11 Şubat 2012, Cumartesi
   
Yazı Boyutu

30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun

30 Ağustos 1922 tarihi, Türk ulusunu esir etmek isteyen emperyalist güçlere karşı; kadınıyla çocuğuyla, ordusuyla topyekûn verdiği bir savaşın ve ulusal benliğini kurtardığı ve Zafer Destanı’nın yazıldığı gündür.

Bu mutlu günde, zaferi bize yaşatan Atatürk ve silah arkadaşları ile kahraman Türk Ordusu’na şükran ve minnetlerimizi sunarken, ulusumuza da Zafer Bayramı kutlu olsun...

Ne mutlu Türk olana, ne mutlu atalarını unutmayana ve ne mutlu ‘Türk’çe yaşayana…

  

Niksar'da 30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlamaları

Niksar'da 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 88. yıldönümü düzenlenen törenle kutlandı.
Hükümet Konağı önündeki Atatürk Anıtına çelenk sunulmasıyla başlayan kutlama töreni saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla devam etti.

Günün anlam ve önemini belirten konuşmayı yapan Jandarma Üsteğmen Ali Kaspak, 88 yıl önce 1922 yılının 26 Ağustos sabahı başlayıp, 30 Ağustos günü büyük bir zaferle sonuçlanan, canı, kanı, imanı ve namusu hayasızca alınmak istenen, asil milletimizin dünyaya özgürlüğünü haykırdığı, Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın sevk ve idare ettiği büyük taarruz Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nin yıldönümü, milletçe kutlamanın onur ve gururunu yaşamak için toplandıklarını söyledi.

Atatürk Anıtı önünde kutlama töreni, Anadolu Öğretmen Lisesi öğrencisi Elif Aybeniz Özmet okuduğu "30 Ağustos" ve Ahmet Altıkulaç Anadolu Lisesi öğrencisi Furkan Balcı okuduğu "Vatan Kimin" şiirin ardından sona erdi.

Protokol daha sonra tebrigat töreni için Askerlik Şube Başkanlığı'na geçti.

Kutlama törenine Niksar Kaymakamı Uğur Turan, Garnizon Komutanı J. Binbaşı Uğur Ertekin, Niksar Belediye Başkanı Duran Yadigar, Niksar Cumhuriyet Savcısı Murat Öztekin, GOPÜ Niksar Meslek Yüksekokulu Müdürü Hasan Hüseyin Coşkun, daire müdürleri, askeri erkan, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ile bayrak flama grupları katıldı.


Tokat'ta 30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlamaları

30 Ağustos Zafer Bayramı, tüm yurtta olduğu gibi ilimizde de düzenlenen törenlerle kutlandı. Cumhuriyet Meydanı'nda gerçekleştirilen kutlamalar, Atatürk Anıtı'na çelenk sunulmasıyla başladı. 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları, Valimiz Sayın Şerif Yılmaz, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Bulut Ömer Mimiroğlu  ve Belediye Başkanı Adnan Çiçek’in Orduevi'nde tebrikleri kabul etmesiyle devam etti.

Orduevindeki programın ardından Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen törene geçildi. Tören, Valimiz Sayın Şerif Yılmaz, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Bulut Ömer Mimiroğlu ve Belediye Başkanı Doç. Dr. Adnan Çiçek'in birlikleri ve törene katılan vatandaşları selamlaması ile başladı. Günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yapan Yüzbaşı Zeki Mesut Hekim “Bugün şehit ve gazilerimizi anma günü, bugün bağımsızlığımızın günü, bugün yurdumuzun ne büyük fedakârlıklarla kazanıldığının hatırlama günü, bugün bağımsızlık mücadelemizin lideri ve cumhuriyetimizin kurucu Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere vatanımız için hayatını kaybeden kahramanlarımıza minnet ve şükranlarımızı sunma günüdür" dedi. Şiirlerin okunduğu programda, folklor gösterileri ve spor yarışmasında dereceye girenlere ödülleri verildi. Ödül töreni sonrasında ise askeri birliklerin yaptığı geçit sırasında Askeri skorsky helikopterinde eşlik etmesi büyük ilgi gördü. 


30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI

GÜNÜN ANLAMI VE ÖNEMİ

Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz tamamen elimizden alınıyor, vatanımızda hür olarak yaşama hakkımıza son veriliyordu. Yüzyıllardır üzerinde bağımsız olarak yaşadığımız bu topraklar düşmanlara veriliyor, bizim de bunu kabul etmemiz isteniyordu.

Türk milletinin bu durumu kabul etmesi elbette mümkün değildi. 19 Mayıs 1919'da Atatürk'ün Samsun'a çıkmasıyla, lideriyle kucaklaşan Anadolu, Atatürk'ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı'nı başlattı. Amasya Genelgesi'nin yayınlanmasının ardından Erzurum ve Sivas Kongreleri yapıldı. Daha sonra 27 Aralık 1919'da Ankara'ya gelen Atatürk, 23 Nisan 1920'de TBMM'yi kurdu. Böy-lece hem memleketin yönetimi halkın iradesine verilmiş oluyordu. Hem de Kurtuluş Savaşı'nın merkezi Ankara oluyordu.

TBMM meclisi yaptığı görüşmelerde yurdun durumunu ve kurtuluş çarelerini aradı. "Misak-ı Millî sınırları içinde vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı görüşü"nden hareketle, düşmanla mücadele kararı alındı. Oluşturulan düzenli ordularla savaşa girildi. İlk başarı, Doğu'da Ermeni çetelerine karşı kazanıldı. Daha sonra, Batı cephesinde, Yunanlılarla, I. İnönü ve II. İnönü Savaşları yapıldı. Bu savaşların kazanılmasıyla Yunanlılar'a büyük bir darbe indirilmiş oldu. Bunun üzerine Yunan ordusu yeniden saldırıya geçti. Saldırı üzerine Mustafa Kemal, or-dularına: "Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. Bu satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz." emrini verdi.

Türk askeri, büyük bir azim ve fedakârlıkla bu karara uydu. 23 Ağustos ve 12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan Sakarya Meydan Muharebesiyle, Türk milleti 1699 Karlofça Antlaşmasından beri ilk defa toprak kazanmaya başlıyordu. Sakarya Savaşı, Türk milletinin savunma durumundan taarruz durumuna geçtiği önemli bir savaş olarak da tarihe geçti. Bu zafer sonunda, TBMM tarafından, Mustafa Kemal'e "gazi" unvanı ve "Mareşal" rütbesi verildi.

Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Sakarya Savaşı'ndan sonra, büyük bir taarruzla düşmanı tamamen yok etme kararı alındı.

1922 yılı Ağustosuna kadar, hazırlıklar tamamlandı. Güneydeki Türk birlikle-ri, büyük bir gizlilik içinde Batı cephesine kaydmld". İstanbul'daki cephane depolarından silah ve cephane kaçırıldı. İtilaf Devletleri tarafından tahrip edilerek kullanılmaz hâle getirilen toplar onarıldı. Yeni silâhlar satın alındı. Ordumuza taarruz eğitimi yaptırıldı. Bu hazırlıklardan sonra, Gazi Mustafa Kemal'in başkomutan-lığını yaptığı ordumuz, 26 Ağustos 1922'de düşmana saldırdı. Bir saat içinde düşman mevzileri ele geçirildi. 30 Ağustos'ta düşman çember içine alındı. Sağ kalanlar esir alındı. Esirler arasında Yunan Başkomutanı Trikopis'te vardı.

Bu savaş, Atatürk'ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık Meydan Muharebesi olarak adlandırıldı.

Büyük Tarruzun başarıyla sonuçlanmasından sonra düşman, İzmir'e kadar takip edildi. 9 Eylül 1922'de İzmir'in kurtarılmasıyla yurdumuz düşmandan temizlenmiş oldu. Hain düşmanın, haksızca ve alçakça işgaline "dur" diyen ve kanımızın son damlasını akıtmadan yurdumuzu bırakmayacağımızı dünyaya ispatlayan bu büyük zaferi her yıl, 30 Ağustos günü, bayram yaparak kutluyoruz.

ATATÜRK DİYOR Kİ

  • Hiç bir zafer gâye değildir. Zafer, ancak kendisinden daha büyük olan gâyeyi elde etmek için gerekir en belli başlı vasıtadır. Gâye, fikirdir.  Zafer, bir fikrin istihsâline (elde edilmesine) hizmeti nispetinde kıymet (değer) ifade eder. Bir fikrin istihsâline dayanmayan bir zafer pâyidar olamaz (yaşayamaz) . O, boş bir gayrettir. Her büyük meydan muhare-besinden, her büyük zaferin kazanılmasından sonra yeni bir âlem (dünya) doğmalıdır, doğar. Yoksa başlı başına bir zafer, boşa gitmiş bir gayret olur.
  • Anadolu zaferi, tarih arasında bir millet tarafından tamamen benimsenen bir fikrin ne kadar kadir ve ne kadar muhyi bir kuvvet olduğunun en güzel misali olarak kalacaktır.
  • Harp zaruri ve hayati olmalıdır. Hayatı millet tehlikeye maruz kalmayınca harp bir cinayettir.
  • Memleketimizi esir etmek istiyen düşmanları behemehal mağlûp edeceğimize dair olan emniyet ve itimadım bir dakika olsun sarsılmamıştır.
  • Harp, muharebe, nihayet meydan muharebesi yalnız karşı karşıya gelen iki ordunun çarpışması değildir. Milletlerin çarpışmasıdtr. Meydan muharebesi milletlerin bütün mevcudiyetleriyle, ilim ve fen sahasındaki, seviyeleriyle, ahlâklariyle, harsleriyle hülâsa bütün maddi ve manevi kudret ve faziletleriyle çarpıştığı bir imtihan sahasıdır. Bu sahada çarpışan milletlerin hakikî kuvvet ve kıymetleri ölçülür. Netice yalnız kuvvei cis-maniyenin değil, bütün kuvvetlerin, bilhassa ahlâki ve harsi kuvvetin tefevvukunu mertebei sübute vardırır.
  • Türk Neferi kaçmaz, kaçmak nedir bilmez. Eğer Türk Neferinin kaçtığını görmüşseniz, derhal kabul etmelidir ki onun başında bulunan en büyük kumandan kaçmıştır.
  • Hakiki zafer, muharebe meydanlarından muvaffak olmak değil, asıl zaferdeki muvaffakiyetlerin menabilni kuvvetlendirmek, milleti yükselt-mektir.
  • Bence, bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin hürriyet ve istiklâline sahip olmasıyle kaimdir.
  • Süngülerle, silahlarla ve kanla kazandığımız askeri zaferlerden sonra, kültür, bilim, fen ve ekonomi alanlarında da zaferler kazanmaya devam edeceğiz.
  • Zafer, "Zafer benimdir" diyebilenindir. Başarı ise, "Başaracağım" diye başlayarak sonunda "Başardım" diyebilenindir.
  • Türk Milleti bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı varolmalarının yegane koşulu olarak kabul etmiş cesur insanların torunlarıdır. Bu millet hiçbir zaman hür olmadan yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.
  • Biz Türkler tarih boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz.
  • Milletimiz davranışlarında ve gayretlerinde sarsılmaz bir
    bütünlük gösterdiği için başarılı olmuştur.
  • Zaferlerinin vasıtası yalnız kılıçtan ibaret kalan bir millet, bir gün girdiği yerden kovulur, rezil edilir, sefil ve perişan olur. Öyle milletlerin sefaleti, perişanlığı o kadar büyük ve acı olur ki, kendi memleketinde bile mahkûm ve esir kalabilir.

 

 
 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile


Niksar Haberleri

niksardanismendicoArrow1 Animation

YesilNiksaricoArrow1 Animation

In order to view this page you need Flash Player 9+ support!

Get Adobe Flash player


Giriş Yap

İstatistikler

Bugün: 604
Dün: 835
Bu Ay: 8302
Toplam: 201464

Şu anda 86 konuk çevrimiçi

Albümden Resimler


Baattin, Salim, Avni Akça ve Yılmaz Hoca
Baattin, Salim, Avni A...

Hava Durumu

23°
-5°
°F | °C
Clear
Humidity: 67%
Sat
Mostly Sunny
9 | 25
-12 | -3
Sun
Clear
12 | 30
-11 | -1
Mon
Mostly Sunny
25 | 36
-3 | 2