Ballıca Mağaraları’na yolculuk başlıyor
Kazova’ da kıvrıla kıvrıla akan Yeşilırmak’ı izleyen Tokat-Turhal karayolunun 23. km.’sinden güneye ayrılan yolun sapağında, iki levha dikkati çeker. Bunlardan birincisi Pazar ilçesini, sarı renkli olan diğeri ise Ballıca Mağarası’nı göstermektedir.
Pazar ilçesine ayrılan yol 3. km.’den sonra Yeşilırmak’a ulaşır. Yol buradan, Anadolu Selçuklularının yaptırdığı köprüden geçerek tarihi “Kral Yolu“na bağlanır. Yılların ve Yeşilırmak’ın uzun zamandır yıpratmadığı bu güzel köprünün hemen yakınında, 1238′de yapılan Mahperi Hatun Kervansaray bütün haşmetiyle ırmağı ve yoldan geçenleri seyreder. XII. yüzyıldan beri Anadolu’dan Karadeniz’e gelen kervanların konaklama ve dinlenme merkezi olan Pazar, geçmişle bugünün kucaklaştığı, tarihle doğanın iç içe olduğu şirin bir ilçedir. İşte, Ballıca Mağarası bu ilçenin sınırları içinde yer alır.

Gizemli güzellik
İnderesi ‘nin vadi tabanından 40m. yukarda bulunan Ballıca Mağarası, deniz seviyesine göre 1085 metrede… Giriş ağzı kuzeybatıya bakan mağara, güneydoğuya uzanan küçük bir galeriyle başlar. Bu giriş galerisi, belirgin bir eğimle. “Havuzlu Salon”a açılır. Bu salonda mutlak nem çok düşük (%54). Sıcaklık ise, mağaranın diğer bölümlerine göre daha yüksektir. (20*C), Nemin az, sıcaklığın fazla oluşu; damlataşları oluşturan kalsit kristalleri arasındaki bağı zayıflatarak, onların pul-pul soyulmalarına yol açıyor.

Tavan yüksekliğinin 2-3m. genişliğinin 2-5m. arasında değiştiği Havuzlu Salon, sütun ve sarkıtların oluşturduğu dar bir geçitten sonra, büyük bir “orman”a açılır. Sarkıt, dikit ve sütunların dev boyutlara ulaştığı bu “damlataş ormanı”nda, insan kendini sihirli bir dünyada hisseder. Kırmızı ve sarının her tonundan süt beyaza kadar değişen renklerle bezenmiş bu damlataşlar, mağara tavanındaki çatlak ve kireçtaşı tabakalarının eğimine bağlı olarak tek tek veya sıralar halinde gelişmiştir.
Kuzey-güney yönünde uzanan “Büyük Damlataşlar Salonu”nun damlataş ormanındaki kırmızı renkler, damlataşı oluşturan suların geçtiği yerlerdeki demirli mineralleri beraberlerinde getirmeleriyle oluşmuş. Demirin bir başka türü olan “limonit” ise, sarı rengini vermiş. Bunun yanında mavi ve yeşil renkler, bakırın türevleri olan “azurit” ve “malakit”li sularla meydana gelmiştir.

Büyük Salondan sola doğru, iri blok ve kayalardan çıkıldıktan sonra, dar geçitlerle kuzey galeri veya salonlarına ulaşılır.
Fosil Salon, -18 m’lik bir inişle kuzeydeki son galeriye bağlanır. Merdiven ve ip kullanmadan inmenin zor olduğu bu salona, içindeki yarasalardan dolayı “Yarasalı Salon” adı verilmiştir. Uzunluğu 25-35, genişliği 8-20m. arasında değişen bu salonda, görünümleri son derece güzel, çok ince sarkıt ve dikitler yoğun bir şekilde gelişmiştir. Kalınlıkları ortalama 2-25cm. arasında olan beyaz renkli bu damlataşların boyu bir kaç metreyi bulur. Bu salonda ayrıca makarna sarkıtları (yavru sarkıtlar), mağara gülleri ve mağara iğneleri ile içi su dolu damlataş havuzları bulunmaktadır. Mağaranın en genç ve en yeni şekillerini oluşturan bu damlataşlar, hâlâ gelişim halindeler… Salonun nemli havası ise (% 84 mutlak nem, 13″C sıcaklık), damlataşları canlı ve parlak tutuyor…

Ballıca Mağarası’nın gelişimini göz önüne alacak olursak; girişe göre -22 metredeki Yarasalı Salon ile Büyük Damlataşlar Salonunun aşağı seviyeleri 2. katı oluşturmaktadır. Büyük Damlataşlar Salonu, Ballıca Mağarasının iki kola ayrıldığı orta noktada yer alır. Bu salonun güney ucunda gelişmiş 1×3 m boyutundaki küçük bir delikten blok ve kayalardan oluşmuş büyük bir salona inilir. Yan duvarlarında görünümleri son derece güzel damlataşların ve mantar kayaların bulunduğu bu 3. kat salonunun tabanındaki bloklar arasında daha derin kuyular bulunmaktadır. Yer yer -20 metreyi geçen bu kuyular, mağaranın aşağılarda bulunan katları arasında doğrudan bağlantı sağlıyor. Yaklaşık batı-doğu yönünde gelişen bu “Çöküntü Salonu”, küçük bir galeri ile ikinci bir çöküntü salonuna bağlanıyor. Bu küçük salonda çok sayıda yarasa yaşamakta…

Büyük blok ve kayaların bulunduğu Çöküntü Salonu, kuzey-güney yönünde gelişmiş büyük bir galeriye bağlanıyor. Dev sütunlarla çok sayıda salon veya odaya ayrılan ve “Muhteşem Galeri” olarak adlandırılan bu bölümde damlataşlar, soğana benzeyen sarkıtlar yer almaktadır… Yan yana veya üst üste gelişen bu sarkıtların bazıları da mantarı andırıyor. Bu şekillerin elma büyüklüğünde olanlarının yanında, çapları bir metreyi aşanları da var. Ancak büyük olanları, bu katın daha çok üst seviyelerinde bulunuyor. Küçükleri ise, mağara tabanına yakın kesimlerinde ve çoğunlukla içi su dolu damlataş havuzlarının hemen üzerinde gelişmiştir.

Tavandan damlayan karbonatlı sular, uzunlamasına gelişmiş sarkıt veya dikit oluşturmadan, su birikintilerine karışıyor. Bunun sonucu olarak sarkıtlar, dikey değil, daha çok yanal yönde büyüyorlar. Bazen suyun içinde de gelişebildikleri görülüyor (karbonatların yukarı çekilmesi)…

Ballıca Mağarası’nın 3. katını oluşturan, kuzey-güney yönünde gelişmiş “Muhteşem Galeri”, büyük sütunlar tarafından üç belirgin salona ayrılıyor. Bunlardan en kuzeyde bulunan “Mantarlı Salon”da iri soğan sarkıtlar ile mantar şeklinde gelişmiş dikitler çok belirgin. Ayrıca, duvarlarda ve tavanda, damlataşların en güzellerini görebilmek mümkün…
Muhteşem Galeri’nin ortasında bulunan “Sütunlar Salonu”nun en belirgin şeklini iri sütunlar oluşturmaktadır. Bu makro sütunlar, salonu, çok sayıda odacığa ayırıyor. Salonun tavan yüksekliği yer yer 15 m’yi bulmakta. Kenarlarda gelişmiş olan damlataş havuzlarının içleri su ile dolu… Buna karşılık orta kesimlerde olanları ise mevsimlik olarak dolup boşalmakta. Sütunlar Salonu’ndan belirgin bir basamakla ayrılan “Genç Salon”, mağaranın en yeni ve en son oluşmuş bölümü… Girişe göre -50 metrede bulunan bu salon içinde, her türden damlataş gelişmiş… Tabanında dikit ve havuzlar ile yanlarda bayrak ve perde damlataşları, tavanda ise büyük sarkıtlar salonu süslüyorlar. Son bölümde, tavan ile tabanın birleştiği kesimlerde oluşumları hızla devam eden soğan sarkıtların en güzel örnekleri görülebilir.

Yan kolları ile birlikte toplam 685 metre uzunluğa sahip bulunan Ballıca Mağarası’nın en yüksek ve en alçak bölümü arasındaki yükseklik 94 metreyi bulmaktadır.
Mağaraların süzülmüş, polen ve tozlardan arınmış bol oksijenli havası astımlı hastalara iyi gelmekte, daha kolay nefes almalarını sağlamaktadır.

Ballıca Mağaraları modern bir çevre düzenlemesine sahip!
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü Mağara Araştırmaları Ekibi ve Turizm Bakanlığı uzmanlarınca etüt edilerek mimari ve çevre düzenleme projesi hazırlanan ve Tokat il Özel idaresi tarafından inşası yaptırılan Ballıca Mağarası’nın insanı büyüleyen gizem dolu dünyasından dışarıya çıkıldığında; mağara önünde bulunan tesislerde dinlenirken, doğal çevrenin güzelliği daha iyi fark edilir. İnsan burada kendini uçaktan bakıyor gibi hisseder. Bütün ihtiyaçların karşılandığı bu tesislerde yöresel el sanatları sergilenmekte ve küçük fırında, meşhur Tokat Kebabı ile köylü kadınlarının yaptığı yöresel çökeleklerin tadına bakabilirsiniz.

İlgi Dergisi Ballıca Mağarası Tanıtımı
Ballıca Mağarası’nın ilk bilimsel incelemesini, Tokat Valiliği’nin istemesiyle Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi’nden Prof. Dr. Baki Canik ve Araştırma Görevlisi Mehmet Çelik’ten oluşan bir ekip, 13-15 Ocak 1992 tarihinde yapmışlardır. Ballıca Mağarası’nın en kapsamlı speleolojik araştırması, Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü Jeolojik Etütler Dairesi’ne bağlı Mağara Araştır-maları Bölümü’nden Dr. Jeomorfolog Lütfi Nazik başkanlığındaki Bekir Ak-soy, Emrullah Özel ve Hamdi Mengi’den oluşan ekip tarafından 1994 yılında yapılmıştır. MTA Mağaracılık Bölümü’nün yaptığı bu ayrıntılı araştırmada mimari ve uygulamalı elektrik ve ışıklandırma projeleri de yer almıştır.
MTA Mağaracılık Bölümü bu tarihten sonra, Ballıca Mağarası’nı topyekun ele almış ve turizme açılma aşamasına kadar zaman zaman incelemelerini sürdürmüştür. En son olarak da 14.05.1998 tarihinde bir uygulama projesi kontrol raporunu hazırlamıştır.
1995 yılında, aylık FOCUS dergisinde Ballıca ile ilgili bir yazı çıkmıştır. Daha ziyade yukarıda adı geçen yayınlardan geniş alıntılar yapılan fakat bol fotoğraflı bir yazıda Ballıca Mağarası tanıtılmıştır.
Ballıca Mağarası. Turizm ve Tanıtma Bakanlığı uzmanlarınca da incelenmiş ve çevre projesi yapılmıştır. Mağaranın inşaatı Tokat İl Özel İdaresi’nce yaptırılmıştır.
Jeolojik Durum: Pazar ilçesinden Ballıca Mağarası’na giderken yolda, Tokat Masifi’nin PALEOZOİK şist ve metamorfik kalker kompleksi içinden geçtik. Kalkerler, irili ufaklı yarı mermer mercekler halinde şistlerin içinde mostra veriyorlardı. Mağaraya yaklaştıkça, metamorfik kalker mercekler fazlalaştı ve mağaranın bulunduğu yamacın zirve kısmı artık takke gibi tamamen kalkerden oluşmuştu. Ballıca Mağarası’nın oluşumunda, çok çatlaklı ve kırıklı metamorfik kalkerlerin kimyasal olarak eritmesi yanında bölgenin tektonik yapısı başrolü oynamıştır. Mağara içinde her istikamette kesişen fayların boşluklarında kimyasal erime çok etkili olmuştur denebilir. Böylece Ballıca Mağarası’nın şahane oluşumları meydana gelmiştir. Mağarayı meydana getiren ana fayın doğrultusu; doğu-güneydoğu, batı-kuzeybatı uzantılıdır. Mağara içindeki daha ufak çaptaki faylar hemen her yönde bununla kesişmektedir. Bunun neticesinde de yatay ve dikey yönlerdeki değişik sarkıtlar, damlataşlar, dikitler, sütunlar, perde oluşumları, ebru ve soğan oluşumlar meydana gelmiştir. Ballıca Mağarası, ilişik MTA mağaracılık ekibinin yaptığı planda da görülebileceği gibi birkaç büyük salonu birbirlerine bağlayan koridorlar halindedir. Boşluklara merdivenle inilip çıkılmaktadır. Mağara hem yatay hem da dikey olarak birkaç periyoda oluşmuştur. Mağaranın bulunduğu kod, benim altimetre ile yaptığım ölçüde 1090 metre, yoldan merdivenle çıkılan kısım, takriben 70 metre, mağaranın toplam uzunluğu 680 metre, +19 ve -75 metre arasında 100 metrelik bir boşlukta 5 kat halinde oluşmuştur.
Mağaranın İçi: Ballıca Mağarası içindeki salonlar, Büyük Damlataşlar, Yarasalar. Çöküntüler, Mantarlı (benzetmeyle). Büyük Dikitler, mağaranın en derin bölümünde de Yeni Salonda Soğan Oluşumları, salonları adını alan küçüklü büyüklü boşluklardan oluşmaktadır. Salonlara bitişik küçük odacıklar da vardır. Ballıca Mağarası’nın değeri, bu salon ve odacıklarda çok değişik oluşumlara rastlanmasındandır. Değişik mağaralarda rastlanılan oluşumların hemen her çeşidine Ballıca Mağarası’nda rastlayabilirsiniz. Damlataşların envai çeşidine, duvar damlataşlarına, sarkıt ve dikitlerin çok değişik çeşitlerine, disk, bayrak, mantar, ebru, donmuş şelale görünümü veren oluşumlara, kolon, Helictites, Mond-Milch adındaki ince oluşumlara, Makaroni, içi su dolu küçük havuzlara (Geurs) mağaranın değişik bölümlerinde rastlayabilirsiniz.
Yarasalar: Ballıca Mağarası’na ilk girildiği 1980′li yıllarda mağara içinde büyük bir yarasa topluluğu yaşıyormuş (Bilindiği gibi yarasalar koloni halinde yaşamaktadırlar). Bugün bu miktar önemli surette azalmıştır. Bu durum, turizme açılan mağaraların ortak kaderidir. Mağaraya giren insanların fazlalaşmasından bu hayvancıklar rahatsız olmakta ve yavaş yavaş o mağarayı terk ederek başka mağaralara göç etmektedirler. Bugün Ballıca Mağarası’nda azalan yarasaların ilerdeki yıllarda daha da azalmaları beklenmelidir. Ballıca Mağarası’nı gezerken yarasaların bulundukları bölüme yaklaşırken keskin bir guane kokusu sizi karşılamaktadır. Böylece yarasalar salonuna geldiğinizi hemen anlıyorsunuz. Yarasaların dışkıları GUANO, dünyanın en makbul gübrelerindendir.
Ballıca Mağarası İçi, Isısı ve Nem Oranı: Mağara içindeki ısı 13-17°C arasında değişmektedir. Nem yüzdesi de yüzde 55-90 arasındadır. Isının fazla bir değişiklik göstermemesine rağmen nem oranındaki değerler çok farklılık göstermektedir.
Mağara İçinin Gezilmesi: Ballıca Mağarası’nı 7 Haziran 1998 tarihinde eşim Muazzez Aygen, Tokat Müze Müdürü Birsel Özcan ve mağaranın işletmecisi Sümbül Söylemez ile birlikte gezdik. Sümbül Söylemez, mağaranın her köşesi üzerine, daha önce mağarayı inceleyen uzmanların raporlarından edindiği bilgilere, kendi şahsi deney ve bilgilerini de katarak geniş açıklamalarda bulundu. Yarasalı salona pek ziyaretçileri sokmak istemediğini, mağarada sayıları azalan yarasaların, mağaraya giriş kapısından girip çıktıklarını, onun için kapıya parmaklık yaptırdığını söyledi. Kendisi mağara üzerinde hem bilgili, hem de ilgiliydi, kendisini mağaraya adamış bir insan olarak tanıdım. Denetim altında eksiklikler ona yaptırılabilir. Tokat Valiliği, mağaranın işletmesini vilayetçe yapmak arzusunda olduklarını, bu yüzden işletme ile muhakemelerinin devam ettiğini bana bildirdi. Ben Şahsen devletin işletmecilik yapmasına karşıyım. Bunun başarısız örneklerini gördüm. Mağara işletmelerinin sıkı bir denetim altında özel sektörce yasılmasından yanayım. Denetimin Türkiye Mağaracılar Birliği’nin uzmanlarıyla yapılması ve hazırlanacak projenin, işleticiye, gereken direktiflerin verilmesi şeklinde yürütülmesinin uygun olacağı görüşündeyim. Mağara için yapılacak her şeyin finansmanı, mağara giriş ücretlerinden kazanılacak parayla bir plan dahilinde yapılmalıdır. Mağaranın girişi, alçak tavanlı bir koridor halinde devam ediyor. Bu bölümde sarkıt ve dikitler eski ve kısmen fosil durumda. Sağ tarafta dikdörtgen bir hafriyat çukuru var, bunun eski bir havuz veya sarnıç olması muhtemel. Bu geç devir Bizans dönemindeki iskanla ilgili bir kalıntı olabilir. Bu bölümde bulunan kalın dolgu tabakası içinde bazı hayvan kemikleri bulunmuştur. Giriş koridorunun sonlarına doğru düşmeye hazır büyük bir kaya bloğu üç taraftan derin çatlaklarla kuşatılmış vaziyette tehlike yaratmaktadır. Bu kaya bloğu desteğe alınmalıdır. Daha önce verilen raporlarda mağaranın bu bölümünde ısının 20 C, nemin de yüzde 55 olduğu belirtilmiştir. Koridordan sonra, planda görü-len büyük salona girilmektedir. Bu salonda bölüm bölüm büyük göçmeler olmuş, büyük damlataş oluşumları yer almıştır. Salonun orta kısımlarında merdivenle yukarı kısımlara doğru bir kol çıkmaktadır. Merdivenli bu çıkışın sonundaki oluşumlar fosil durumdadır. Mağaranı en eski oluşumlarını bunlar teşkil etmektedir. Merdivenlerden salonu orta kısmına geri döndükten sonra bu kez dikey kuyu şeklindeki boşluğa tekrar merdivenlerle iniş yaptık. Burnumuza gelen guane kokusundan yarasalı salonu indiğimizi anladık. Bu salonun sağ tarafında yarasaların toplu olarak bulunduğu kısım, sol tarafta da ebru oluşumları ve ters mantar biçimindeki şekillerin bulunduğu mantarlı salona gelinmektedir. Güneydoğuya doğru devam eden kısım ise, mağaranın son bölümüdür. Ballıca Mağarası’nı ünlü soğan oluşumları bu kısımda bulunmaktadır. Mağaranın bu bölümündeki oluşumlar yarı aktif yarı fosil durumdadırlar.
Ballıca Mağarası, doğanın Tokatlılara sunduğu bir doğa harikasıdır. Çünkü mağaranın bulunduğu yön deki kalker yayılışı fazla bir alan kaplamamaktadır. Buna rağmen Ballıca Mağarası’nda bulunan olağanüstü güzellikler şaşırtıcıdır.
Öneriler:
Ballıca Mağarası’nı ziyaretimde gözüme çarpan bazı eksikler ve yapılması lâzım gelen şeyler hakkındaki fikirlerimi burada belirtmek istiyorum:
1- Acilen yapılması lazım gelen işlerin başında, merdivenli çıkışın başına genişçe bir park sahasının inşa edilmesi.
2- Merdivenin yukarısına, mağara girişinin bulunduğu platform üzerine bir kapalı mekânla tuvalet yapılması.
3- En önemli gördüğüm şey, mağaranın ışıklandırılmasının yeni baştan düzenlenmesidir. Mevcut ışıklandırma, mağaranın güzelliğini tam olarak yansıtmamaktadır. Karanlıkta kalmış olağanüstü oluşumlar, projektörlerle aydınlatılmalı, daha çok sayıda az ısı veren ampuller ilave edilmelidir.
4- Mağara içinde paslanmaya yüz tutmuş demir korkuluklar boyanmalıdır.
5- Mağara, kesin olarak gruplar halinde rehber eşliğinde gezdirilmelidir. Böylece hem gezenlere gereken bilgiler verilecek hem de mağaranın daha etkin bir şekilde korunması sağlanmış olacaktır.
6- Mağaranın bütün yan kolları henüz tam olarak araştırılmamıştır.
7- Mağara içindeki bazı çok ince oluşumlar tel örgü içine alınmalıdır.
8- Mağaranın en dip kısmındaki kuyu sifonla mı son buluyor, bu yönde de bir inceleme yapılmalıdır.
Ballıca Mağarası’nın Oluşumu
Ballıca Mağarası’ndaki oluşumları incelerken, galeriler en iyi şekilde iki bölüm halinde çalışıldı. Galeri (Kuzeydoğu-güneybatı hizasında) ve2.Galeri(kuzeybatı-güneydoğu hizasında).Her iki galeri farklı özelliklere sahiptir. 1.Galeri tektonik hareketlere bağlı olarak düzensiz bir şekillenme sergiler. 2.Galeri ise derece derece azalan yapısal bir seviyelerime gösterir. Bölgedeki diğer mağaralardan farklı olarak Ballıca Mağarası’ndaki 2.Galeride olağanüstü yapılar kaydedilirken 1. Galerideki yapıların diğer birçok mağarada da yaygın olduğu gözlemlenmiştir.
Çeşitli tiplerde geniş kapsamlı ikincil oluşumlar mağaranın girişinden bitimine kadar her yerde bulunmaktadır. Bütün bu sarkıtlar (drapeli, damlataşlı, makarna-şekilli, paraşüt-şekilli, soğan-şekilli, pırasa-şekilli), dikitler, kolonlar, sarkan yapılar, havuzlar ve mağara incileri gerçekten çok önemlidir. Pasajlar ve sözde salonlar çoğunlukla tektonik hatlarla kesilmiştir ve böylece ya aniden yönlerini değiştirirler ya da seviyeleri gittikçe azalır. Çünkü kolonlar genellikle kırık hatlar boyunca şekillenmiştir ve Büyük Damlataşlar Salonu’nda kaydedilen çizgisel yapılar sergilerler. l. Galeri’de arızalı bloklar yaygındır ve bazı bloklarda dikit ve kolonlar oluşmuştur. Faylar gösteriyor ki muhtemelen mağaranın bugünkü şeklini almayı başardıktan sonra kolonların bazı yerlerini sismik hareketler etkilemiştir. Büyük Damlataşlar Salonu’nun kenarlarındaki küçük havuzların tabanları mağara incileriyle kaplıdır. Bu salondan dikey pasajlarla geçilen Çamurlu Salonu bloklar, sarkıt ve dikitler ve küçük havuzlar içermektedir. Mağaranın en yüksek noktasındaki (+19 m) Fosil Salonu aynı zamanda Büyük Damlatanlar Salonuna bağlanır ve tabanında bloklar oldukça yaygındır. Muhtemelen mağarada oluşan ilk salon budur. Yarasalar Salonuna ise Fosil Salonundan girilmekte ve buranında tabanı bloklaşmış ve 1.Galerinin tipik özelliklerini yansıtmaktadır.
1. Galeri, 2.Galeri’den eğimli bir tabana sahip olan Çöküntü Salonuyla ayrılmaktadır. Bu salonun taban seviyesi mağara girişine oranla 35 m.dir ve Bloklu Mahzene bir iskele bağlantısı ile geçilir. Çöküntü Salonundaki duvarlar tamamıyla mağara oluşumlarıyla kaplıdır. Duvardan mağaranın merkezine kadar yatay hatlar boyunca oluşan mağara şekilleri, salonda çok uzun zamandan beri şu an ki girişten 32 m. aşağıda bulunan artan yeraltı suyu seviyesi olduğu-nu gösterir.
Bu seviyenin altındaki 2.Galerinin karstik özellikleri çok yenidir. Çöküntü Salonunun ilerisindeki oluşumlar Sütunlar Salonuna doğru iri bloklar üzerinde oluşmuştur.
Sütunlar Salonunun kuzeyinde havuzlar vardır ve bu salonun sütunları diğer salonlardakilerden daha iridir.
Sütunlar salonunun ilerisinde Mantarlı Salonu ve Yeni Salon vardır. Birincisi küçük ve çoğunlukla bloklarla kaplı ve 1-3 m. arasında yüksekliği olan bir sonraki Uçurumlu Mahzenine bağlıdır. Mahzen tabanının her yerine rastgele dağılmış düzensiz bloklar mağaranın bazı bölümlerinde yapılması gereken incelemelere kolay geçiş vermez. Manganez yoğunluğundan dolayı Uçurumlu Mahzenindeki sarkıt ve dikitler çoğunlukla gri ve siyah renktedir. Uçurumlu Mahzeni Büyük Damlatanlar Salonuna bağlıdır; tabi ki Bloklu Mahzende Çöküntü Salonuna bağlıdır.
Karstik özelliklerinden dolayı Yeni Salon Ballıca Mağarası’nın en ilginç bölümüdür. Diğer salonlardakilere ben-zer karstik özelliklerin yanı sıra, pırasa biçimli sarkıtlar, iri dikitler, serbest sarkıtlar (6.5m uzunluğunda) ve soğan biçimli sarkıtlar kaydedilmiştir(l-2. resimler ve Kapak Resmi).Mağaranın en alçak yerine şaft görünümlü bir rotayla Yeni Salondan geçilir ve farklı iki noktadan görülebilen yer altı suyuna şaft görünümlü bir iskeleden ulaşılır.
Yer Altı Sularının Ekilendiği Farklı Oluşumlar:
1) Kolonlardaki yatay kırıklar;
2) İri dikit-serbest sarkıt oluşumu;
3) Yüzeyde oluşan travertenler, mağaranın bazı evre gelişmeleriyle ilgili önemli bilgiler verir. Birinci maddeye, Çöküntü Salonunun tabanından 3nı. yukarıda sınırlı kalsiyum karbonat oluşumuyla belirlenmiş daha önceki yeraltı suyu seviyesi bir kanıttır.
Bu seviyenin net yüksekliği l053 metredir ki aynı zamanda yeni yer altı suyu seviyesi (Ocak 1992) 1.010 metredir. Alçak akıntı rejimiyle nispeten sığ göletlerin varlığı veya ikinci maddede belirtilen sarkıtların altındaki statik seviye dikit oluşumunu engellemiş ama daha yüksek bir CaCOs birikimini engellememiştir. Traverten yüzeylerinin daha yüksek irtifaları arasındaki fark ve son zamanlarda oluşmuş yeraltı suyu seviyelerinin bu seviyeyi şimdikilerle eski korunmuş traverten çökeltileri arasında en az 110m azalttığını göstermektedir.
Ballıca Mağarasının asıl gelişimi yaklaşık 3 – 4 milyon yıl önce (Villafranchian dönemi) başlamış olabilir (Steininger ve arkadaşları, 1996). Çünkü sular, soğuk ve yağmurlu dönemler sürecinde daha fazla COı içerir ve bunlar böyle zamanlarda daha kolay eriyebilir ve karbonat parçacıklarını daha kolay geçirebilir. Böylece daha sonraki gelişme hareketleri bölgesel iklim şartlarına paralel olarak değişir. Diğer tarafta mağara şekilleri devamlı gelişirken, girişin 75m altındaki su dolu karstik şaft içerisinde hareketli gelişme devam etmektedir. Mağara şekilleri oluşumlarının yaşlarını belirlemek amacıyla yapılan izotop çalışmaları hala yürütülmektedir.
Ballıca Mağarasının Jeomorfolojisi
Ballıca Mağarası esas olarak iki yönde gelişmiştir. KD-GB (1.Galeri) ve KB-GD (2.Galeri). (K38° B ve K47° D) Kireç taşlan içerisindeki kırılma sistemleri üzerinde yapılan ölçümlerle bu verilen yönler doğru orantıda devam etmektedir. Mağara tabanı kuzey batıdan güneydoğu yönüne doğru derece derece azalır ve kuzeydoğudan güneybatıya doğru düzensiz seviyelerde uzar. Bu da bize mağaranın gelişme esnasında tekrarlanan tektonik hareketleri gösterir (Böğli, 1980).
Mağara tabanını l. Galeride kısmen çökme bloklar kaplamıştır. Aynı zamanda büyük miktarlarda kil ve organik maddeler vardır (bat guano). Mağaranın kuzeyindeki Mahzen ve Çamurlu Salonu’na bağlantılı iskelelerle ulaşılır, l m çapındaki iki dikey boru Fosil Salonu’nun tepesine doğru uzanır. Yukarı çıktıkça daralırlar ama yüzeye ulaşmazlar. Büyük Damlataşlar Salonu, Sütunlar Salonu ve Yarasalar Salonlarının kenarlarında sızıntı sulardan oluşan havuzlar bulunmuştur. Sızıntı suyun akışı mağara çökeltilerini yıkayamayacak kadar yetersizdir. Yeni Salonun güneybatı bölümünde bir yer altı suyu olmasına rağmen mağara içerisinde bir ırmak yoktur. Mağaranın diğer bölümleri tamamen vadoz bölüm içersinde uzanır ve bu yüzden düşük seviyeler hareketli basamakları belirginleştirirken mağaranın büyük bölümü ya vadoz ya da kalıntıdır.












