30 Ağustos 2014, Cumartesi
   
Yazı Boyutu
Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanııcı Adı: Şifre: Beni hatırla

Yöresel Türkülerimiz ve Hikayeleri
  • Sayfa:
  • 1

BAŞLIK: Kara Koyun Türküsü ve Hikayesi

Kara Koyun Türküsü ve Hikayesi 21 Ağu 2009 13:44 #341

  • niksarhuseyingazi
  • niksarhuseyingazi's Avatar
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Administrator
  • Gönderiler: 1037
  • Teşekkür Sayısı: 1
  • Başarı: 2
Kara Koyun 01


Bu türkü bir yörük çobanının tabiatla nasıl bağ kurduğunun hikayesidir. Çobanlarla otlattıkları sürüleri arasında gerçekten de bir bağ vardır. Ama bu bağ nasıldır, nicedir bilinmez. Bu bağı, bazen tatlı bir bakış, bazen candan bir okşama, bazen bir avuç taze yem, bazen de bizim hikayemizde olduğu gibi içli ve anlatımlı bir kaval sesi oluşturur. Yörük çobanlarından biri ile oymak beyinin kızı arasında içten içe yanık bir sevgi vardır. Çoban ölçer, tartar, kendini bilirliğinden bu sevgisini açıkça söyleyemez; kız, düşünür taşınır, kendi anlayışına göre babasının kişiliğine yakıştıramaz böyle bir dedikoduyu. Böylece çoban kavalıyla sevgisini sürüsüne anlatır; ve sonunda Yemen, Mısır Valisi koca Sinan Paşa tarafından Kız da o büyüleyici sesten kendine pay çıkararak heyecanlı günler yaşarlar. Kız artık kavalın dilini iyice çözmüştür.

Günlerden bir gün sürü yayladayken hırsızların hücumuna uğrar. Hırsızlar çobanın elini kolunu bağlar, sürüyü alıp gitmek isterler. Fakat sürü bir türlü yerinden kalkmaz. Onca çaba bunca gayret, sürüyü yerinden oynatamaz. Çoban der ki, "Ben kaval çalmadıktan sonra sürüm imkansız bir yere gitmez, çözün kollarımı ben sürüyü kaldırayım." Ellerini kollarını çözerler çobanın. Çoban kavalını eline alır, başlar yanık yanık öttürmeye. Sürü hemen kalkar, yavaş yavaş yürümeye başlar. Bu arada çadırda uyuyan yörük beyinin kızı da kaval sesini duyar. Duyar ya bu seferki havadan çobanın tehlikede olduğunu anlar ve etrafı uyarır. Yörükler hep birden sürünün bulunduğu yere koşarlar. Bunu gören hırsızlar hemen kaçarlar.

O günden sonra, köylüler, kızın, çobanın kavalının sesinden, çaldığı havadan anlamasını, kızla çoban arasında gizli bir ilişki olduğuna yorarlar.

Bu en çok kızın babasını düşündürür. Çağırır çobanı yanına. "Kavalının sesi pek yanık, kızımı da bununla mı kendine bağladın?" der. Çoban da "Bilmem, belki de öyledir. Ben sürülerimi bununla otlatır, bununla idare ederim. Gerekirse susamış sürülerimi bir damla su içmeden bile su başında bekletirim." der. Bunun üzerine ihtiyar yörük beyi "Ben senin sürüye tuz yalatayım, sen suyun başına götür. Eğer su içirmeden sürüyü su başında bekletebilirsen ben de sana kızımı vereceğim" der.

Çoban sürüsünden emindir. Yalnız bir karakoyun var pek heyecanlı, toy, bir tek ondan korkuyor. Sürüye hiç su vermeden üç gün tuz yalatırlar. Çoban sürüyü alır dağdan aşağı dereye doğru sürer. Sürü büyük bir iştahla suya doğru koşuşurken çoban birden çaldığı havayı değiştirir. Bunun üzerine sürü olduğu yerde durur. Ne var ki çobanın korktuğu başına gelir. Karakoyun durmaz suya doğru yol alır. Bu sırada çoban çaldığı havayı daha da yanıklaştırır. Bu, onun karakoyuna yalvarması, ondan isteğine uymasını istemesidir. Bu olay karşısında, yörük beyi ve oba halkı da heyecanlanır. Hava hızlanıp yanıklaştıkça karakoyun yavaşlamağa başlar. Durur, bir geriye döner, bir suya bakar. Kavalın sesi ona susuzluğunu unutturur. Geriye sürünün yanına döner. Bu iş oymak beyini de duygulandırmıştır. "Kızımı sana verdim gitti, bundan sonra bir yastıkta kocayın yörük" der.

Bu olaylar sırasında karakoyunun emlak kuzusu ölür derler. Sebebi de susuzluk ve bolca verilen tuzdur. Çoban bu ölüme pek üzülür. İşte bu anlatılanlar türküde ve ezgisinde pek sanatlıca işlenmiştir.

Kaynak: Öyküleriyle Halk Türküleri (Notalı) - Hamdi Tanses

Kara Koyun 01

Koyunum seni yaylalara çekeyim
Kınalı taşlara tuzlar dökeyim
Kuzun öldüyse sana kuzu yakayım
Ablam sağsın ben karşıdan bakayım

Karakoyun koyunların benidir
Akkuzu ile yüreğim yağıdır
Yerimi sorarsan Kumalar Dağı'dır.
Meleme koyun meleme vazgeç kuzundan

Koyun seni yaylalarda güdeyim
Seni alıp da elimle yedeyim
Kuzun öldü ben Allah'a nedeyim
Meleme koyun meleme vazgeç kuzundan
Çok analar ayrı düşer kızından

Korkar oldun şu dağların kurdundan
Koyun geldi kuzu gelmez ardından
Ben de bıktım bu ananın derdinden
Ağlama koyun ağlama vazgeç kuzundan
Çok analar ayrı düşer kızından

Ben koyunu güttüm güttüm getirdim
Ablam sağdı karşısında oturdum
Nerde kaldı nerelerde yitirdim
Ağlama koyun ağlama vazgeç kuzundan
Çok analar ayrı düşer kızından

Karakoyun sana çanlar
Takayım da ben keyfime bakayım
Senin için dağı taşı yıkayım
Meleme koyun meleme vazgeç kuzundan
Çok analar ayrı düşer kızından

Koyunum sana üç gün tuzlar yedirim
Yedirdim çiğerini ağrılarla bitirdim
Seni aldım pınarbaşına getirdi
İçme koyun içme dön geri
Şimdi sözünü tutmanın yeri



Kara Koyun 02

Karakoyun koyunların beyidir
Ak kuzu da yüreğimin yağıdır
Yerimiz sorarsan Kumalar dağı'dır
Meleme koyun meleme vaz geç kuzundan
Çok analar ayrı düşer kızından

Koyun seni yaylalarda güdeyim
Seni alıpta elimde yedeyim
Kuzun öldü ben Allaha ne deyim
Meleme koyun meleme vaz geç kuzundan
Çok analar ayrı düşer kızından

Korkar oldum şu dağların kurdundan
Koyun geldi kuzu gelmez ardından
Ben de bıktım bu ananın derdinden
Ağlama koyun meleme vaz geç kuzundan
Çok analar ayrı düşer kızından
Son Düzenleme: 21 Ağu 2009 18:10 yazan niksarhuseyingazi.
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
  • Sayfa:
  • 1