24 Mayıs 2012, Perşembe
   
Yazı Boyutu

Necmettin Erbakan Vefat Etti!

 0_son_dakika

Güven Hastanesinde bir süredir tedavi gören, dün gece rutin tedavi için hastaneye kaldırılan eski Başbakan ve Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın saat 11.40'da vefat ettiği açıklandı.

Ankara'da Güven Hastanesi'nde tedavi gören Eski Başbakanlardan Necmettin Erbakan vefat etti. Hastane eski Başbakan ve Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın saat 11.40'da vefat ettiğini duyurdu. Erbakan'ın vefat haberini alan partililer hastaneye koştu.

1926 yılında dünyaya gelen Erbakan, 85 yaşındaydı. 28 Şubat sürecinde büyük sıkıntılar yaşayan Erbakan'ın vefat haberinin 28 Şubat'tın yıldönümünde duyulması sevenlerini göz yaşına boğdu.

Ankara'da Güven Hastanesi'nde tedavi altında olan Erbakan'ın ölüm haberinin ardından Saadet Partililer hastaneye akın etmeye başladı.

Ocak ayında hastaneye kaldırılan Erbakan'ın ilk başta 24 saat kalacağı açıklanmıştı. Ancak taburcu süresi hergün giderek uzadı.

Erbakan sol ayağında bir damar iltihaplanmasıyla hastaneye yatırılmıştı. Bu süreçte kendisini ziyaret etmek isteyenler ise Erbakan ile görüştürülmemişti.

NECMETTİN ERBAKAN KİMDİR? (1926 - 27. ŞUBAT 2011)

29 Ekim 1926 yılında Sinop'ta doğdu. Babası Adana'nın Kozan ve Saimbeyli bölgesinde yaşamış olan Kozanoğullarından Mehmet Sabri Erbakan. Ağır ceza reisi olan babasının birçok yerde görev yapmış olması dolayısıyla çocukluğu muhtelif Şehirlerde geçen ERBAKAN'ın annesi de Sinop'un tanınmış ailelerinden birinin kızı olan Kamer Hanım'dır.

Necmettin ERBAKAN ilkokul'a Kayseri Cumhuriyet İlkokulu'nda başladı, babasının Trabzon'a tayin olması dolayısıyla ilkokul öğrenimini burada okul birincisi olarak tamamladı. 1937 yılında ilk tahsilini tamamladıktan sonra aynı yıl İstanbul Erkek Lisesi'nde orta tahsiline başladı. İstanbul Erkek Lisesi'ni 1943 yılında birincilikle bitirdi.

1948 yılı yaz döneminde İTÜ Makine Fakültesi'nden mezun olan ERBAKAN aynı yılın 1 Temmuz'unda Makine Fakültesi Motorlar Kürsü'nde asistan olarak göreve başladı.

1948-1951 yılları arasındaki bu 3 yıllık asistanlık döneminde o zaman doktora tezine tekabül eden yeterlilik tezini hazırladı. Sınıflarda ders vermek doçent ve profesörlerin yetkisinde olmasına rağmen kendisi asistan olduğu halde ders vermesine izin verilmiştir. Yeterlilik tezindeki başarısından dolayı üniversite tarafından 1951 yılında Aachen Teknik Üniversitesi'nde ilmi araştırmalar yapmak, bilgi ve görgüsünü artırmak üzere Almanya'ya gönderilen ERBAKAN, Alman ordusu için araştırma yapan DVL araştırma merkezinde Profesör Schimit ile birlikte çok başarılı çalışmalar yaptı.

Aachen Teknik Üniversitesi'nde çalıştığı 1.5 yıl süre içerisinde, bir tanesi doktora tezi olmak üzere 3 tez hazırlayan ERBAKAN, Alman üniversitelerinde geçerli olan "DOKTOR" unvanını aldı.

Alman Ekonomi Bakanlığı için motorların daha az yakıt yakmaları konusunda araştırmalar yaparak rapor veren ve bu arada da doçentlik tezini hazırlayan ERBAKAN'ın "Dizel motorlarda püskürtülen yakıtın nasıl tutuştuğunu" matematiksel olarak izah eden bu tez, Alman ilim çevrelerinde büyük yankı uyandırdı. Tezin mecmualarda neşredilmesi üzerine o tarihte Almanya'nın en büyük motor fabrikası olan DEUTZ motor fabrikalarının umum müdürü Prof. Dr. FLATS tarafından Leopar tanklarının motorları ile ilgili araştırmalar yapmak üzere bu fabrikaya davet edildi. Alman Ekonomik Bakanlığı'nın RUHR sahasındaki fabrikalar üzerinde araştırma yapmak için görevlendirilen heyette kendisinin de yer almasının istenmesi üzerine 15 gün RUHR sahasındaki bütün Ağır Sanayi fabrikalarını gezip inceleme fırsatı buldu.

II. Dünya Harbi'nden sonra Alman üniversitelerinde ilk Türk ilim adamı olan ERBAKAN, 1953 yılında doçentlik imtihanını vermek üzere İstanbul'a döndü. İmtihan sonucunda 27 yaşında Türkiye'nin en genç doçenti olma başarısını gösteren Necmettin ERBAKAN, araştırmalar yapmak üzere tekrar Almanya'nın DEUTZ fabrikalarına gitti. Burada 6 ay süreyle motor araştırmaları başmühendisi olarak, Alman ordusu için yapılan araştırma çalışmalarına katıldı.

1953'ün Kasım ayında İstanbul Teknik Üniversitesi'ne dönen ERBAKAN, Mayıs 1954 - Ekim 1955 yılları arasında askerlik görevini ifa etti. İstanbul Kağıthane'deki 6 aylık yedek subay öğreniminden sonra Halıcıoğlu'ndaki istihkam bakım bölüğünde 6 ay asteğmen, 6 ay da teğmen olarak makinelerin bakım ve tamiratları kısmında görev yaptı.

Askerlik görevinden sonra tekrar üniversiteye dönen Necmettin ERBAKAN 1956 yılında Türkiye'de ilk yerli motoru imal edecek olan, 200 ortaklı Gümüş Motor A.Ş.'yi kurdu. ERBAKAN da böyle bir fabrika kurma fikri Almanya'da çalışmaları esnasında, Türkiye Zirai Donatım Kurumu'nun sipariş verdiği motorları görünce iyice uyanmıştı.

Yurda dönünce bu çalışmayı başlattı. Ve bugün Pancar Motor adı altında çalışan fabrikanın temelini 1 Temmuz 1956'da attı. Gümüş Motor fabrikasında seri imalat 1 Mart 1960 tarihinde başlamıştır. 1960 yılında Ankara'da yapılan Sanayi Kongresi'nde Gümüş Motor'un yaptığı imalatları sunan ERBAKAN "Yeni hedef otomobillerin Türkiye'de yapılmasıdır" fikrini ortaya atmış, o zaman yönetimde olan askerler tarafından revac bulan bu fikir üzerine Eskişehir Demiryolları CER atölyesinde "DEVRİM OTOMOBİLİ" adıyla ilk yerli otomobil ERBAKAN tarafından imal edilmiştir. Askeri yönetim Gümüş Motor fabrikasını gezmiş, büyük ilgi ve heyecan duymuşlar, bunun üzerine 200'e yakın General ve üst rütbeli subaya ERBAKAN tarafından bir Sanayi Konferansı verilmiştir.

1965 yılında profesör olan ERBAKAN, Şubat 1966'da Odalar Birliği Sanayi Dairesi Başkanlığına getirildi. Daha sonra Genel Sekreter olan ERBAKAN, 1968 Mayıs'ında Odalar Birliği İdare Heyeti Üyesi, Mayıs 1969'da da Odalar Birliği Başkanı oldu.

Necmettin ERBAKAN 1967 yılında evlendi. Sanayiye gerekli ilginin gösterilmemesi üzerine siyasete atılmaya karar verdi. ERBAKAN, 1969 seçimlerinde Konya'dan bağımsız olarak adaylığını koydu ve seçilerek Meclis'e girdi.

24 Ocak 1970 yılında Milli Görüş'ün ilk partisi olan Milli Nizam Partisi'ni kuran ERBAKAN, 1971 Nisan'ında ihtilal yönetiminin de baskısıyla, Milli Nizam Partisi kapatıldı. Daha sonra 11 Ekim 1972 tarihinde kurulan Milli Selamet Partisi, ERBAKAN liderliğinde girdiği 1973 seçimlerinde % 12 oyla 48 Milletvekilliği ve 3 Senatörlük kazanarak 51 parlamenterle Meclis'e girdi.

1974 yılı başında kurulan MSP-CHP koalisyonunun bozdurulmasından sonra kurulan dörtlü koalisyonda da yer alan MSP'nin Genel Başkanı yine Başbakan Yardımcılığı ve Ekonomik Kurul Başkanlığı görevlerini üstlendi. 5 Haziran 1977 seçimlerinden sonra kurulan 3'lü koalisyonda da bu görevini devam ettiren ERBAKAN liderliğindeki MSP, böylece toplam 4 yıl süreyle hükümet ortağı oldu.

1978 yılı başında 12 Eylül 1980'e kadar muhalefette kalan MSP'nin Genel Başkanlığını yürüten Necmettin ERBAKAN, 12 Eylül İhtilali'nin getirdiği yasaklarla Eylül 1987 yılına kadar politikadan uzak kaldı. Eylül 1987'deki referandumla yeniden siyasi haklarını elde eden ERBAKAN, 19 Temmuz 1983 tarihinde kurulmuş olan Refah Partisi'nin, 11 Ekim 1987 tarihinde yapılan kongresinde oy birliği ile Genel Başkanlığa seçilen Necmettin ERBAKAN 20 Ekim 1991 seçimlerinde Konya'dan yeniden Milletvekili seçildi.

1995 genel seçimlerinde tekrar Konya'dan Milletvekili seçilerek meclise girdi. Bu seçimlerde Refah Partisi %21.7 ile birinci olmuştur. Bunun üzerine 28 Haziran da hükümeti kurma görevini alarak 7 Temmuz da güvenoyuyla Türkiye'nin Başbakanı olmuştur. Koalisyon hükümeti sırasında halkın desteğini alan bir çok önemli başarının yanında uluslararası alanda gelişmekte olan 8 ülkenin işbirliğine öncülük yaparak büyük bir gayretle bir yıl gibi kısa bir sürede D-8 (Development-8) oluşumunu meydana getirmesi önemli bir olaydır.

1998 yılı Şubat ayında Genel Başkanı olduğu Refah Partisi’nin kapanmasıyla 5 yıl siyasi yasaklı hale gelen Erbakan 11 Mayıs 2003'te Saadet Partisi'ne Genel Başkan seçilmiştir.

Erbakan 2010 yılında yeniden Saadet Partisi Genel Başkanlığına seçilmişti.

Evli ve 3 çocuk babasıdır.

CENAZE SALI GÜNÜ
Recai Kutan Erbakan'ın ölüm haberini açıkladıktan sonra cenazesinin Salı günü İstanbul Fatih Camiinde olacağını açıkladı.

Öğle namazının ardından Merkez Efendi aile kabristanına gömülecek.

CUMHURBAŞKANI MESAJ YAYIMLADI
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, vefat eden eski Erbakan'ın oğlu Fatih Erbakan'ı telefonla arayarak başsağlığı diledi, üzüntüsünü iletti.

Türk siyasetinin önemli simalarından olan Necmettin Erbakan'ın bilgisi, birikimi, kişiliği, tecrübesi, ilkeleri, mücadele azmi ve unutulmaz hizmetleriyle halkın sevgisini ve takdirini kazanmış örnek bir lider olduğunu belirten Gül, mesajında şunları kaydetti:

''Aziz milletimizin başı sağolsun. Siyasette bulunduğum dönemde yakın tanıma ve uzun süre birlikte çalışma mutluluğuna eriştiğim Necmettin Erbakan, hiç şüphe yoktur ki yakın tarihimize damgasını vurmuştur. Hayatı boyunca üstlendiği tüm görevlerde millete hizmet etmeyi her şeyin üstünde tutan Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Türkiye'nin her alanda gelişmesine ve kalkınmasına değerli katkılarda bulunmuştur.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ı daima sevgi, saygı ve şükranla yad edeceğiz. Kendisine Allah'tan rahmet diliyor, ailesine, milletimize, Saadet Partisi camiasına ve tüm sevenlerine başsağlığı dileklerimi iletiyorum.''

ERDOĞAN: ALLAH ONDAN RAZI OLSUN
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Erbakan'ın öğretmeye ve öğrenmeye kendisini adamış bir insan olduğunu söyledi.

Başbakan Erdoğan bir hoca, bir lider ve bir insan olarak genç nesillere güzel örnek olduğunu söyledi.

Erdoğan, şöyle konuştu: "Allah ondan razı olsun. Ondan öğrendiklerimiz çok önemlidir. Saadet Partisi'nin başı sağolsun."

Başbakan Erdoğan, Almanya seyahatini yarıda keseceğini, salı günü Türkiye'ye gelerek, Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın cenaze törenine katılacağını, ardından Belçika'ya geçerek AB Komisyonu Başkanı Barosso ile görüşeceğini bildirdi.

Erdoğan Almanya'ya gitmeden önce yaptığı basın toplantısında Erbakan ile yaptığı görüşmeyi şöyle aktardı; "Erbakan hocamızla bundan önceki hastaneye girişinde bir telefon görüşmemiz olmuştu. Ben geçmiş olsun dediğim de o da başarılar dilemişti.

İkinci seferinde Recai Kutan beyfendi ile görüştüm. O da hocamızın yoğun bakımda olduğunu söylediğinden görüşememiştik."

DEMİREL: OKUL ARKADAŞIMDI
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de Erbakan için, "Okul arkadaşım, siyaset arkadaşımdı. Allah rahmet eylesin" dedi.

ARINÇ: SİYASETİ CİHAT OLARAK GÖRÜRDÜ
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da hastaneye gittiğini ama kendisi ile görüşemediğini ifade etti.

Arınç, şunları söyledi:

"Biz ondan çok şeyler öğrendik. Allah razı olsun. Şu an Ankara'da değilim ama cenazesine katılmaya çalışacağım. Sayın hocamızın eşinini ölümünden sonra çöktüğünü gördük. Birbirlerine çok bağlıydılar. Çocukları ona çok iyi davransa da eşinden sonra rahatsızlığı artmıştı.

Ben tam 35 yıl hoca ile birlikteydik. Ankara Hukuk Fakültesi öğrencisiyken Odalar Birliği Genel Sekreterliği'ni kazandı ama elinden aldılar. Ben de buna karşılık kapıda nöbet bekleyen gençlerden biriydim. Nizam Partisi gençlik kollarındaydım. Konya'da bağımsız adayken yanındaydım. O zaman her hafta 300 genç Ankara'dan gelip haftasonları Konya'da çalışırdık.

Milli Selamet Partisi'nin Manisa'da il başkanlığı yaptım. Sonra yasaklı oldum ve Refah Partisi kuruluşunda fiili bulunamadım.

2001 Temmuz'unda hocamızın yanına gittim. Geçmişin muhasebesini yaptım. Ondan sonra yanından ayrılıp AK Parti'nin içinde bulundum. Bizim bir milyon kusurumuz varsa onun çok az kusuru vardı. İnançlıydı ve inancını yaşıyordu. Bazıları kabul etmese de o düşüncelerini savundu.

Olaylar karşısında sendelediği olmuştur ama siyaseti cihat olarak bilen, düşünen ve tarifini yapan biriydi. Hiçbir zaman cihatı elinde kılıçla, birilerini katletmek olarak değil, iyinin güzelin yolunun yapılması olarak tanımlıyordu.

Bugün siyaseti Allah rızası için yaptığını söyleyen kaç siyasetçi var bilmiyorum ama hoca Allah rızası için siyaset yapıyordu."

ŞAHİN: İDEALİ BÜYÜK TÜRKİYE'YDİ
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin de Saadet Partisi'ne giderek başsağlığı diledi. Şahin sonrasında, "Necmettin Erbakan gibi değerler kolay yetişmiyor. En büyük ideali Büyük Türkiye'ydi. Burada eskiden büyük ülke olduğumuzu ve yine o duruma gelmemiz gerektiğini söylüyordu. çok sade bir törenle defnedilecek" dedi.

ASİLTÜRK: İSYANLARA ÜZÜLÜYORDU
Yakın arkadaşı Oğuzhan Asiltürk de doktorların kendisine çalışmasını yasakladığı halde siyasete asla ara vermediğini söyledi.

Erbakan'ın 45 yıl birlikte çalıştığı Yasin Hatipoğlu'nun çok duygulu olduğu gözlemlendi.

Hatipoğlu Erbakan'ın kaybının hem Türkiye'nin hem de dünya kaybı olduğunu anlattı. Ayrıca son dönemde Afrika ve Ortadoğu'da çıkan isyanların onu çok üzdüğünü ifade etti.

Hatipoğlu ayrıca Saadet Partisi'nde yaşanan son dönemdeki ayrılıkların da Erbakan'ı çok üzdüğünü söyleyerek, "Ancak bu onun manevi kişiliğini hiç etkilemedi" dedi.

KURTULMUŞ: KIRGIN DEĞİLDİK
HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş da Erbakan'dan çok şey öğrendiklerini anlattı.

Kurtulmuş, "Türkiye siyasi tarihine damga vurdu. Kendisi ile yakın çalışma arkadaşı olmaktan çok mutluydum. Kendisinin bize kattıkları çok büyüktür" yorumunu yaptı.

Kurtulmuş, 28 Şubat sürecinde kimi oyunlarla nasıl devrildiğini belirterek ciddi şekilde haksızlıklara uğradığını da anlattı.

Kurtulmuş, Saadet Partisi'nde ayrılma döneminde ikisinini arasında hiçbir kırıklık olmadığını belirtti.

KILIÇDAROĞLU: SİYASETİN ÇINARIYDI
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da yaptığı yazılı açıklamada ''Siyaset dünyamızın çınarlarından biriydi. Ölümünden büyük üzüntü duydum. Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan'a rahmet, Erbakan ailesine, Saadet Partisi yöneticileriyle, üyelerine, siyaset dünyasına ve Türkiye'ye başsağlığı diliyorum'' yorumunu yaptı.

ILICAK: HAKSIZLIKLARA UĞRADI
Gazeteci Nazlı Ilıcak da üzgün olduğunu ve Erbakan'ı sevdiğini dile getirdi.

Ilıcak, "Zaman zaman haksızlıklara uğradı. Ancak yetiştirdiği kadrolar bugün iktidara geldi" dedi.

Ilıcak, Erbakan'ın kadınları da siyasete kattığını belirtti. Bunun önemini belirten Ilıcak, Erdoğan'ın kadının dünyalaşmasına yardım ettiğini açıkladı.

Ilıcak ayrıca hayatında hiç Refah Partisi'ne oy vermediğini de sözlerine ekledi.

ÇEKİRGE: TÜRKİYE'Yİ İYİ BİLİRDİ
Gazeteci Fatih Çekirge de Necmettin Erbakan'ın siyasete gülümseme ve hicvi getirdiğini belirtti.

Ayrıca uçakla yaptıkları gezilerde üstünden geçtikleri her gölü ve barajı bilecek kadar ülkeyi tanıdığını söyledi.

Çekirge ayrıca Erbakan, Süleyman Demirel ve Turgut Özal'ın Türkiye'nin altyapısını kurduğunu ifade etti.

KÜÇÜKKAYA: ETKİLİ BİR İSİMDİ
İsmail Küçükkaya Erbakan'ın hitabetinin kimsede olmayacak kadar renkli olduğunu söyledi.

Milli Görüş'teki "Milli" kelimesini de Erbakan önemserdi" diyen Küçükkaya sözlerini şöyle sürdürdü; "Bir dönemi tanımlamadaki Demirel, Ecevit, Türkeş ve Erbakan isimlerinden, hatta bu dörtlünün en etkili isimlerindendi."

AKYOL: İSLAMACILIĞI PARLAMENTER SİSTEME SOKTU
Gazeteci Taha Akyol da Erbakan'ın ölümü için şu ifadeleri kullandı:

"Parlamenter sistem ve teknolojinin insanla birleşmesini sağladı. İslamcılığın ekonomi ve modern teknoloji ayrıca İslamcılığın parlamenter sistem ile birlikte olmasını sağladı."

SARIKAYA: MİLLİ BİR MUHAFAZAKARDI
2 ay önce Erbakan ile görüşen gazeteci Muharrem Sarıkaya da Erbakan ile yaptığı son konuşmada 1970'lerdeki Necmettin Erbakan'ı karşısında gördüğünü açıkladı.

Sarıkaya, Erbakan'ı "milli bir muhafazakar" olarak tanımladı.

Sarıkaya'nın anlattığına göre; Erbakan, ayrıca kendisinin yerine yeni isimlerin düşünüldüğünde ise, "Onlar daha çocuk. Bizim planlarımızı yiyorlar. Yakında bana gelip, ne yapacaklarını soracaklar" demiş.

Sarıkaya ayrıca Erbakan'ın siyasete devam etmediğini ancak halkın kendisini istediğini ifade ettiğini kaydetti.

ŞENER: İTTİFAKLAR ÜZERİNE KONUŞUYORDUK
Hastane önünde açıklama yapan Abdüllatif Şener de herkese başsağlığı diledi.

Şener, "Kendileri Türkiye'de iyi şeylerin olmasını istedi. Ülkemizin güçlü ve büyük bir ülke olması için siyaset mücadelesi vermiştir. Siyasette ekol olduğunu da ortaya koymuştur" dedi.

Şener hastanede kalabalık olmaması için taziyelerin Saadet Partisi'nde alınacağını açıkladı.

Şener, en son görüşmelerinde de ittifaklar üzerine konuşuklarını ifade etti.

NTV'de görüşlerini açıklayan Şener, Erbakan'ın siyasete yaptığı katkının bir üniversiteye benzetilebileceğini söyledi.

Şener, "Onun tavsiyelerinden, onun siyaset yönteminden büyük ölçüde yararlandım. Liseden beri kendini izledim.

Milli Nizam Partisi'ni anlatmak için Sivas'a geldiği zamandan beri kendisini izleyerek zaman zaman hareketlerine katıldım.

REFAHYOL son 20 yılın en önemli iktidarıydı. Vatandaşların gelir düzeyinin yükseldiği, denk bütçenin olduğu bir dönemdi. Tüm gelir grupları kendilerine sağladıkları açısından çok başarılı görmektedir.

54. REFAHYOL hükümetinin kuruluşundan önce Refah Partisi ile Doğru Yol Partisi arasında bir olağanüstü durum olması halinde ilk yılın sonunda Erbakan'ın görevden ayrılacağı ve seçimlerin bir yıl sonra olacak şekilde bir plana geçilmesi kararlaştırılmıştı.

28 Şubat'taki olaydan sonra dönemin Cumhurbaşkanı Demirel DYP Genel Başkanı Tansu Çiller yerine bir başkasına hükümeti kurma görevini verince bu durum oluştu.

Siyasi mesajlarını kamuoyundaki her insanın algılayacağı şekilde ileten bir lider olmuştur. Erbakan hocayı izleyenler bunu görmüştür. Siyaset yaparken kendi insanını üzecek bir, kendisine karşı olanları bile üzecek bir söz söylememeye dikkat ederdi."

BAHÇELİ: MÜMTAZ BİR KİŞİYDİ
MHP lideri Devlet Bahçeli de, "Türk siyasi hayatında mümtaz bir yeri bulunan, milli görüş hareketinin kurucusu Necmettin Erbakan hakkın rahmetine kavuşmuştur. Ona karşı son görevimizi yerine getirmek için Ankara'ya dönmek istiyorum" yorumunu yaptı.

HATİPOĞLU: ÜÇ İSTEĞİ VARDI
Yasin Hatipoğlu, Erbakan'ın üç isteği olduğunu anlattı.

Hatipoğlu şunları söyledi: "İlk olarak yaşanabilir bir ülke istiyordu.

İkincisi yeniden büyük Türkiye istiyordu. Eskiden büyük bir ülkeydi ama kenarından kırptılar. Yeniden büyük bir Türkiye istiyordu.

Üçüncü olarak ise yeni bir dünya düzeni istiyordu. Dünya bir bulgur kazanı gibi kaynıyor. İnsanların birbirlerine saygı gösterdiği yeni bir dünya düzeni istiyordu.

Son dönemde yaşanan halk isyanlarına üzülüyordu çünkü insan seviyordu. Her türlü insanı ırk, din, dil ve cinsiyet gözetmeden severdi."

BARLAS: SİYASETE YENİ BİR SOLUK GETİRDİ
Gazeteci Mehmet Barlas da Erbakan için şunları söyledi:

"Siyaset hayatımız Erbakan'a gereken değerini verecektir. Siyasi hayatımızı siyasal İslam'ı sokmuştur. Türk siyasetine yeni bir soluk getirmiştir. Erbakan'ın siyasal İslam'ı siyaset hayatına sokması Türkiye demokrasisinin daha sağlam olmasını sağladı.

Çok çalışırdı, gerçi bazı projeleri hayal projeleriydi ama önemli düşünceleri de vardı."

YILMAZ: 'KOMÜNİST PARTİ KURULMALI' DEDİ
Gazeteci Mehmet Yılmaz da bu ani ölüm için şöyle konuştu:

"Erbakan bir keresinde bize Komünist parti kurulmalı demiş ama yazmayın demişti. Biz de badem bıyıklı biri diyerek açıklamayı yazmıştık. Bir hafta sonrasında ise yanında taşıdığı kuruyemişlerden bize ikram ederek bir daha anlaşmayı bozarsanız vermem uyarısında bulunmuştu.

İslamcı ideolojiyi savunan kitlelerin normal siyasete girmesini sağladı. Onun sayesinde bu kitleler demokratik sistemin için de bulunabildi."

ÇAKIR: BAĞIMSIZLAR HAREKETİNİ BAŞLATTI
Gazeteci Ruşen Çakır, Necmettin Erbakan ile uzaktan tanıştıklarını kendisiyle özel röpotajını sadece NTV'de Yazı İşleri programında yaptıklarını anlattı.

Çakır, ayrıca hısım olduklarını, kardeşi ile halasının evli olduğunu ifade etti. Ancak buna karşın bile çok uzun süre konuşmadıklarını, en fazla 2-3 dakika konuştuklarını söyledi.

Çakır, Erbakan'ın "bir kısım gazeteciler", "kadayıfın altının kızarmasını bekliyoruz", "Glu glu dansı" gibi ilginç ve Türk siyasi hayatına giren sözleri olduğuna değindi.

Gazeteci Çakır, "Erbakan yoktan bir hareket başladı. Bağımsızlar hareketini başlattı" dedi.

Ruşen Çakır, kendisinin dünya çapında bir makina mühendisi olduğuna değindi.

Kendisinin dine çok vakıf olduğunu belirrti. Siyasi hayatta da bilgisinin çok fazla olduğunu ve bu üç unsurdan kendisine "hoca" dendiğini kaydetti.

Tabanında bağlılığın bu unsurlardan olduğunu belirten Çakır, kopmaların olduğunu ancak kopmalardan sonra başarısız olanın çok az olduğunu aktardı.

Çakır, şöyle konuştu: "28 Şubat'tan bir gün önce ölmesi çok manidar. Yıllarca 'Başbakan Erbakan' dendi, bir yıl başbakanlık yaptı ve ardından devrildi.

28 Şubat bir darbeydi. Şimdi o darbeyi yapanlar nerede ve ne düşündüler, şu an neyle karşılaştılar. Buna bakmak lazım. Onun küllerinden öğrencileri doğdu.

Demirel Odalar Birliği Genel Sekreterliği'nden aldı. Sonra milletvekili olmasına engel oldu. Bunlar olmasa merkez sağ içinde bir odak olacaktı. Erbakan, Milli Görüş hareketinin erken doğum yapmasının sebebi Demirel'in bunları yapmasıdır.

Birden bu hareket gelişti ve milyonlarca insan yetiştirdi. Onu seven çok fazla insan vardır."

Çakır, "Libya çadır olayını da anlattım; "O çadır olayında yanındaydım. Kendisi de beklemiyordu. Orada Kaddafi önceden konuşmak istedi ve herkes iyi sözler söyleyeceğini sandı. Ancak hakaretler yağdı. Kesinlikle kimse beklemiyordu" diye konuştu.

OKUYAN: İTTİFAK ÇALIŞMALARI YAPIYORDUK
Erbakan'ın hapishane arkadaşlarından Yaşar Okuyan da şu ifadeleri kullandı:

"Yarın Erbakan'ı ziyaret etmeyi düşünüyordum. Tam 40 yıl önce 1968'lerde tanıştık. Birinci ve İkinci Milliyetçi Cephe hükümetlerinde birlikte çalıştık. Sonra da tutukevinde 11 ay birlikte kaldık. Çok ilginç bir hukukumuz vardı.

Dava insanıydı. İnandıklarından dönmezdi ve espriliydi. Ona, 'Seninkiler ülkeyi maffediyor, neden iyi hoca olmadın' dediğim zaman bana, 'Bunlara verdiğim okusun çalışsın diye verdiğim kitapların arasına çizgi roman koymuşlar, nereden bileyim' cevabını vermişti.

İttifak çalışmalarımız vardı. 2007 seçimlerinde de ittifak olmalıyız demişti.

Bir gönül insanıydı. Son nefesine kadar siyasetten kopmadı."

GÜNAY: DEĞERİ İLERİDE ANLAŞILACAK
Kütür Bakanı Ertuğrul Günay da, "Çok geniş bir toplum kitlesini hiçbir konjektürde hiçbir şiddet eğlemine yönlendirmeden bütünüyle demokrasiye taşımaya, siyaseten kazanacaksa da kaybedecekse de bunun demokrasi içinde olmasına dikkat etti. Türkiye demokrasinini militan ve tek taraflılıktan, çok sesliliğe geçisi onun sayesinde oldu. Kıymeti ileride daha fazla anlaşılacaktır" yorumunu yaptı.

BOZKURT: LİBYA'YA MÜTAHİTLER İÇİN GİTTİ
Sedat Bozkurt da Erbakan'ın devlet adamlığı için Libya'daki krize atıf yapıldığını belirtti. Bozkurt, "Orada bir hayalin peşinden gittiler. Denk bütçe yapmak istiyorlardı. Kaynak arıyorlardı ve Libya'da da Türklerin parası vardı ve o dönem mütahitlik işleri verilecekti. Bunlar için gitti ve bildiğimiz olay oldu. O ise kahramanlık yapmayarak, oldukça yararlı bir görüşme oldu dedi. Bu devlet adamlığındandı" diye anlatı.

Bozkurt ayrıca Fatih Erbakan ile bu yapının gidebileceğini düşünmediğini açıkladı.

AĞAR: LİBYA ÖNCESİ UYARDIM
Mehmet Ağar da iki anısını anlattı. Ağar, "Libya ziyareti öncesi bunun doğru olmadığını, gidilmemesi gerektiğini söyledi. Ancak şu an bakan olan birileri bu görüşe karşı çıktı ve malum olaylar oldu. Sonra ben İçişleri Bakanlığı'ndan istifa etmek istediğimden telefon açtı ve çok kibar bir şekilde gensoru geçtikten sonra istifa etmemi istedi. O sırada bana kırgın olmadığını ve haklı olduğumu söyledi.

Diğer anım da merhume eşiyle bir uçak yolculuğundaydım. Bagajını taşımakta zorlanınca ben aldım taşıdım. Kapıda araca bıraktım ancak kendisini karşılamaya kimse gelmediğinden gözünden iki damla yaş aktı. Bana teşekkür etti. Ertesi sabah Sayın Erbakan arayarak bana hem hanımefendinin hem de kendisinin teşekkürlerini sundu.

Ben güvenlik güçlerinde uzun yıllar boyunca çalıştım. Bu sürede kendisinin başkanlığını yaptığı harekette bir çakı bıçağına dahi rastlamadık" dedi.

Ağar sözlerini, "Erbakan keşke kendi ekolünün temsilcileri iktidardayken siyasete dönmeseydi" yorumunu yaptı.

Fotoğraflarla Necmettin ERBAKAN

Facebook'ta Paylaş

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile


In order to view this page you need Flash Player 9+ support!

Get Adobe Flash player

Giriş Yap

İstatistikler

Bugün: 61
Dün: 517
Bu Ay: 14373
Toplam: 242320

Şu anda 53 konuk çevrimiçi

Albümden Resimler


Niksar Hüseyingazi Köyü-6
Niksar Hüseyingazi Köy...

Hava Durumu

64°
18°
°F | °C
Fog
Humidity: 72%
Thu
Thunderstorm
50 | 72
10 | 22
Fri
Chance of Storm
46 | 73
7 | 22
Sat
Chance of Rain
50 | 72
10 | 22