,Kışları ırmagın seferinden uzak oluşu ve ve kışları güneşi iyi almasıda idaal yerleşim avantajı sağlamıştır.
Gerek M.Ö. ve M.S. ki çağlarda beldemizde yaşayanların varlıgı aşikardır.Bu bilgileri tarih kitaplarından ve beldedeki mezar kalıntıları ısbatlamaktadır, Burada daha önce Mecusi,Hıristiyan ve Ermenilerin yaşadığı, Türklerin gelmesiylede Türk yurdu oldugu aşikardır , çünki beldemiz yer isimleri tamamen öz Türkçeden meydana gelmekte yabancı isimler yok denecek kadar azdır.Beldemizde şu an yaşayan bazılarının iddaasına göre ikiyüz yıllık tarihimiz ancal lafı faso fisodan başka bir şey degildir.Beldeye ERbaanın kale köyünden sadece şu an Kalender soyanlı hanelerin dedeleri gelmişlerdir, bunlar haricinde sonraları dışdan gelenlerde bayağı vardır ama esas yerlileri çoktur.

ALLAH DİYEN İSMİ ÜZERİNE

1961 Yılına kadar beldemiz ismi taa 1073 yılından beri Allah diyen olarah anılmış dilde agız farkından dolayı Alahdiyen denilmiştir.Bu isim Türklerin Kelkit vadisini feteden1072 yılında Eksikoglu Artuk bey bu bölgeye Türklerin yerleşmesine ön ayak olmuştur.Dahasonra Selcuklu İranında çıkan iç isyanlar sonucu, Eksikoğlu Aartuk bey,Melihşah tarafından geri çagrılmış, gazileriyle birlikte geri çekilince burada kalan Türk kabileleri kuytu yerlere sıgınmak zorunda kalmışlar Niksar ve Erbaa ve hatta Kelkit vadisi tekrar Bizansın eline gecmiştir. Bu durum fazla sürmemiş yine Selçuklu komutanlarından Tutak Bizanslıları buralardan kovmuştur.Ardındanda Danişment gazi, Karateki, Mengücek gazi, Emir Saltuk, Çakabey, Kutalmış oğlu Süleyman Şah gibi komutanlar degil Niksarı bütün Anadoluyu Türk vatanına katmışlardır.
Bu ikinci fetih sırasında şimdiki beldemiz istikametine gelen Melih Ahmet Danişment Gazi ve mücahitlerini gören beldemiz merkez camii çevresinde bulunan Türkler gazilerini görür görmez tanırlar ve ALLAH Allah sedalarıyla coşarlar…..
Daha sonraları anadoluya akın eden gönül erleri Anadoluyu baştan başa gezerek Türk olmayanlarıda islamiyete davet ederler islamii fethi başlatırlar ,bu fetihlerde kaçmayan yerli halka zorlama asla yapılmamıştır ,Şu an türbesi Kümbetli [ Herkümbet] te bulunan şeyhin buralarda islamı anlattıgı ve Allah diyenleri örnek alın demesi neticesinde çevre köylerin dilinde Allah diyen köyü olarak ismi konulmuştur.


OSMANLI DEVLETİNE İLTİHAKI

Danişmentliler devletinin ardından Niksar ve Erbaa dolayısıyla Allahdiyen, sırasıyla Anadolu Selşcuklu,İlhanlı VE Eratna Devletininde hakimiyetinde kaldı. Bu devletler yıkıldıktan sonra Sivas ,Tokat ve Erbaa, Niksar yöresi 1389 yılında kendi arzularıyla Osmanlıya katıldılar.Gerçi hemen ardından Anadoluya gelen Timur, 1402 yılında yıldırımı Ankara meydan muharebesinde malup edince , başlayan fetret dönemi yüzünden, bu bölge yeniden Osmanlılardan ayrıldı,Bu ayrılış süresi çok uzun olmadı,Çok ayrı bir süre ayrı kalan bu yöre , 1420 yılında, Mehmet Çelebi tarafından Osmanlı topraklarına yeniden katıldı. Allah diyan bu günden itibaret ne bir işgal nede saldırıya uğradı.

Hep Osmanlı olarak kaldı ve huzur içinde yaşadı.
Allahdiyen, o zamandan bu zamanakadar, sadece idari yönden değişiklige uğradı,Osmanlı topraklarına katıldıgı günden 1840 yılına gelinceye kadar merkezi Samsun olan CANİK eyalatine bağlı olan Erbaa [liva] sancagının bir karyesi iken ,1840 yılından itibaren Sivas Vilayetine baglandı
1840 yılında Sivas eyaletinin Tokat livasına bağlı Erek [Erbaa] Kazasının bir karyesi haline geldi.

ERBAA : TARİHİ BİLGİLER

Bu günkü Erbaa'nın tarihte ilçe olarak yer alması yaklaşık yüz yıllık bir geçmişe dayanmaktadır. Bu haliyle çok yeni bir yerleşim birimi sayılabilir. Buna karşılık, İmbat deresinin ilçe merkezinden ayırdığı HOROZTEPE ile, çevredeki bazı köylerin tarihi geçmişi çok daha eski zamanlara uzanmaktadır. Şu halde Erbaa'ya ilişkin tarihçeyi, sadece ilçe merkezinin geçirdiği evrelere değil, ilçe topraklarının tamamını içine alan bölgeye oturtmak gerekmektedir. Erbaa'nın tarihi, bilhassa Amasya-Niksar ile daha sonra Tokat tarihleriyle iç içedir.

"ERBAA" kelimesi, Arapça olup "dört" anlamına gelmektedir. Resmi kayıtlarda 18. yüzyılın başlarından itibaren Erbaa adının kullanıldığı görülmektedir. Bir ara bu kelime "Nevahi-i Erbaa" şeklinde kullanılmıştır. O dönemlerde Niksar Amasya arasında en önemli yerleşim birimleri; Erek, Karakaya, Sosuna (Uluköy) ve Taşabat (Taşova) idi. Nüfus yönünden ancak birer nahiye büyüklüğünde ve aynı bölgede olmalarından hepsine birden Nevahi-i Erbaa yani "dört nahiye" deniliyordu. Hatta tahakkuk eden vergiler de bu isimle kaydediliyordu. H.1256/M.1840 da, Erbaa adıyla maruf dört nahiyenin (Erkek, :Karakaya, Sonusa, Taşabat) vergisi 47ı243 kuruş olarak resmi evraka geçmiştir. Buna göre Erbaa; Erek, Karakaya, Sonusa ve Taşâbat'ın genel bir adı olmuş, dördü birden sanki bir kaza (ilçe) görünümünü almıştır. Hatta resmiyette Kaza-i Erbaa tabiri de kullanılmıştır
Erbaa Hükümet konagının 1942 yılında çıkan yangın sonucu nüfus kütüklerinin tamamen yanması sonucu tüm bağlı bulunan köylerin nüfuslarına yanmış yeni baştan yazım başlatılmıştır bu tarihten sonra beldemiz Niksar ilcesine bağlanmıştır.

OSMANLI DÖNEMİNDE ALLAHDİYEN.

1420 YILINDA ÇEVRESİYLE BİRLİKTE Osmanlı topragı olan allahdiyen,Uzun süre içersinde huzur sürdüler,
Allahdiyen konum itibariyle Osmanlının merkezinde yer aldıgından herhangi bir istilaya maruz kalmadı, Osmanlının sonsuz adaletinden herkez gibi oda nasibini aldı. Ama Allah diyenliler bu huzurun bedellini ödediler,Bedel olarak her yıl yaz aylarında Osmanlının serhat boylarına düzenlediği seferlere , yigitlerini gönderdiler,hemde vergilerini ödediler.
Osmanlı döneminde diğer köyler gibi Allahdiyeninde nüfusunun yerinde saymasının ana nedeni savaşa gidenlerin geri dönmemesidir.
Bu konulardaki ilk belgeye ..Türk kültürü incelemeleri dergisinde..Hanifi Boztaş ın Niksarla alakalı yazmış olduğu bir yazısında raslıyoruz
Hanifi Boztaş bu yazısında Niksarın ve Niksara bağlı köylerin 1574 yıllarındaki nüfuslarını vermektedir.

Günebakanın ve bazı Niksara bağlı köylerin nüfusları

1 Günebakan 46
2 Avara 96
3 Başçiflik 146
4 Buhana 25
5 Çalkara 80 Erbaa merkezi
6- Bozcaarmut 22
7 Ereç 28

NİKSAR'IN KISA TARİHÇESİ

Niksar, Kelkit Irmağı ile Canik dağları’nın kucaklaştığı, Karadeniz sahilleri ile Orta Anadolu bozkırlarının buluştuğu yerde, Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan yol üzerinde bulunduğu için tarih boyunca hem ekonomik,hem de siyasi olarak önemli bir mevkii oluşmuştur.

Bu özellikleri ile hem stratejik bir bölge, hem de insanların çok hoşuna giden bir iklim ve verimli topraklar Niksar’ı cazibe merkezi halin getirmiştir. İte bu cazibe de koskoca bir tarihin hiç ara vermeden bu şehirde yaşanmasına sebep olmuştur.

Niksar eski çağlarda Pontus adına taşıyan bölgenin içinde yer alıyordu. Yerleşme izlerine M.Ö.III.yy.da rastlanmaktadır. Bugünkü NİKSAR’ın yerinde bulunan ve adı bilinen en eski kent Hellenistik Kaberia’dır. Pontus kralı MİTHRİDATES VI’nın M.Ö.b71.yılında Roma Orduları Komutanı 1. LUCULLUS’la yaptığı savataki yenilgisiyle bütün PONTUS Ülkesiyle birlikte ROMA İMPARATORLUĞU’nun emrine girdi.M.S.14-37 yıllarında Roma İmparatorluğu TİBERİUS zamanında, kentin isminin NEOKAİZERİA (NEOKAİSERİA) olarak değiştirildiğini görüyoruz. Hıristiyanlığın yayılış dönemlerinde NEOKAİSERİA önemli bir merkez olmuştur.M.S.344-499 yıllarında meydana gelen iki büyük depremle kent tamamen yıkılmıştır.

XI.yy.ın sonuna kadar Bizans İmparatorluğuna bağlı kalan şehir bu tarihten sonra MELİK DANİŞMENT GAZİ tarafından DANİŞMENTLİLER BEYLİĞİ’ne katılmış ve bu Beyliğe bir süre Başkentlik yaparak NİKSAR adını almıştır.

XII.yy.da 2.Kılıçarslan Bizans imparatorunu yenerek, son Danişmend Beyinide zehirleterek NİKSAR’ı SELÇUKLU topraklarınba kattı. 1397 Yılına kadar SELÇUKLU egemenliğinde kalan NİKSAR bu tarihten sonra YILDIRIM BEYAZİT zamanında Osmanlı idarisine girmiştir


GÜNEBAKAN DA YAŞAYANLARIN KÖKLERİ

Türklerin Allahdiyene gelişi bölümündede bahsettigimiz gibi Anadolunun karış karış Türk yurdu olmaya başladıgı 1071,li yıllardan sonra Kelkit vadisi boyları ve dolayısıyla Allahdiyende aynı tarihlerde ele geçmiş ve Türk yurdu olmuştur.
Malazgirt zaferi sonrası boylar halinde Anadoluya akın eden Türklerden Oguz boylarına mensup aileler Kiracı ve alan istikametine yerleşmişler fakat bu bölgenin ipek yolunun tam üzerinde olmasından ve o yıllarda bu bölgenin tekrar Bizansın eline geçmesi nedeniyle şimdiki günebakan beldesinin bulunduğu yere yerleşmişler ordaki sahiplendikleri arazileride dahasonra gelenlere kiraya vermişler ,yıllar sonra satmışlar, fakat halen Günebakanlıların buralarda arazileri mevcuttur.
Geldikleri yer ise TÜRKİSTANDIR….
Bu bölgede yaşayanların soylarını araştırmak üzere bu bölgeye gelen Cumhuriyet Üniversitesi Öğretim üyesi ve Türk dili ve EdebiyatıAna bilim dalı başkanı Doç. Dr. Necati Demir Bey,Bölgemizin çeşitliyerlerini gezmiş ,Bazı insanlarla birebir sohbet ederek dillerini, konuşma aksamını ve kelimeleri incelemiş ve neticede Günebakanın asıllarının Malazgirt zaferinden hemen sonra gelen Oguz boylarına mensup ,Biçene, Beğ-Dilli ve Salur boylarına ait olduğunu söylemiştir.
Allahdiyene 1702 yılında gelen Türkler merkez camii yanlarına dört oba kurmuşlardır o tarihlerde Cebeciogullarının evlerinin buluduğu yerde papasın evinin ve kilisenin varlıgından söz edilir .Bu ev daha sonraki yıllardada yıkılmamış yıllarca kalmıştır.
Bu tarihlerde serpiştirilmiş halde şu an Günebakan beldesi sınırları dahilinde yerli Hıristiyanlar mevcuttu,örnek Akpınar mevkiinde ikamet edenler, Micoşta ikamet edenler, Göverdaşta ikamet edenler, Ketenliktekiler, kostandildekiler …v.b..

GÜNEBAKANLILARIN DİLİ

Doç. Dr. Necati Demir Beyin ifade ettigine göre milletlerin tarihlerini, nereden geldiklerini.soylarını, boylarını….genellikle dilleri ortaya çıkarır demiştir…Zira şimdi bile bir kimsenin konuşmasından hangi bölgeden .hangi şehirden ve hangi milletten olduğunu anlarız…İşte bugün Günebakanda yaşayanların dillerinden ve eski adetlerinden çıkan sonuç bizi aynı yere çıkarmaktadır.
Onikinci yüzyılda yaşayan Yunuş emre ve onbeşinçi asırda yaşayan Karacoglan şiirlerini inceledigimizde saf Günebakan türkcesini ve agızıyla karşı karşıya kalırız. Yani Günebakana gelen Türkmenler Biçene, Salur, Beğ-Dlli isimli oguz boylarının torunları oldugu aşikardır.zira günebakanın çoğrafi konumuna baktığımızda ,mevziyi andıran belde kuruluş yerinde dilerlide aynen mevzide korunur gibi korunmuş hiçbir şekilde başka ağızlardan etkilenmemiştir bunu günebakan dili bölümünü incelediğinizde daha iyi anlayacaksınız
Beldemiz konuşma dilinin yüzyıllarca Oguz dillerini yansıtması yukardada söyledigimiz gibi belde yerleşim yerinin dışdan etkileşiminin azlıgındandır Cumhuriyetten sonra dilde sadeleşme neticesinde okullarda verilen egitim sonucu eski kullanılan deyim ve kelimeler yavaş yavaş unutulmaktadır bunlara birkaç örnek vermek gerekirse..Micci..cıldı..[cayan ,yan cizen] ,essah.[doğru],fehim,[zeka],mesegü,[gıybet],öğsegü,[ ateşli odun],don,[pucama],nakıs [inat],şaar..{şehir} v.b….kelimeler bize her şeyi açık ve net anlatır.

GÜNEBAKANDA YAŞAYANLARIN ATALARI OLAN TÜRKMENLER KİMDİR*

Türkmenler.. Oguzlarda denilen Türk boy biriminin ortak adıdır.Oğuz adı boy, kabile manasınada gelen..OK..ve eski çoğul eklerinden…z..harfinden yapılmıştır.Oğuz adı ilkkez Yenişey kitabelerinde…Altı Oğuz Budunu..olarak geçer. Oğuzlar Göktürklerin devlet kurarken dayandığı en büyük topluluktur.
Göktürkler, 630 yıllarında Kırgızların baskısıyla batıya göçtüler,Oğuzlarda,Selenge nehri kıyısında dokuz boydan meydana gelen bir hanlık kurdular..Ardındanda Uygur devletinin kurulmasına yardım ettiler.Oğuz boylearı, 840 yıllarında Kırgızların baskısına dayanamayıp batıya göçtüler.
Seyhun nehrinin kıyısına ve Hazar denizinin doğu ve kuzey tarafına yerleştiler.Onuncu yüzyılda Hazar denizinin doğusundan itibarenSeyhun nehrinin orta kıyılarına kadar uzanan yerleri hakimiyetlerine aldılar ve devletlerini kurdular.
Oğuzların başında Yabgu denenhükümdarlar bulunurdu,Yabgu idaresinde Subaşı, Tahran, Yınal yardımcılarında kolektif bir mesuliyet gerektiren bir idari sistemleri vardı..Oğuz Yabgu devleti Boz-oklar ve üç- oklar iki kola ayrılıyordu. Bu kollardaonikişer boydan meydana geliyordu.Bu yirmidört Oğuz boyundan Boz-Oklar, Kayı, Bayat, Alka-Evli, Kara-Evli,Yazır, Döger, Dodurga, Yıparlı, Avşar, Kızık, BEĞ-DİLLİ, Ksrgın adlarınıtaşıyordu. Üç-Oklar ise Bayındır, Biçene, Çavundur, Çepni, Salur, Eymür,Alanyutlu, Yüreğir, İğdir, Büğdüz, Yıva ve Kınık adlarını taşıyorlardı.Oğuz Yabgu devleti onuncu yüzyılda dagıldılar.Oğuz boyları güneylerinde bulunan Müslümanlarla temasa geçtiler.Kınık boyundan Selçuklu Subaşı İSLAMİYETİ kabul etti.Ardındanda diğer boylar hiç zorlama olmadan kendi istekleriyle topluca İSLAMİYETE GİRDİLER.Onbirinci yüzyılda büyük devletler kurdular ve Ortadoğuya Kafkaslara, Balkanlara ve Anadoluya dağıldılar.
Malazgirt savaşı sonrası Anadoluya gelen Bozokların,..Kayı boyu..mensupları,ALTI YÜZYILDAN FAZLA ÜÇ KITADA HAKİMİYET KURAN OSMANLI İMPARATORLUĞUNU kurdular.İşteOğuzların KAYI BOYU mensuplarıo Sögüte gelip çadırlarını kurdukları yıllarda, OguzlarınBİÇENE,BEĞ-DİLLİ veSALUR boylarına mensup üç oba da gelip Kelkit vadisine ve GÜNEBAKANA yerleştiler

GÜNEBAKANDA EKONOMİK HAYAT

Arazinin engebeli ve genelinin kumsal toprak olması nedeniyle çoğu arazi erazyona uğrayarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Eskiden beri çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan Günebakan yaylasızlık sorunuyla başbaşadır.1960 lı yıllardan önce yayla diye adlandırdığımız arkada bulunan arazi iki kışma ayrılıp, bir yıl bir tarafı diğer yıl öbür tarafı boz bırakılarak yaylacılık olarak kullanılmaktaydı.1980 li yıllarda ve bundan önce başta koyun,keçi ve kara sığır bol yapılır, koyun ve keçiler kışın köyün alt tarafında bulunan İN MAĞARALARINDA kışlarlardı.Burasının isminin kışla kalmasıda bundan dolayıdır.

Keçiye daha elverişli olan köy kenarlarındaki meraların ormanını keçiler yiyip bitirdi.Toprağını ayaklarıyla yumuşattı ve yağan yağmurlar toprağını aldı götürdü.

1980 yılıından sonra köye ilk defa Başçiftlikten gelen Ahmet (?) öğretmen halıcılığı getirdi.Ve köyde hızlı bir halıcılık başladı.Halının iyi para ettiği bu yıllarda köy haklı ekonomik yönden hızla ilerlemeye başladı.Hemen hemen her evde bir halı tezgahı,kirkit seslerinden köy içi şenleniyordu.Alınan traktörler,yeni mah. oluşması (harkaltı) hep bu yıllarda gerçekleşmiştir.

Son yıllarda halınında para etmemesi nedeniyle halıcılıktan vazgeçilmeye başlandı.Eskiden beri süregelen patatesçilik üretimi yöremizde ün kazanmış "ALAHDİYAN GOSTİLİ" diye nam vermiştir.

Halıcılıktan önce çok yapılan tütüncülüğe tekrar dönülmüştür.1980-1990 lı yıllarda hemen hemen hiç yapılmayan tütüncülük 2000 li yıllardan sonra tekrar yapılamaya başlanmıştır.

Teknolojik aletlere ayak uyduramayan arazi yapısı ve sulamanın hemen hemen olmadığı köyümüzde ürün kalitesi ve vermi oldukça düşüktür.Yozlaşan toprak verimsiz hale gelmiştir.

Patates başta olmak üzere buğday,arpa,yulaf,fiğ,yonca çokça ekilenlerden olup ayrıca; nohut,mısır,fasülye,mercimek ve sebzelerin her türü yetişmektedir.

Memuru ve emeklisinin az olmasıda ekonomik yönden beldemizi etkilemektedir.Dışa açılımın son 20 yılda olması nedeniyle köye dönüşler henüz başlamamıştır.

ÇOCUK OYUNLARIMIZ
•İP ATLAMA
•ŞALLINCAK (ILINMAK)
•EBE BENİ KURDA VERME
•MENDİL KAPMACA
•SAKLANBAÇ (TIKTIK)
•GÜDÜ DÖNDERME (TOPAÇ DÖNDERME)
•ÇELİK-ÇOMAK OYUNU (NİKSAR ÇELİĞİ_ÇOBAN ÇELİĞİ)
•EL SENDE
•YAKAN TOP
•UZUN EŞŞEK
•5 TAŞ_9 TAŞ_12TAŞ
•ÇİZGİ OYUNU
•MIH DİKMECE
•EMEN OYUNU
•JANDARMA_KAÇAK OYUNU
•KIZAKLA KAYINMAK

METELLERİMİZ(BİLMECELERİMİZ)
•Dağdan gelir beş bıyıklı enişten gelir? (TÖNGEL)
•Tömekten ak tavuk bakıyo nedir? (DİŞ)
•Dör kişi bir kuyu işler? İNEKMEMESİ
•Yol üstünde kilitli sandık?(MEZAR)
•İki tepenin arasında öküz böğürüyo? (OSURMA)
•Ufacık fineden dünyayı donatan? (İĞNE)
•Lamba düştü is,kazan düştü tan,annem dedi bul nedir? (İSTANBUL)
•Köy içinde ağzı kara?(FIRIN)
•Bize gelde götüne koyum? (MİNDER)
•Ağaca yukarı semerli eşek gidiyo? (SALYANGOZ)
•Dağa gider serilir eve gelir dürülür? (ÖRME)
•Çitten hopladım öte yana yumurtladım? (KABAK)
•Dağa gider seslenir,eve gelir paslanır?(BALTA)
•Ben giderim oda gider? (GÖLGE)
•Bir gelinim var gelenin gidenin elini öper? (KAPI KOLU
•Metel metel met atar iki sıçan göt atar,biri dereye gider biri tepeye?(BİRİ SEL BİRİ YEL)

TEKERLEMELERİMİZ
•Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, pireler berber iken eski hamam içinde,uçtu uçtu kuş uçtu, kuş uçramı memiş uçtu demeye kalmadı, anam düştü eşikten, babam düştü beşikten, dolapta koptu bir pıtırtı kedi üstüme atıldı, anam kaptı maşayı, babam kaptı meşeyi dolandırdılar bana dört bir köşeyi, anahtar deliğinden kaçtım yollara düştüm, az gitttim uz gittttim dere tepe düz gittim, altı ayla birde güz gittim birde arkama baktımki toplu iğne boyunca çuval duzun enince bir yol gitmişim (hikaye başlar)
•Hu hu komşu komşu oğlun geldi mi, geldi geldi, ne getirdi inci boncuk, kimekime sana bana, başka kime kara kediye, kara kedi nerde ağaca çıltı, ağaç nerde balta kesti,balta nerde suya düştü, su nerede inek içti, inek nerde dağa kaçtı, dağ nerde yandı bitti kül oldu.
•Bir kedim var adı tekir, uyur soba başında, ir tıkırtı duyar duymaz hemen fırlar yatağından , bizim evin fareleri tamdan tavandan indiler , birer deliğe girdiler, koştu yakaladı hemen.
•Miyav miyav mavvvvvvu dedi bir kaşıcık yağ dedi yağ olmazsa bal olsun benim yavrum sağ olsun
•İnne münne ucu dinne bal balluca ballu köşe saptan samandan gostil damadan arabamın tekeri istanbulun şekeri hop mop altun top bundan başka oyun yok.
•Çıt mut nerden geldin ordan çık.
•Kim osurdu bit osurdu bit nereye gitti köyüne gitti ne zaman gelecek yazın gelecek yorgan aldı yere düştü pancar piti götü şüşti.

COĞRAFYASI

KÖYÜM
Günebakan Niksar ilçesine 22 km mesafede yer almaktadır. Yolun tamamı asfaltdır. Yol yaz kış açık bulunmaktadır. Günebakan’ın dünya ile bağlantısı Niksar üzerinden olmaktadır. Niksar merkezinin 5 km güneyden E-80 karayolu geçmekte olup Doğu ve İran bağlantısı bu yoldan yapılmaktadır. Yerleşimini içinden geçen her hangi bir kara yolu bulunmamaktadır. Yerleşimi Niksar’a bağlayanyol stabilize bunun dışındaki tüm yollar topraktır. Yerleşme de 5 adet minibüs ve 1 adet belediye otobüsü ile günlük Niksar’a yolcu taşınmaktadır.Bunun haricinde 1 adet kamyon ticari olarak çalışmaktadır.Son açılan tekstil fabrikasınında bölegede istihtam ve popülerlik kazandıracağını umuyoruz


İKLİM
Tokat ilinde, Orta Karadeniz iklimi ile İç Anadolu iklimi arasında bir geçiş iklimi hakimdir. Karadeniz ikliminin etkileri derin ve geniş vadiler boyunca ilin iç kısımlarına dek sokulur.
İlin doğusunda ve yüksek kesimlerinde iklim biraz daha sertleşerek İç Anadolu iklimine yaklaşır.Günebakan beldesinde meteorolojik gözlem yapılmadığından dolayı iklim elemanlarınetkileyen faktörlerin benzeştiği ve en yakın yerleşme olan Niksar ilçesinin meteoroloji istasyonunun verileri burası içinde kullanılmıştır.Niksar ilçesinde yıllık ortalama sıcaklık 14.7°C iken, en yüksek sıcaklık 41.5°C ve en düşük sıcaklık ise 13.0°Cdir.Yağış miktarı ise yıllık 475.2 mm. olarak gerçekleşmiştir.Niksar ilçesinin ortalama bulutluluk sayısı 5,4, açık günler sayısı 61,5, ortalama bulutlu günlersayısı 208.2 ve ortalama kapalı günler sayısı da 95,0 gündür.Kar yağışı ile ilgili gözlemlere bakıldığında; ortalama kar yağışlı günler sayısının 10.3,ortalama karla örtülü günler sayısının 18.8 ve en yüksek kar örtüsününkalınlığının 80cm olduğu görülmektedir.Yapılan araştırmalar sonucunda bölgedeki ortalama rüzgar hızı 1.1 m/sn ve en hızlı rüzgar yönünün de güneydoğu, doğu, kuzeybatı ve kuzey olduğu tespit edilmiştir. Yerleşme genelinde hakim rüzgar yönü batıdır

BİTKİ ÖRTÜSÜ
Günebakan'ın bitki örtüsü ağırlıklı olarak tarım alanları ile kaplıdır. Tarım alanlarında patates ve tütünticari anlamda yetiştirilmekte, arpa, buğday, fiğ sebze vemeyveler ise kişi kullanımına yönelik yetiştirilmektedir.Yerleşimin kenarlarında yer yer orman alanları mevcuttur. Bunlar çam ve meşe ağaçlarından ibarettir.Tarım alanları, orman alanları ve yerleşimalanı dışındaki yerler ağırlıklı olarak mera ve otlak olarak kullanılan yerlerdir.

YETİŞTİRİLEN ÜRÜNLER DAĞLARIMIZ TEPELER
•PATATES (GOSTİL)
•TÜTÜN
•ARPA,BUĞDAY,FİĞ...VB.
•MISIR,NOHUT,SOĞANCEVİZ,
•ELMA,ARMUT,ÇÖRDÜK...
•BAHÇE ÜRÜNLERİ (BİBER,DOMATES....
•KIZILKAYİŞİ
•KAYABAŞI
•KIZLAR DAĞI
•KARAKAPI
•MEŞE PINARI
•DARALİ
•MADEN TEPESİ
•GÖLAĞA
•YANUK
•KIRAÇ
•CEBECİOĞLU TEPESİ
•YIĞIN TEPE
•KELKIRIĞI TEPESİ

YER İSİMLERİ
•KÖMÜRLÜK
•CİBAR
•DEĞİRMEN DERE
•SAZAKLIK
•BİHARMANI
•BELLEN TARLA
•KİRAZALAĞI
•YANUK BAYIRI
•AKKUN
•KOCAMAŞATI
•KARAYOLU
•KIZIKOT
•YAMAĞAN TEPE
•PEL DAĞI
•SARI AVULUK
•PİNİÇÇİ
•KETEN DERESİ
•CEBECON TEPE MEVKİ
•YANUK MAGAZA
•TULLUK •KARAYOLU
•KIZIKOT
•YAMAĞAN TEPE
•PEL DAĞI
•SARI AVULUK
•PİNİÇÇİ
•KETEN DERESİ
•BİTLİ KIRIK
•ARMUTLUK
•GOSTANDİR
•AKPINAR
•HÖYE ÇAYIRI
•UZUN SIRT
•HAPAN BELEĞİ
•KÜREN BOĞAZI
•GÜL BAHÇE
•ÖTEYÜZ
•MANTARLI
•KETENLİK
•GÜCÜK GERİŞİ

AKARSULARIMIZ
•Bİ HARMANI DERESİ
•DEVRET DERE
•KİRAZALAĞI DERESİ
•KÖPRÜNÜN DERE
•ÇALAYAN DERE
•KÖRMÜÖZÜN DERE
•DEĞİRMEN DERE
•HAPAN BELEĞİ DERESİ
•GÜL BAHÇE DERESİ
•KIZLAR DAĞI DERESİ
•KÖRÜK DERE


İsa ÖZYURT (Serenli İmamı)
11.02.2009


Kaynak : gunebakanim.tr.gg/


Son Düzenleme: 07 Ara 2009 15:13 yazan niksarhuseyingazi.
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
  • Sayfa:
  • 1