Köyümüzü Tanıyalım
| Köyümüzü Tanıyalım |
| Pazartesi, 30 Mart 2009 13:35 | ||||||
KÖYÜMÜZÜ TANIYALIMHüseyingazi Köyü, Tokat ilinin Niksar İlçesine bağlıdır. Tokat'a 57 km. Niksar ilçesine 7 km. uzaklıktadır. Köyümüzün rakımı, 480 metredir. Köyümüzün Google görüntüsünü ve haritasını ayrıntılı olarak incelemek için buraya tıklayınız. KÖYÜMÜZÜN TARİHİ VE COĞRAFİ DURUMUKöye ilk yerleşimin kesin tarihi bilinmemekle birlikte; 1800–1850 yılları arasında, şimdiki yerleşim yerine 3–4 ailenin gelerek konakladığı ve burayı yurt edindiği bilinmektedir. Bu aileler Kadıoğullarından Halil, Kasımoğullarından Bekir, Ağcaoğullarından Ali olduğu bilinmektedir. ![]() Köyde ev yeri kazılarında ve samanlık kazılarında eski zamanlara ait insan iskelet parçaları, şarap veya su depolamada kullanılan büyük küpler çıkmaktadır. En son 7–8 yıl önce samanlık yeri kazısında bulunan yüz litre su alabilecek büyüklükteki bir küp, müze yetkililerine teslim edilmiştir. ![]() Köyün 3 km doğusunda Boyluca (Ereç) köyünde ve Kürtlerderesi bölgesinde yakın zamana kadar Rumların yaşadığı biliniyordu. Cumhuriyetin ilk yıllarında Balkanlardaki Türklerle Türkiye’deki Rumlar arasında yapılan nüfus mübadelesinde bu bölgedeki Rumlar ile balkan Türkleri arasında nüfus mübadelesi yapılmıştır. Bu bölgeden göçen Rumların yerine Balkan Türkleri (muhacirler) yerleştirilmiş, Rumların tarlaları muhacirlere paylaştırılarak köyümüze komşu olmuşlardır. Tarlalar ortak sınırlarımız içerisindedir. Köyümüzün Eski Adı Köyün adı 1950’li yıllara kadar Tis olarak kullanılmış, diğer köylerin adıyla birlikte buranın adı da Hüseyingazi olarak değiştirilmiştir. Ancak eski alışkanlık halen devam ediyor. Nerelisin? Diye sorulduğunda herkes bir ayrıcalıkmış gibi “Tisliyim” cevabını verir. Köyümüzün Adı Nereden Gelmektedir?
Hüseyin Gazi Kimdir? Hüseyin Gazi, Niksar ilçesine 7 km uzakta bulunan bir köydedir. Selçuklu Alperenlerinden Melik Gazi’nin kardeşidir. Anadolu’nun fethi sırasında Melik Gazi ve kardeşlerinin Tokat ve çevresinde ne büyük hizmetler yaptıklarını biliyoruz. Artova’dan, Zile’ye, Sulusaray’a; Almus’tan Başçiftlik’e, Reşadiye’ye kadar uzanan bütün Tokat’taki Alperenlerin herhangi bir şekilde Melik Gazi ile alakası var. Ya kardeş, ya çocukları, ya yol arkadaşları, ya askerleri, ya da Yesevi Ocağının birer gönül eri olmaları nedeniyle tarih içindeki irtibatları kesilmiyor. Hüseyin Gazi köyündeki, Alperenlerin de kendine göre bir menkıbesi var. Anlatılanlara göre köyün sahibi, Niksar’daki kralın kızıdır. Kız son derece güzeldir. Bu güzelliğini Kelkit ırmağının serin sularında her sabah kimse görmeden yıkanarak kazanmaktadır. Kralın kızı, Kelkit ırmağından çıktıktan sonra beyaz atıyla rüzgârın sırtına binercesine, Şu anda Köy halkı tarafından Tekke olarak adlandırılan ve taştan yapılan saraya geliyor. Burada güneşlenerek güzelliğine güzellik katıyor. Hüseyin Gazi, yöreyi fethetmek için Şeher tepesinden etrafı seyrediyor. Kızıltepe’ye gelip Kral kızının sarayını gözetliyor. Kızı görüp hayran kalıyor. Askerlerini toplayıp bu sarayın alınmasını, yöredeki halkın da İslâm’a davet edilmesini arkadaşlarına sıkı sıkı tembih ediyor. Kral kızı, taş sarayın gözetleme yerinden Aşağı Gebeli’ye doğru bakıyor. Hüseyin Gazi ve askerlerini görüyor. Hemen sarayda ne kadar muhafız varsa etrafa yerleştiriliyor. Büyük bir muharebe başlıyor. Hüseyin Gazi, bir kısım askerlerini de Çakıl Tepesinden, Namlı Hana, oradan da ormanların arasından saklanarak geceleyin hücuma geçmelerini emir veriyor. Hüseyin Gazi ve arkadaşları oyalama taktiği yaparak kahramanca savaşıyorlar. Birçok şehit veriliyor. Akşam olunca Taşsaray arkadan kuşatılıyor. Kapılar zorlanarak açılıyor… Taşsaray ve içindekiler teslim alınıyor. Kral Kızı, Hüseyin Gazi’nin cesaretine, zekâsına hayran kalıyor. Binlerce yıldır alınamayan kalenin bir gecede nasıl fethedildiğine şaşırıyor. Gönlü Hüseyin Gazi’yi arzuluyor. Fakat tek söz söylemiyor. Hüseyin Gazi, Taşsarayın mensuplarını topluyor. “Bundan sonra serbestsiniz. Size kimse dokunamaz. İsteyen Tevhit inancını seçsin Müslüman olsun. Bizimle kardeş olsun. İsteyen kendi dininde kalsın. Aşağıya yurt yuva kurun. İsteyen sevdikleriyle birlik olsun, Taşsarayda otursun. Şunu da bilesiniz ki, bu beldeler artık Türklerin olmuştur. Canımız pahasına da olsa buraları bırakmayız.” Bu sözden sonra Taşsarayda yaşayan halkın çoğu Müslüman oluyor. Bir kısmı Erbaa’ya göç ediyor. Kralın Kızı da Müslüman oluyor. Sevdiği Hüseyin Gazi’nin yanında kalıyor. Hüseyin Gazi kardeşleriyle yöreyi Türk’ün vatanı yapmak için büyük uğraşlar veriyor. Yıllar sonrada vefat ediyor. Kabrinin içine atını, kullandıkları silahları, zırhlarını gömüyorlar. Bu sebeple bu güne kadar gördüğüm Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait en büyük mezar olduğunu söyleyebilirim. Yaklaşık (4m. X 2,5m.). Bu mezar da pek çok tarihî mezar gibi tahrip edilmiştir.
Köyümüzün Kurulduğu Yer
KÖYÜMÜZÜN NÜFUS YAPISI1970 yıllarında köyün nüfusu 300–350 arasında değişmekteyken günümüzde bu nüfus düşmüştür. 1997 yılında toplam nüfus 220 kişi, 2000 yılında 245 kişi, 2007 yılında ise 173 kişi olduğu tespit edilmiştir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun yaptığı ADNK ile 31 Aralık 2007 tarihi itibariyle köyümüzün toplam nüfusunun 173 olduğu, bunun 82’sinin erkek, 91’inin kadın olduğu belirlendi. Türkiye İstatistik Kurumu'nun 2008 yılı rapor sonuçlarına göre 102 erkek, 113 kadın olmak üzere toplam köyümüzün toplam nüfusu 215'tir.Türkiye İstatistik Kurumu'nun 2009 yılı rapor sonuçlarına göre 91 erkek, 110 kadın olmak üzere toplam köyümüzün toplam nüfusu 201'dir. Son nüfus sayımında, 1990 ve 2000 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre köyümüzün nüfusunda dikkat çekici bir düşüş görülmektedir. Bu düşüşün tek nedeni önceki yıllarda yerel seçimler nedeniyle herkesin kendi ikamet adresinde yazılmaması değildir. Bunun gerçek nedenleri en kısa sürede araştırılmalı, bölgemizde çeşitli yatırımlar yapılmalı, köyümüzden ve yöremizden işsizlik nedeniyle büyük şehirlere göç edilmesi kısa sürede durdurulmalıdır. Köyde 45 hane vardır. Bunlardan yarısına yakını da yaşlı ailelerdir ve yaş ortalamaları 50’nin üzerindedir. Evlilik yaşı 18–25 arasıdır. Görücü usulü ile evlenilmektedir. İlk önce aileler arası gidiş geliş artmakta aileler birbirlerini tanıdıktan sonra aile büyükleri kız evine dünürlüğe giderler. Sonra kız evi araştırma yapmak, kendi aile büyükleriyle görüş alış-verişinde bulunmak ve düşünüp taşınmak için süre isterler. Olumlu olarak haber gönderildiğinde, kız ve erkek tarafının aile büyükleri kız evinde toplanarak söz keserler, dua yaparlar. Tatlı bir şey yenerek iş tatlıya bağlanır ve kahve içilir. Köyde kesinlikle zorla evlilik yaptırılmaz. Kız kaçırma olayları olmaz. Flört ayıp karşılanır, ayıplanır ve kınanır. Yüzük takma ve nişan törenlerinden sonra düğünler yapılarak yeni aileler kurulur. Genellikle evliliğin ilk yıllarında anne baba ile birlikte kalınır. Belli süre sonra yeni ev yapılarak ayrı bir aile hayatı yaşanır. Köyümüzde tek evlilik ve sadakat esastır. Geçmişten günümüze kadar çok eşli hiç aile olmamıştır. Akraba evliliği yoktur. Genellikle komşu köylerden kız alış-verişi yapılmaktadır. Ailede çocuk sayısı 2 ile 5 arasında değişmektedir. TUİK Verilerine göre 2008 yılı medeni durum ve cinsiyete göre köyümüzün nüfus yapısı; Hiç evlenmeyen 25 erkek 13 kadın toplam 38 kişi, evli 65 erkek 65 kadın toplam 130 kişi, eşi ölen 2 erkek 17 kadın toplam 19 kişi bulunmaktadır.
KÖYÜMÜZDE TOPLUMSAL HAREKETLİLİK1970’lere kadar köyden dışarı hiç göç yaşanmamış dışa açılım olmamıştır. Kendi kabuğu içerisinde sıkışıp kalmıştır. 1970’li yıllarda Türkiye’deki değişimle beraber burada da bir dış göç yaşanmaya başlanmıştır. Dış göçün büyük bir bölümü İstanbul’a olmaktadır. Köyde akrabalık ilişkileri çok kuvvetlidir. Komşuluk ilişkileri gelişmiştir. İmece usulü yardımlaşma geleneği hâlâ devam etmektedir. Yardımlaşma duygusu köyde hakimdir. Gündüzleri bağ, bahçe, tarla işleri ve hayvancılıkla uğraşılmaktadır. Akşam olduğunda komşular bir araya gelerek geç saatlere kadar bir arada zaman geçirmektedir. Köyümüz üç kabileden oluşmaktadır. Ağcaoğulları (Akça, Özbilgin soyadını taşıyanlar), Kadıoğulları (Kılıç, Anlak, Gürel soyadını taşıyanlar), Kazanlar (Şahin, Tuncel, Çiçek soyadını taşıyanlar) kabileleri vardır. Bu üç kabile arasında zaman zaman çeşitli sebeplerden dolayı sürtüşmeler yaşanmaktadır. Bunlardan en belirgin olanları yayla davaları, mera ve muhtarlık seçimleridir. Bu yüzden zaman zaman tansiyon yükselmektedir. Komşu köylerle iyi bir komşuluk ilişkisi sürdürülmektedir. Hastalık, ölüm, düğün, bayram vb. köyler arası ilişkiler çok yüksektir. En fazla ilişki Hacılı, Arpaören, Işıklı, Şahnaalan, Şahinli, Gürçeşme, Güdüklü köyleri, Niksar’ın Ayazma ve Modikli mahalleleriyle olmaktadır. Genellikle evlenmeler bu çevre köylerdeki gençler arasında olmakta ve bu nedenle çevre köylerle olan ilişkiler geçmişten günümüze kadar sıcaklığını korumaktadır. KÖYÜMÜZÜN EKONOMİK DURUMUKöyde tarım ve hayvancılık hakimdir. Ticaretle uğraşan yok denecek kadar azdır. Köyün arazisinin büyük bir bölümü susuzdur. Bundan dolayı susuz tarım yapılır. Arazinin üçte birinde sulu tarım yapılmaktadır. Sulugöl bölgesinde kurulu olan sulama göletinden kanallarla düz araziye sulama suyu gelmektedir.
KÖYÜMÜZÜN EĞİTİM ÖĞRETİM DURUMUKöyde okuryazarlık oranı çok yüksektir. Köy odası ve misafirhane olarak kullanılan camiinin bitişiğindeki tek odalık ev, 1965 yılında ilkokul olarak açılmış. Dört yıl burada eğitim – öğretim devam etmiştir. Köylünün çabası, devlet – vatandaş işbirliğiyle 1969 yılında iki katlı lojmanlı büyük bir ilkokul yapılmıştır. Bununla birlikte köydeki eğitim seviyesi yükselmiştir. Orta öğretime ve yüksek öğretime giden öğrenci sayısı artmıştır. Köyden her kademede ve meslekte özel veya devlet dairelerinde memurlar yetişmiştir. Bununla birlikte köyde kültür seviyesi yükselmiştir. Okuyup meslek edinen kimselerin göçmesiyle köyün nüfusu azalmış, 1970’li yıllarda 60–80 arası olan öğrenci sayısı günümüzde 23’e kadar düşmüştür. Okulun yapıldığı yıllarda iki şube (1,2,3 ve 4,5) iken, günümüzde tek şubeye düşmüştür. Öğrenci sayısı yeterli olmamasına rağmen Avrupa Birliği Uyum Sürecine paralel olarak anasınıfı açılmıştır. 2008 Yılı TUİK verilerine Göre Köyümüzün Eğitim Öğretim Durumu: Mesleğe ve çalışma gruplarına göre dağılımı (2008 yılına göre):
Yukarıda sayılan meslekler dışında azımsanamayacak kadar başka şehirlerde yaşayan, değişik işlerde çalışan insanlar vardır. Yukarıda adı geçen mesleklerdeki insanlar köyün nüfusuna (2000 yılına göre 245) dahil değildir. Köyde ikamet edenler tarım ve hayvancılık yapmakta, çiftçilikle uğraşmaktadırlar.
KÖYÜMÜZÜN SAĞLIK DURUMUKöyde sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. İlçe merkezine yakın olduğu için ihtiyaç duyulmamıştır. Köyde belirgin bir hastalık yoktur. Köydeki ahırlar evlere yakın olduğu için gübrelikler insan sağlığını tehdit etmektedir. Hayvan gübrelikleri köyün en büyük sağlık sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Niksar’ın bütün köylerinde görülen bu sorun ahırların yerleşim birimleri dışına çıkması ile çözülebilir. Bunun içinde köklü bir çalışma ve malî bir külfet gerekir. Bunun dışında halk sağlığını bozacak bir unsur görülmemektedir. Köyün çam kokulu temiz havasında yaşayan halkta belirgin bir sağlık sorunu yoktur. KÖYÜMÜZDE AİLELERİN YAŞAMA DÜZEYLERİKöyün beslenme ve beslenme alışkanlıklarında tarım ve hayvan ürünleri kendini göstermektedir. Tarla ve bahçelerden çıkarılan ürünler evde tüketilmekte, ürün fazlası ise satılarak aile bütçesine katkı sağlamaktadır. Bunlar; buğday, mısır, nohut, fasulye, kavun, karpuz, soğan, üzüm sayılabilir. KÖYÜMÜZDE ULAŞIM VE HABERLEŞMEKöyün ilçe merkezine uzaklığı 7 km. il merkezine uzaklığı 59 km.’dir. Köyün içerisi dahil köy yolu asfalt kaplamadır. Komşu köylerle stabilize yollarla bağlantı sağlanmaktadır. İlçe ile ulaşım otomobil, traktörler ve minibüslerle sağlanmaktadır.
Favori olarak işaretleyin
Favorilerinize ekleyin
Bunu e-posta ile gönder
Okuma: 2260 Yorumlar (2)
![]() Yorum yaz
![]() |
||||||
| Son Güncelleme: Pazartesi, 25 Ocak 2010 17:25 |

















çok güzel şeyler var burada




