Başbakan Erdoğan Tokat'ta...
Son Güncelleme: Cuma, 27 Ağustos 2010 17:50 Çarşamba, 25 Ağustos 2010 17:46

Referandum çalışmaları kapsamında Tokat'a gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, düzenlenen 'Halk oylamasına EVET' mitinginde konuştu.
Halk oylamasına 17 gün kala çalışmalarına devam eden Başbakan Erdoğan düzenlenen mitingde vatandaşlara sesleniyor.
Erdoğan 'Bizde bölgesel, dinsel, milletçilik yok. Onun için 81 vilayetin tamamında AK Parti var. Belli bir bölgede belli illerde değil heryerde var. Çünkü biz Batıyı Doğudan, Kuzeyi Güney'den ayırmadık. 79 Yılda 6100 km yol yaptılar. Biz ise 7,5 yılda bunun iki katını 12 bin 200 km yol yaptık. İşte şimdi buradan Havaalanından geliyoruz, asfalt dökülen yolları gördük. Şurada Koka'da Cumhuriyet tarihi boyunca bunu bilmenizde fayda var, bunlar ne yaptı derler.
Bunlara ne yaptığımızı anlatmanızda fayda var. Duyduklarınızı duymayanlara, bildiklerinizi bilmeyenlere anlatmanızda fayda var. Bazılarında göz var ama duymuyor, kulak var ama duymuyor, dil var ama hakikati söylemiyor. Bu yollardan geçiyorlar ne yaptılar diyorlar' dedi.
Halkın yoğun ilgi gösterdiği mitingde vatandaşların 'Kıskananlar çatlasın, kısnananlar çatlasın' sloganına karşı Başbakan Erdoğan, 'çatlamasınlar, onlar da EVET oyu versinler' dedi.
Gül suyu ile serinletiline vatandaşların katıldığı mitingde konuşan Başbakan Erdoğan şöyle devam etti;
150 Bin derslik inşaatı başlattık ve tamamladık. Tokat'a bunlardan 880 yeni derslik de yapıyoruz. Tokat eğitimde nasıl şaha kalktı birazdan açıklayacağım. Tokat'ın gençleri Tokat'ın gururu oldular. LYS'de Tokat Türkiye genelinde TM'de 7. TS' de 4, Matematik Fen'7e 24. sıraya yükseldi. Buraya durup dururken gelmedik. Bakın ben sizlere anayasanın içeriğini konuşacağım.
Bu anayasa değişikliği ile Türkiye daha da büyüyecek. Türkiye evelallah şaha kalkacak. değerli kardeşlerim ayağımızdaki prangalar kalkacak. 12 Eylül Tokat için milattır. Üstünlerin hukukundan, hukukun üstünlüğüne geçiyoruz, buna EVET mi?
Partilere oy değil, kendinize oy vereceksiniz. Hangi partiye daha önce oy vermiş olursanız olunuz, gelin 12 Eylül'de kendiniz için, çocuklarınız için, geleceğimiz için EVET diyelim.
ENFLASYON FARKI BENİM VATANDAŞIMIN CEBİNDE KALDI
2002 sonunda iktidara geldik, devletin borçlanma faizi yüzde 63. İstikrarı tahsis ettik, bu faizi yüzde 8'e çektik. Yüzde 63 nire, yüzde 8 nire. Aradaki fark 55 puan Bu faiz nerede kaldı, benim vatandaşımın cebinde kaldı. Milletimin cebinde kaldı, hazinenin kasasında kaldı. Benim çiftçi kardeşim o zaman kredi alırken yüzde 59 faizle kredi alıyordu. Şimdi ne veriyor biliyor musunuz yüzde 13. Sülbansiyonlarla yüzde 5,2'ye düşüyor. Benim esnaf kardeşim 47 faiz ödüyordu. Nereye düştü, yüzde 13. Bunun da yarısını devlet olarak biz ödüyoruz, hazine ödüyor benim esnaf kardeşim yüzde 6,5 faiz ödüyor.
Bizden önce iktidarda kim vardı MHP, DSP, ANAP vardı. Peki ya insaf, dürüst olun, benim vatandaşlarımı siz bu faizle sömürmediniz mi? Karşılıksız para basmadınız mı? Şu 1 varya onun yanına 6 sıfır koydunuz. Zengin kime derlerdi eskiden milyonerlere. Ama tuvaletin fiyatı 1 milyon oldu. Biz eskiden delikli kuruşla giderdik. Ne dediler sakın ha enflasyon patlar attık mı bu sıfırları attık, ne oldu enflasyon patladı mı çatladı çatladı, 7,6'ya düştü.
8 Yıl önce aynı parayla ne alabiliyordum, şuan ne alabiliyorum buna bakacaksın. Eğer 8 yıl öncesine göre bugün eğer geriye gittiysek bize oy vermeyin. Ama 8 yıl öncesine göre bugün daha iyi durumdaysak, daha fazla yumurta alıyorsak, daha fazla süt alıyorsak, un, şeker, ekmek alıyorsak o zaman diyorum ki beraber yürüyelim bu yolda. Enflasyona halkımızı ezdirmedik. Ne memurumuzu ne işçimizi ezdirmedik. Bazıları geliyor tiyatro aktörleri gibi gösteriler yapıyorlar. Böyle gelip kafeslerin içine girmekle vatandaşı kandıramazsınız.
Mutfağına gireni çıkanı biliyor. Hele hele fatma bacım bunu çok iyi biliyor. Şimdi esnaf kardeşimin kullanacağı faiz oranını 3 puan daha düşürüyoruz. 1 Eylül'den itibaren esnaf ve sanatkarlarımıza Halk Bankası'nın uygulayacağı faiz oranını yüzde 13'ten yüzde 10'a çekiyoruz. bunun da yüzde 5'ini hazine karşılayacak, esnaf kardeşim ise 1 yıla kadar vadeli kredilerde yüzde 5 faiz ödeyecek.
Bu faiz oranları esnafımızın 1951 yılından beri gördüğü en düşük oranlardır. Yatırım kredisinde bizden öncekilerin üst limiti 35 bin 50 bin lira idi biz bunu 250 bin liraya yükseltiyoruz. Tokat'taki esnaflarımın ve tüm Türkiye'deki esnaflarımızın bundan yararlanmasını istiyorum. Biz laf değil iş üretiyoruz. Biz hastane yapıyoruz, biz konutlar inşaa ediyoruz köylere mezralara su götürüyoruz, yol götürüyoruz. Biz hızlı trren hatları döşüyoruz. Türkiye'ye itibar kazandırıyoruz. Hayalleri gerçeğe dönüştürüyoruz. Yiğit düştüğü yerden kalkarmış. Türk Milleti düştüğü yerden kalkmıştır, bunun müjdesini veriyorum.
EĞİTİM ÖZGÜRLÜĞÜ YAPMAYA ÇALIŞTIK
Biz eser üretirken onlar çamur atıyor. Ben bu Ramazan ayına nezaketen onlara asla aynı dille konuşmadım konuşmayacağım. Onlar millete yalan söylüyor, biz çetelerle kıyasıya mücadele ederken onlar avukatlıklarını yapıyor. Biz Türkiye'yi aydınlık yarınlara taşımaya çalışırken onlar statükoya sarılıyor. 12 Eylül'de iki şey oylanacak. Bir tarafta Darbe Anayasası, bir tarafta milletin anayasası. Biz darbe anayasasını ayaklarımızın altına alıyoruz. Bu muhalefet parlamentoda oy kabinine girmedi, niye girmediniz? Oy kabinine girerek hayır demeyen muhalefet şimdi vatandaşıma diyor ki sandığa git hayır de. Vekiller sizi gönderdi git sadece oy kullan dedi. Vekillere oy kullandırtmadılar, evet der diye korktular. Vicdanınızın sesini dinleyin. Hayır darbe anayasasına EVET'tir. EVET milletin anayasasına evettir. MHP'li kardeşlerime özellikle hatırlatmak istiyorum. Biz Parlamentoda eğitim özgürlüğü ile ilgili bir değişiklik yaptık.
Genç kızlarımızın başörtülü olarak üniversiteye girebilmesi ile ilgili bu 411 oy ile parlamentodan geçti. Bugünlerde CHP Genel Başkanı diyor ki ben bu sorunu çözerim. İnanmıyorsunuz değil mi? İşte fark ortada. Keşke dürüst olsalar da peki böyle bir düşünce vardı da ufkunda, kafanda meclisten bu geçtiği zaman ertesi gün niçin bunu alıp ta CHP olarak AYM'ye götürdünüz? onun altında eski ve yeni Genel Başkanların imzası yok muydu? Şimdi hangi yüzle bunu ben çözerim diyorsun. Bunu çözmeye senin takatin gücün yetmez. Acaba ben böyle dersem muhafazakar kesimin oyunu alırım diyerek de benim vatandaşımı aldatmanın yoluna gitme. Dürüst ol, samimi ol. Aynı Cenah, ertesi gün malum medya 411 EL KAOSA KALKTI diye manşet attı. Bunlar demokrasiden nasibini almamış. Bunların kitabında özgürlük yok. Bunların kitabında hak yok, bunların kitabında hukuk yok. Bunların özgürlük anlayışı kendi istedikleri kadar. Hak arayışı kendi istedikleri kadar. Demokrasi anlayıışı eğer kendilerine verirseniz. Ama benim milletim bunları yutmuyor ve yutmayacak. O zaman biz bunu meclisten geçirdik kim engelledi CHP, peki ey MHP'ye oy veren kardeşlerim siz bundan çok mutlu olmuştunuz. O MHP yönetimi bugün bu CHP'ye vagon oldu. Onların peşinden nasıl gideceksiniz?
Ben inanıyorum ki benim MHP'ye oy vermiş kardeşlerim bu oyunu bozacak ve gittiğim illerde de görüyorum daha önce gönül veren insanlar tek tek biz de evet diyeceğiz diyorlar. Şu anda yeni bir sürecin içerisindeyiz. Biz bu değişiklik ile devlet millet kaynaşmasını getiriyoruz ve bu ülkemize de farklı bir ufuk kazandıracak. Biz kurugürültü peşinde değiliz. Çamur siyasetinin peşinde değiliz. Uzlaşma ise biz her zaman ondan yanayız. Hiçbir zaman gerilim politikalarından yana olmadık. Dün, Divriği'de onu konuştum, Sivas'ta geldim onu konuştum.
Şeyh Edebali 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın diyor. İnsan zayıf kalırsa devlet zayıf kalır' buyurkan, bir devlet emredici bir devlet değil. Biz size hep ne dedik? Biz size efendi olmaya değil, hizmetkarınız olmaya geldik dedim. Bugün yine aynısını söylüyorum. Biz sizin hizmetkarınızız. Kamu'nun herhangi bir kurumunda kendisine haksızlık yapıldığını düşünüüğünüz zaman bir muhatap bulmakta zorlanıyorsunuz. Şikayet etseniz sonuç alamıyorsunuz, değil mi? Artık benim vatandaşım bu uğradığı haksızlıklar karşısında boynunu büküp devlete sırtını dönüp evine dönmek zorunda kalmayacak. Anayasa değişikliği ile kamu denetçiliğini kurumunu Türkiye'ye kazandırıyoruz. 12 Eylül'de değişikliğe evet diyerek AYM'ye bireysel başvuru hakkını getiriyoruz.
Emekli memur kardeşim, toplu iş sözleşmesinden aynen o da istifa ediyor. Kadınlarımız, artık haklarını Anayasal teminat altına alıyoruz buna evet mi? Çocuklarımız, yaşlılarımız, engellilerimiz, gazilerimiz şehitlerimizin dul ve yetimleri artık kendilerine lütfedilen değil, hak sahibi konumuna geliyorlar. Çocuk istismarına artık hayır. Bütün bu düzenlemelerle artık güçlü bir hale gelen kadınlarımız, çocuklarımız, gençlerimiz olacak. Şehitlerimizin dul ve yetimleri olacak buna evet mi? İster yargı mensubu ister asker olsun hiç kimse yargı yolu kapalı olduğu için çaresizce işinden edilemeyecek, ordudan atılanlar artık mahkemede haklarını arayabilecekler. Değişen çok şey yok aslında yedek üyeler asıl üye oluyor sayı oldu 15.

Başbakan Erdoğan'ın Tokat Mitinginde Yaptığı Konuşmanın Tam Metni (25.08.2010)
Sevgili Tokatlılar, değerli kardeşlerim, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularla selamlıyorum.
Buradan bütün Tokat'a, Almus'a, Artova'ya, Başçiftlik'e, Erbaa'ya, Niksar'a, Pazar'a, Reşadiye'ye, Sulusaray'a, Turhal'a, Yeşilyurt'a, Zile'ye oralarda yaşayan tüm kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum.
Ramazanı Şerifin Tokat için, Tokatlı kardeşlerim için rahmet ve berekete vesile olmasını diliyorum. Kalbinizden sürur, ailenizden huzur, sofranızdan bereket hiç eksilmesin. Ramazan milletimiz için, İslam dünyası için, tüm insanlık için barışa, huzura, kardeşliğe vesile olsun. Ramazan, paylaşmadır. Ramazan, dayanışmadır. Bu Ramazan'da da kardeşlerinizi, komşularınızı, yoksulları, ihtiyaç sahiplerini unutmadığınızı biliyorum.
Şunu da konuşmamın hemen başında hatırlatmak istiyorum: Şu anda Pakistan'da kardeşlerimiz çok büyük bir sel felaketine maruz kaldı. 2 bin civarında kardeşimiz hayatını kaybetti. 17 milyondan fazla kardeşimiz felaketten etkilendi. Yaralarını sarmak için yoğun gayret gösteren Pakistan'ı lütfen unutmayalım. Yardımlarınızı, hayır dualarınızı onlardan eksik etmeyin. Bildiğiniz gibi şu anda gerek nakdi yardım konusunda, gerek ayni yardım konusunda ilaçtı, gıdaydı, battaniyeydi, yataktı, hatta demontabl ev olmak üzere bütün bu çalışmaları yaptık, yapıyoruz, trenleri gönderdik ve inşallah bugün 40 tır yola çıkarıyoruz Kızılay'ımız vasıtasıyla ve bütün bu yardımlarımızı artırarak devam ettiriyoruz. Gerek Başbakanlık olarak, gerek Diyanet Teşkilatımız olarak, gerek Kızılay'ımız olarak el ele bazı basın yayın gruplarıyla, Kızılay'ımız Sabah Gazetesi'yle bir kampanya başlatmış vaziyette, bunu devam ettiriyor. Birçok hayır kurumlarımız aynı şekilde bu kampanyaya destek veriyorlar. Kimse Yok mu, İHH gibi birçok kurumların çalışmaları, gayretleri var. Hepsine teşekkür ediyorum, milletim adına teşekkür ediyorum, varolsunlar, sağ olsunlar.
Sevgili kardeşlerim, sevgili Tokatlılar; Evliya Çelebi, Tokat için ne güzel söylemiş. "Tokat, alimler konağıdır, fazıllar yurdudur, şairler yatağıdır demiş. Tokat, Tuna kahramanı Gazi Osman Paşa'nın şehridir." Bugün bir kez daha Tokatlı kardeşlerimle kucaklaşmaya, dertleşmeye, hasbıhal etmeye geldik.
24 Temmuz'da Bingöl'den yola çıktık. Malatya'ya, Elazığ'a, Erzurum'a uğradık. Antalya'ya, Aydın'a, İzmir'e uğradık. Van'da, Adıyaman'da, Rize'de, Trabzon'da, Samsun, Ordu, Giresun, Eskişehir halkımızla bütünleştik. Değerli kardeşlerim, durmak yok yola devam dedik. Dün Sivas'taydık. Bugün 30. ilimizi Tokat'ı ziyaret ediyoruz. Evet, Tokat'ın coşkusu ortada, Tokat'ın heyecanı ortada, bu heyecana ortak oluyoruz. Rabbim heyecanınızı eksiltmesin. Türkiye, büyük bir coşkuyla ileri demokrasiye evet diyor. Türkiye, büyük bir coşkuyla özgürlüklere evet diyor. Türkiye, gür bir sedayla büyük bir Türkiye'ye, itibarlı Türkiye'ye evet diyor. Türkiye, 12 Eylül 2010'da aşkla, sevda ile evet diye haykırmaya hazırlanıyor. Merhum Adnan Menderes, yeter söz milletindir demişti. Şimdi de tüm Türkiye tek yürek halinde, yeter söz de, karar da milletindir diyor.
Bakın sevgili kardeşlerim; atalarımızın çok güzel bir sözüdür. "Aşk adamı inletir, dert adamı söyletir." Diyor ki Hazreti Mevlana, "dert adama yol gösterir." İşte biz dertliyiz dertli. Biz bu milletin derdiyle dertliyiz. Tokat'ın derdi bizim derdimizdir. Tokat'ta Sulu Sokağın derdi bizim derdimizdir. Beybağı Mahallesinin, Pazarcık'ın, Çay'ın, Horuç Mahallesinin derdi bizim derdimizdir. Aynı şekilde Köklücü Köyü'nün meselesi bizim meselemizdir. Ataköy'ün, Ormanbeyli Köyü'nün, Yolkonak Beldesi'nin, Ortaören, Dereyaka köylerinin derdi bizim derdimizdir. Çünkü, biz insanı insan olduğu için seviyoruz. Yunus'un dediği gibi, "yaratılanı yaratandan ötürü seviyoruz." Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abaza, Roman, Boşnak bizim kitabımızda böyle bir ayrımcılık yok. Hepsini de Allah yaratmadı mı? Onun için tüm insanlar bizim için sevilir ve biz onun için severiz, onun için bizim kitabımızda ayrımcılık yok, bizde ırkçılık yok, etnik milliyetçilik yok, bizde bölgesel milliyetçilik yok, bizde dinsel milliyetçilik yok. Onun için 81 vilayetin 81'inde AK PARTi var. 780 bin kilometrekarede AK PARTi var. Belli bir bölgede, belli illerde değil, her yerde var. Çünkü biz batıyı doğudan ayırmadık, kuzeyi güneyden ayırmadık. Türkiye'nin her tarafını bölünmüş yollarla donattık. 79 yılda -burası çok önemli- 6.100 kilometre yol yaptılar, 79 yılda. Biz ise 7,5 yılda bunun 2 katını, 12.200 kilometre yol yaptık. İşte şimdi şurada havaalanından geliyoruz, hamdolsun sıcak asfaltın da dökülmüş olduğu yollarımızı gördük. Biz sizlerle gurur duyuyoruz.
Şurada, Tokat'a Cumhuriyet tarihi boyunca bunu bilmenizde çok büyük fayda var, çünkü buradan şimdi biraz sonra dağılacağız, evlerimize gideceğiz. Durmayacağız değil mi? Size diyecekler, ne yaptı bunlar? Sorarlar. Bunlara ne yaptıklarımızı anlatmanızda fayda var. Duyduklarınızı duymayanlara, bildiklerinizi bilmeyenlere anlatmakta fayda var. Değerli kardeşlerim, çünkü bazılarında göz var ama, görmüyor. Kulak var ama, duymuyor. Ağız, dil var ama, hakikati söylemiyor. Bakıyorsun, bu bölünmüş yolların üzerinden gidiyor, ne yaptılar diyor. Onun için biz yöneticilerle ilgileniyoruz, onlara söylüyoruz. Yoksa CHP'ye oy veren kardeşlerimize, MHP'ye oy veren kardeşlerimize, diğer partilere oy veren kardeşlerimize diyoruz ki, bakın bu seçim bir parti seçimi değildir. Burada AK PARTi'yi oylamayacaksın, burada muhalefeti oylamayacaksın. Bu bir güven oylaması değil. Burada kendinizi oylayacaksınız, geleceğinizi oylayacaksınız, çocuklarımızın geleceğini oylayacağız. Onun için bu halk oylamasında başımızı iki elimizi arasına alalım, gelin ananızın ak sütü gibi evet deyin.
Değerli kardeşlerim; işte biz 79 yılda 16 kilometre bölünmüş yol yapılan şu Tokat'a, neredeyse 8 katından fazla bölünmüş yol kazandırdık. Ne kadar? 119 kilometre bölünmüş yol yaptık sadece Tokat'ta. Türkiye genelinde 435 bin konut yaptık. İnşaatlar devam ediyor. Değerli kardeşlerim, Tokat'ta yaklaşık 3 bin konut inşaatını başlattık ve değerli kardeşlerim, bunların tamamına yakınını büyük bir kısmını sahiplerine teslim ettik. 150 bin derslik inşaatı başlattık ve tamamladık. Tokat'a bunlardan 880 şimdi yeni derslik de yapıyoruz. Ve Tokat eğitimde nasıl şaha kalktı biraz sonra onu da söyleyeceğim. Tokat'ın gençleri Tokat'ın gururu oldular. Tokat, 2010 yılı Lisans Yerleştirme Sınavı'nda Türkiye genelinde Türkçe-Matematikte 7'nci, Türkçe-Sosyalde 4'üncü, Matematik-Fende 24'üncü sıraya yükseldi. Tokat'ın başarısını tebrik ediyorum.
Sevgili kardeşlerim; buraya durup dururken gelmedik. İşte bugün de Türkiye'yi topyekün kucaklayan, Türkiye'nin tamamına hitap eden, Türkiye'nin meselelerine çözüm getiren bir Anayasa değişikliğiyle karşınızdayız. Bakın ben diğer liderler gibi sizlere farklı şeyleri konuşmayacağım. Ben size Anayasanın içeriğini konuşacağım, 26 maddeyle ilgili mesajlar vereceğim sizlere. Sevgili kardeşlerim, bizim işimiz şu anda bu Anayasa değişikliği. Bununla Türkiye'nin ufku daha da açılacak. Bu Anayasa değişikliğiyle Türkiye daha da büyüyecek. Bu Anayasa değişikliğiyle Türkiye evelallah şaha kalkacak. Değerli kardeşlerim, ayağındaki prangaları atacak. 12 Eylül 2010, Tokat için milattır bunu unutmayın. Çünkü, demokrasi yolunda güçlü bir adım atıyoruz. Türkiye'yi darbelerin karanlığından kurtarıyoruz. Sevgili Tokatlılar, üstünlerin hukukundan hukukun üstünlüğüne geçiyoruz, buna evet mi?
Tokat'taki tüm kardeşlerime sesleniyorum. Şimdi, az önce de ifade ettiniz, partilere oy değil, kendinize oy vereceksiniz. Hangi partiye daha önce oy vermiş olursanız olunuz, hangi partiye gönül vermiş olursanız olunuz, gelin 12 Eylül'de kendiniz için, çocuklarınız için, geleceğimiz için ne diyelim? Arka taraf, hanımlar sizi geçti. Ne diyoruz? Ben şimdi Tokat'ta Tokatlı kardeşlerime soruyorum, aydınlık Türkiye mücadelemizde yanımızda mısınız? Yeniden büyük Türkiye hedefinde arkamızda mısınız? Türkiye'yi daha güçlü, daha itibarlı konuma getirmeye var mısınız? Çetelerle mücadelede bizi destekliyor musunuz? İleri demokrasiye evet mi? Güçlü Türkiye'ye, itibarlı Türkiye'ye evet mi? Öyleyse, sevdamız millet, kararımız... Sevdamız millet, oyumuz... Sevdamız millet, tercihimiz... Evelallah bu işi bitireceğiz, evelallah bitireceğiz. Ben Tokatlı Ayşe kardeşimde, Fatma kardeşimde, Hatice kardeşimde bu heyecanı görüyorum. Ahmet'imde, Mehmet'imde, Hasan'ımda, Hüseyin'imde, Ali'mde bu heyecanı görüyorum.
Sevgili Tokatlılar; bugün buradan, Tokat'tan hem esnaf kardeşlerime, hem de Türkiye'nin genelindeki tüm esnaf kardeşlerime bir müjde vermek istiyorum. Şimdi bakın, 2002 sonunda iktidara geldik. Türkiye'de devletin borçlanma faizi neydi biliyor musunuz? Yüzde 63. İstikrarı tesis ettik, güven ortamını tesis ettik. Bu faiz oranını nereye düşürdük biliyor musunuz? Yüzde 8. Yüzde 63 nire, yüzde 8 nire. Aradaki fark 55 puan. Bu faiz nerede kaldı? Bu faiz benim Tokatlı kardeşimin cebinde kaldı, milletimin cebinde kaldı, Hazine'nin kasasında kaldı. Benim çiftçi kardeşimin, değerli kardeşlerim, benim çiftçi kardeşlerim o zaman Ziraat Bankası'ndan kredi alırken yüzde kaç faiz veriyordu biliyor musunuz? Yüzde 59. Şimdi ne veriyor biliyor musunuz? Yüzde 13. Sübvansiyonlarla nereye düşüyor biliyor musunuz? Yüzde 5,2'ye düşüyor. Benim esnaf kardeşim aynı şekilde ne faiz ödüyordu biliyor musunuz? Yüzde 47. Nereye düştü biliyor musunuz? Yüzde 13. Bunun da yarısını devlet olarak biz ödüyoruz, Hazine ödüyor. Benim esnaf kardeşim sadece yüzde 6,5 faiz ödüyor.
Şimdi soruyorum, bizden önce iktidarda kim vardı? MHP vardı, DSP vardı, ANAP vardı. Peki insaf, dürüst olun dürüst. Benim vatandaşlarımı siz bu faizle sömürmediniz mi? Karşılıksız para basmadınız mı? Şu 1, 1 var ya 1, 1'in yanına 6 tane sıfır koydunuz be. Eskiden zengin kimdir diye sorulduğunda kime derlerdi? Milyonere. Bir adam milyonerse zengin denirdi. Ama tuvaletin fiyatı 1 milyon oldu. Hatırlayın o günleri. Halbuki biz tuvalete delikli kuruşla giderdik. Ne yaptık? Dedik ki biz bu sıfırları atacağız. Ne dediler? Sakın ha, enflasyon patlar. Attık mı bu sıfırları? Attık. Ne oldu, enflasyon patladı mı? Çatladı çatladı. Yüzde 30'du enflasyon, 7,6'ya düştü. Halep oradaysa arşın Tokat'ta, olay bu. Ama bunlar benim vatandaşımı, milletimi hep böyle aldattılar. İdeolojik saplantılarla oy kullanılmaz.
Sevgili Tokatlılar; bakın size bir şey söyleyeceğim. Arkasına -izm kullanılan ideolojik saplantılarla oy kullanılmaz. Oy, benim mutfağımda ne var buna bakacaksın. Ben bu cebimdeki parayla, aylık maaşımla 8 yıl önce mutfağa ne alıyordum, bugün ne alıyorum buna bakacaksın. Bakın size ben her zaman şunu söyledim, yine aynı şeyi söylüyorum: Eğer 8 yıl öncesine göre bugün eğer geriye gittiysek bize oy vermeyin. Bak aynı şeyi söylüyorum. Ama 8 yıl öncesine göre bugün daha iyi durumdaysak, mutfağımıza daha fazla yumurta alıyorsak, daha fazla süt alıyorsak, daha fazla pirinç alıyorsak, daha fazla un alıyorsak, daha fazla ekmek alıyorsak o zaman diyorum ki beraber yürüyelim bu yolda. Ben size ölçüyü böyle veriyorum. Enflasyona biz halkımızı ezdirmedik. Ne memurumuzu, ne işçimizi ezdirmedik. Böyle meydanlarda bazıları geliyorlar tiyatro aktörleri gibi gösteriler yapıyorlar. Bırakın onu tiyatro aktörleri yapsın. Öyle gelip kafeslerin içine girmekle benim milletimi aldatamazsınız. Benim milletim 7 yıl, 7,5 yıl önce ne vardı bunu biliyor. Mutfağına gireni, çıkanı biliyor. Hele hele Fatma bacım, Ayşe bacım bunu çok iyi biliyor. Değerli kardeşlerim, işte şimdi esnaf kardeşimin kullanacağı kredinin faiz oranını -müjde bu- 3 puan daha düşürüyoruz. 1 Eylül 2010'dan itibaren esnaf ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifleri kefaletiyle, esnaf ve sanatkarlarımıza Halk Bankasının uygulayacağı faiz oranını yüzde 13'ten yüzde 10'a çekiyoruz. Bu yüzde 10'luk faizin de yüzde 5'ini Hazine karşılayacak, yani esnaf kardeşim ise 1 yıla kadar vadeli kredilerde sadece yüzde 5 faiz ödeyecek, olay bu. Değerli kardeşlerim, bu faiz oranları esnafımızın 1951 yılından beri gördüğü en düşük faiz oranları. İşletme kredisine bakıyorsun, bizden öncekiler ne vermiş? 35 bin lira, en fazla 50 bin lira. Biz bu limiti nereye çıkardık? 100 bin liraya çıkartıyoruz, 100 bin liraya. Yatırım kredisinde bizden öncekilerin üst limiti neydi? 35 bin lira, 50 bin lira. Bunu biz nereye çıkarıyoruz? 250 bin liraya yükseltiyoruz. Değerli kardeşlerim, Tokat'taki esnaf kardeşlerimin, tüm Türkiye'deki esnaf kardeşlerimin, sanatkarlarımızın bundan istifade etmesini temenni ediyorum, hayırlı olsun diyorum. İşte bizim farkımız bu. Biz laf üretmiyoruz, iş üretiyoruz. Biz yol yapıyoruz, biz okul yapıyoruz, biz hastaneler yapıyoruz, biz konutlar inşa ediyoruz, biz köylere, mezralara su götürüyoruz, yol götürüyoruz. Biz hızlı tren hatları döşüyoruz, biz enerji hatları döşüyoruz. Türkiye'ye itibar kazandırıyoruz. Dünyanın dört bir köşesinde hayalleri gerçeğe dönüştürüyoruz. Evet, yiğit düştüğü yerden kalkarmış. Türkiye, Türk milleti düştüğü yerden kalkmıştır bunun müjdesini veriyorum.
Değerli kardeşlerim; peki muhalefet ne yapıyor? Biz iş üretirken, onlar iftira üretiyor. Biz eser üretirken, onlar çamur atıyor. Ben bu Ramazan ayında Ramazan ayına nezaketen onlara asla aynı dille konuşmadım, konuşmayacağım. Onlar millete yalan söylüyor. Biz çetelerle kıyasıya mücadele ederken, onlar çetelere avukatlık yapıyor. Biz Türkiye'yi aydınlık yarınlara taşıma mücadelesi verirken, onlar statükoya sarılıyor. Ben, Tokatlı kardeşlerime sesleniyorum, 12 Eylül'de iki şey oylanacak. Bir tarafta darbe Anayasası, bir tarafta milletin Anayasası. Milletin Anayasasına evet mi? Biz darbe Anayasasını ne yapıyoruz? Ayaklarımızın altına alıyoruz. Fakat sevgili kardeşlerim, bu muhalefet Parlamentoda oy kabinine girmedi, öyle mi? Niye girmediniz oy kabinine? Oy kabinine girerek hayır demeyen muhalefet, şimdi gelmiş benim vatandaşıma diyor ki sandığa git, hayır de. Benim Tokatlı kardeşimin enayi yazmıyor ki ya. Seni oraya gönderdi, sen benim vekilimsin dedi, al sana Meclis. Meclis'te benim adıma git orada oy kullan. Sadece konuşma dedi, git oy kullan. Niye kullanmadın oyunu, neden? Çünkü, arkadaşlarına bile güvenmediler. Olur ki oy kabinine gider de vicdanının sesini dinler. Evet der diye korktular, oy kullandırtmadılar. Şimdi benim milletime geliyor bunu söylüyorlar. Ben Tokatlı kardeşime sesleniyorum, ben 73 milyon vatandaşıma güveniyorum ve onlara sesleniyorum, vicdanınızın sesini dinleyin. Hayır, darbe Anayasasına evettir. Unutmayın, evet, milletin Anayasasına evettir.
Bakınız, bir örnek veriyorum. MHP'li kardeşlerime özellikle bunu hatırlatmak istiyorum. Biz Parlamentoda eğitim özgürlüğüyle ilgili bir Anayasa değişikliği yaptık biliyorsunuz, neydi o? Genç kızlarımızın başörtülü olarak üniversiteye gidebilmesi. Bunu MHP'yle el ele vererek yaptık. 411 oyla Meclis'ten geçti, öyle mi? Güzel. Şimdi bugünlerde CHP Genel Başkanı meydanlarda diyor ki ben başörtü sorununu çözerim. İnanıyor musunuz? İnanmıyorsunuz değil mi? İşte fark ortada. Şimdi keşke dürüst olsalar da, samimi olsalar da peki böyle bir düşünce vardı da senin kafanda, ufkunda, dünyanda Meclis'ten bu geçtiği zaman ertesi gün niçin bunu alıp da CHP olarak Anayasa Mahkemesi'ne götürdünüz? Onun altında eski ve yeni CHP genel başkanlarının imzası yok muydu? Şimdi hangi yüzle çıkıp da bunu ben çözerim diyorsun? Niye? Çünkü, bunu çözmeye zaten senin takatin, gücün de yetmez, yetmeyeceğini de biliyorsun. Acaba ben böyle dersem muhafazakar kesimin oyunu alır mıyım diye de gelip benim vatandaşımı aldatmanın yoluna gitme. Dürüst ol, samimi ol. Ama bakın aynı cenah ertesi gün malum medya, Türkiye'nin en çok satan gazetesi bir başlık attı. Neydi o başlık? 411 el kaosa kalktı dedi. Sevgili Tokatlılar, bunlar demokrasiden nasibini almamış, bunların kitabında özgürlük yok, bunların kitabında hak yok, bunların kitabında hukuk yok. Bunların özgürlük anlayışı kendi istedikleri kadar. Hak anlayışı kendi müsaade ettikleri kadar. Demokrasi anlayışları eğer kendilerine verirseniz, başka yok. Ama benim milletim bunları yutmuyor ve yutmayacak. Şimdi ben MHP'li kardeşlerime sesleniyorum, o zaman biz bunu Meclis'ten geçirdik, kim engelledi? CHP. Peki, ey benim MHP'ye oy veren, gönül veren kardeşlerim, siz bundan çok mutlu olmuştunuz, ama bu mutluluğu yarıda bırakan o CHP zihniyetine, şimdi bu MHP yöneticileri vagon oldu vagon, onların peşinden nasıl gideceksin? İşte diyoruz ki bu evet oyuyla özgürlüklerimizi geri alalım, evet mi? Mesele bu, derdimiz bu.
Sevgili kardeşlerim, ben inanıyorum ki benim MHP'ye oy vermiş kardeşlerim, gönül vermiş kardeşlerim bu oyunu bozacakla ve zaten gittiğim illerde de görüyorum, birçok belediye başkanları daha önce gönül veren insanlar, tek tek biz de evet diyeceğiz diyorlar.
Sevgili kardeşlerim; inşallah şu anda yeni bir sürecin içerisindeyiz. Biz bu Anayasa değişikliğiyle devlet, millet kaynaşmasını getiriyoruz ve bu ülkemize de farklı bir ufuk kazandıracak.
Biz kuru gürültü peşinde değiliz. Değerli kardeşlerim, çamur siyasetinin peşinde değiliz. Uzlaşmaysa, biz her zaman uzlaşmadan yana olduk. Hiçbir zaman gerilim politikalarından yana olmadık. Her gittiğimiz yerde Anayasa değişikliğini konuşuyoruz. Dün Divriği'de onu konuştum, Sivas'ta geldim onu konuştum. Değerli kardeşlerim, Şeyh Edebali, "insanı yaşat ki devlet yaşasın" diyor. Önce insan diyoruz. Ekonomide insanı öne alıyoruz; devleti değil. Eğer insanı güçlü kılarsak devlet güçlü olur. Ama insan zayıf kalırsa devlet de zayıf kalır.
Sevgili kardeşlerim; buyurgan bir devlet, emredici bir devlet değil, tam tersine biz size hep ne dedik? Bu meydanda çok iyi hatırlıyorum. Tokatlı kardeşlerime ben şunu söyledim: Biz size efendi olmaya değil; hizmetkarınız olmaya geldik dedim. Bugün yine aynısını söylüyorum. Biz sizin hizmetkarınızız. Anayasa değişikliği devlet çarkının işleyişinde köklü bir anlayış değişikliğini de getiriyor. Kamunun herhangi bir kurumunda kendisine haksızlık yapıldığını, iyi hizmet alamadığını düşündüğünüz zaman bir muhatap bulmakta zorlanıyorsunuz değil mi? Şikayet etseniz sonuç alamıyorsunuz değil mi? Mahkemeye gitseniz masrafın altından kalkamıyorsunuz değil mi? Yıllarca beklemek zorunda kalıyorsun. Artık benim vatandaşım bu uğradığı haksızlıklar karşısında boynunu büküp, eli böğründe devlete sırtını dönüp evine gitmek zorunda kalmayacak. Peki ne olacak? Kamu denetçiliği kurumu ile derdini anlatacak bir yer bulacak, bir muhatabını bulacak. Anayasa değişikliğiyle kamu denetçiliği kurumunu Türkiye'ye kazandırıyoruz, buna evet mi?
12 Eylül'de Anayasa değişikliğine evet diyerek, Anayasa Mahkemesi'ne bireysel olarak başvurma hakkını getiriyoruz, siz getireceksiniz, 12 Eylül'de getireceksiniz. Yargı yollarını tükettiği halde, hakkını alamayan vatandaşlarım Avrupa yollarına düşmek zorunda kalmayacak. Anayasa Mahkemesi'ne gidip hakkını arayabilecek. Anayasa Mahkemesi'ni adeta Türkiye insan hakları mahkemesine dönüştürüyoruz, buna evet mi?
Ekonomik Sosyal Konseyi kuruyoruz. İşçisinden memuruna, işvereninden çiftçisine, esnafından emeklisine kadar bütün sosyal kesimler kendilerini en üst düzeyde ifade edebilecek bir mekanizmaya kavuşacaklar. Ekonomik Sosyal Konsey, artık anayasal bir kurum haline geliyor, evet mi? İşçi kardeşim, artık iki sendikaya üye olabileceksin, evet mi? Memur, artık toplu görüşme değil, toplu iş sözleşmesi yapabilecek, evet mi? Artık bilirkişi nihai karar merci haline geliyor. Bakanlar Kurulu devreden çıkıyor. Yani biz Bakanlar Kurulu olarak haklarımızı terk ediyoruz ve bilirkişiye devrediyoruz, buna evet mi? Emekli memur kardeşim, toplu iş sözleşmesinden aynen o da istifade ediyor, buna evet mi? Hanım kardeşlerim, kadınlarımız artık haklarını anayasal teminat altına alıyoruz, buna evet mi? Çocuklarımız, yaşlılarımız, engellilerimiz, gazilerimiz, şehitlerimizin dul ve yetimleri artık kendilerine lütfedilen değil, hak sahibi konumuna geliyorlar. Bunu anayasal teminat altına alıyoruz, evet mi? Çocuk istismarına artık hayır. Değerli kardeşlerim, bütün bu düzenlemelerle artık güçlü bir hale gelen kadınlarımız, çocuklarımız, gençlerimiz, özürlülerimiz, engellilerimiz olacak, şehitlerimizin dul ve yetimleri olacak, buna evet mi?
İster yargı mensubu, ister asker olsun hiç kimse haksızlığa uğradığına inandığı halde yargı yolu kapalı olduğu için çaresizce işinden edilemeyecek. Ordudan atılanlar, yargıda meslekten ihraç edilenler artık mahkemede haklarını arayabilecekler, buna evet mi?
Anayasa Mahkemesi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üye yapıları ve çalışma sistemleri demokratik hale getirilerek katılımcı bir anlayışla işler hale getirilecek. Bakın rahatsız oluyorlar. Anayasa Mahkemesi, değerli kardeşlerim değişen çok bir şey yok aslında. Yedek üyeler asıl üye oluyor, sayı oldu 15. Bunun yanında 2 üye daha, bu 2 üyeyi de Cumhurbaşkanımıza yapılan tekliflerden Cumhurbaşkanımız seçecek, etti 17. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, değerli kardeşlerim, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nda da Adalet Bakanı ve Adalet Bakanı Müsteşarı zaten yıllar yılı var, biz getirmedik. Bizden önceki dönemlerde de var, Avrupa'da da var. Bakın Avrupa'nın hemen hemen bütün ülkelerinde hakimler ve savcılar yüksek kurulunu da, anayasa mahkemesini de ağırlıklı olarak parlamentolar seçer, hükümetler seçer, birlikte seçerler, cumhurbaşkanları seçerler, birlikte seçerler. Ama bizde maalesef sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne şimdi şöyle bir yetki verildi: O da, Türkiye Barolar Birliği avukatlar içerisinden teklif yapacak, Sayıştay teklif yapacak bunların içinden Türkiye Büyük Millet Meclisi değerli kardeşlerim 3 kişi seçecek. Bunu hazmedemiyorlar, bütün kıyamet burada, 22'nin 3'ü. Ayrıca, Tokat'tan, Turhal'dan, Zile'den buradaki savcı, hakim seçim yapacak. 10 tane seçecekler tüm Türkiye'deki 11 bin hakim, savcı. 11 bin hakim, savcı 10 kişi seçecekler. Bunu istemiyorlar, niye? Yukarıda kendilerine göre bir kast sistemi oluşturmuşlar. Yani arka kapı, arka bahçe ne derseniz deyin. Arka bahçelerini oluşturmuşlar. İşte CHP'li Moğoltay, Seyfi Oktay malum bunlar diyor ya, 3 bin tane atama yaptılar hakim, savcı olarak, aynen ifade şu: Biz kendi arkadaşlarımızdan atamayacaktık da, MHP'nin faşistlerinden, Refah Partililerden mi atayacaktık diyor. Şimdi CHP'nin Genel Başkanı, sen bunun cevabını ver önce. Şunu diyebilirsin: Ben o zaman siyasette değildim, memurdum. Zaten bunu diyor, sıkıştığı yerde bunu diyor. Ya doğmadım diyor, ya ben yoktum diyor. Ama işine geldiği zaman da diyor ki Cumhuriyetin duayeni biziz, biz Atatürk'ün partisiyiz. İşine geldiği zaman da bunu diyor. Benim milletim bunları yutmaz. Hukuk artık birilerinin arka bahçesi değil, milletin ön bahçesi olacak ön. Evet mi?
Kimse artık özel hayatına ilişkin bilgilerin toplanması, haberi olmadan kullanılması sebebiyle mağdur duruma düşmeyecek. Fişlenmeye artık son, buna evet mi? Namaz kılıyor mu, başı örtülü mü, evine kim geldi, kim gitti, Alevi mi, Sünni mi, alkol alır mı, almaz mı bunlar fişlenmeyecek. Bu dönem kapanacak, evet mi? Bundan daha adil ne olabilir? Hava alanlarında, sınır kapılarında hiçbir vatandaşım yargı kararı olmadan yurt dışına çıkış yasağı yüzünden sıkıntı yaşamayacak, buna evet mi? Değerli kardeşlerim, 27 Mayıs'ların bir daha yaşanmaması, 12 Eylül'lerin yaşanmaması için, 28 Şubat'ların yaşanmaması için bütün bu hazırlıklara evet mi? Evet, hakim devlet anlayışından, hizmetkar devlet anlayışına geçiyoruz. Devlet artık vatandaşına nasıl hizmet edecek bunun gayreti içinde olacak.
Değerli kardeşlerim; bütün bunlarla beraber şimdi size diyecekler ki gittiğiniz yerlerde Hasan kardeşim, Ahmet amcam, Elif teyzem, Fatma bacım ne yaptınız? Şunu söyleyin: Sadece 8 yılda yaklaşık 1.000 derslik yapıldı Tokat'ta. Değerli kardeşlerim, 2.092 olan yurt kapasitesini Tokat'ta 3.228'e çıkardık. Kitapları ücretsiz alıyor muyuz? Yoksul öğrenciler, erkeklere ilköğretimde 20 lira veriyor muyuz? Kızlara 25 lira veriyor muyuz? Ortaöğretimde erkeklere 35 lira veriyor muyuz? Kızlara 45 lira veriyor muyuz? Üniversitede MHP-DSP-ANAP 45 lira veriyordu burs olarak. Biz şimdi 200 lira veriyoruz, 200. Yetmedi, bir de beslenme yardımı veriyoruz şimdi. Ne kadar? 120 lira. Ne yaptı? 320 lira veriyoruz. Okullarımıza Tokat'ta 9.579 bilgisayar gönderdik, niçin? Bilişim teknolojisi sınıfları için. Nasıl, bilgisayarlarla aranız iyi mi, öğrendiniz mi? Tamam mı şimdi, dünyayla görüşüyor musunuz ADSL sistemiyle? İşte buyur. Ben şimdi muhalefetin liderlerine diyorum ki gel bizim bu çocuklarımızla görüş.
Sağlık alanında bugüne kadar Tokat'a 171 milyon Türk Lirası sağlık hizmeti getirdik. Yani 171 trilyon. Ve bugün 571 yataklı Merkez Devlet Hastanesi'nin resmi açılışını yapacağız. 8-9 aydır gerçi hizmet veriyor, ama bugün resmi açılışını yapacağız. Maliyeti bize 70 trilyon oldu. 571 yataklı. Mükemmel değil mi, beğendiniz değil mi, güzel değil mi? Size yakışanı yapıyoruz yakışanı. Ahh ahh, eskiden koğuş gibiydi koğuş. 8 kişi, 10 kişi bir odada yatıyor muyduk? Tuvalet yok, banyo yok, koridorda bir tane tuvalet, banyo sağlam girsen hasta çıkarsın. Ama şimdi her şey değişti. İstediğin eczaneden ilacını alıyor musun? İstediğin hastaneye gidiyor musun? Daha ne yapalım? Ama bazı gözü olup da görmeyenler bunları görmüyor. Önemli değil. Benim Tokatlı kardeşim görüyor ya, bu yeter.
Değerli kardeşlerim; bununla kalmadık. Ben tabi diğer yapılanları tek tek anlatacak değilim. Niksar ve Turhal'da adalet saraylarını yaptık. Bu da bize nasip oldu.
Değerli kardeşlerim; toplu konut aracılığıyla 2.223 konutu sahiplerine teslim ettik. 10 yıl, 15 yıl, 20 yıl vadeyle. Ulaştırmayla ilgili olanı söyledim. 2008'de doğalgazı getirdik mi?
Benim Tokatlı kardeşim artık doğalgaz kullanıyor mu? Artık kombinin düğmesine basınca sıcak suyu alıyor musun? Eskiden bodrum kata in, kömürü taşı. Kokusu ayrı dert, külü ayrı dert, öyle mi? Ama ilerliyoruz, daha iyi olacak. Geldiğimizde 9 vilayet doğalgaz kullanıyordu. Ama şimdi 66 vilayet doğalgaz kullanıyor.
Tarımda da biz Tokat'ımızı yalnız bırakmadık. Tokat'a tarımda verdiğimiz destek şu 7,5 senede ne kadar biliyor musunuz? 305 trilyon Tokat'ımıza destek verdik, 305 trilyon. Ziraat, Halk bunların vermiş olduğu kredilerin faizleriyle alakalı konuları az önce anlattım. Ve Tokat aynı zamanda bir vakıf şehir, vakıf kent. Ve Tokat'ta 118 eseri restore ettik, yeniledik. İşte hemen şurada karşınızda gördüğünüz eserler. Bunlar tarih, bunlar gücümüz bizim. Tarihi olmayanın geleceği olmaz. Ama tarihine sahip çıkmayan da geleceğini oluşturamaz. İşte biz bunu yapıyoruz.
Bakınız bu arada bir şey oldu. Sulusaray ilçemizde Sebastapolis adı verilen antik kentin kazı çalışmalarına başladık. Değerli kardeşlerim, İzmir'deki Efes antik kentini her yıl milyonlarca turist ziyaret ediyor. Tokat'ta ortaya çıkan Sebastapolis antik kenti, Efes kadar büyük bir tarihi eser. Bu antik kenti ortaya çıkardığımızda inanıyorum ki Tokat dünyanın her yerinden insan akınına, turist akınına uğrayacak. Sevgili kardeşlerim, bu tabii ki ekonomik noktada Tokat'a ayrı bir güç katacak.
Şimdi gelelim işin finaline. Hazır mıyız? 12 Eylül inşallah Türkiye için bir milat olacak. 12 Eylül inşallah Tokat için bir milat olacak. Diyorum ki gelin, hep birlikte evet diyelim. Gelin demokraside bembeyaz yeni bir sayfa açalım. Unutmayın, her evet demokrasiye davettir. Her evet adalete davettir. Her evet özgürlüğe davettir, hukuka davettir. Biz Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak 14 gün, 14 gece muhalefetin çirkin muhalefetine rağmen bunu çıkardık. Anayasa Mahkemesi'ne götürdüler, Anayasa Mahkemesi ne dedi? Baktı, iki maddeye itiraz. CHP ne diyordu? Bu iki madde de eğer çıkarılsın, biz diğerlerinde varız. Anayasa Mahkemesi dedi ki, hayır, burada herhangi bir şey yok. Peki niçin şimdi hadi bakalım evet demiyorsunuz? Hani yargıya saygınız vardı, niye demiyorsunuz? Bunları anlatın. Değerli kardeşlerim, sizin bize yüklediğiniz emanetin hakkını verdik. Şimdi söz sizde, karar da sizde, ama mühür de sizde. Öyleyse sevdamız millet, kararımız... Sevdamız millet, oyumuz... Sevdamız millet, tercihimiz...
Bizim bir de biliyorsunuz şarkımız var, ahdimiz var. Neydi şarkımız? Maşallah. Şöyle önce bir elleri göreyim, eller eller eller şöyle elleri bir göreyim. Arka taraf duymuyor musun? Yalnız bugün buradan gittikten sonra bu bayrakları, flamaları evlerinizin balkonlarına asmayı unutmayın, tamam, unutmayın ha. Dil de konuşacak, inşallah balkonlar da, kalp de hepsi konuşacak. Bayraklar, hep beraber şöyle bir kaldıralım. Gür bir seda ile Türkiye duysun.
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda, şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor.
Günümüz kutlu olsun. Ramazanı Şerifiniz mübarek olsun. 12 Eylül çifte bayram olsun. Allah yar ve yardımcımız olsun. Kalın sağlıcakla.
In order to view this page you need Flash Player 9+ support!









